Demosid – Devletlerin Halk Katliamı

Sözlük | canakci | Aralık 13, 2010 at 4:14 pm

Demosid terimi grekçe kökenli “halk” ve “öldürme” sözcüklerinden oluşur ve günümüzdeki anlamı politik bilimci R. J. Rummel tarafından şöyle tanımlanmıştır;

Hiçbir sivil cani resmi görevli olanların yaptığı kadar büyük bir vahşeti asla gerçekleştiremez.

Ülkedeki bir iktidarın kararları sonucu gerçekleşen (jenosit(soykırım), politisid(siyasi katliam) ve kitle kıyamları dahil her türlü ölüm.

Soykırım kavramının hukuki tanımı içinde yeralmayan çeşitli ölümler de bu kavramın içinde yer alır. Öte yandan devletlerin savaşlarda öldürdükleri, yargılayıp idam ettikleri insanlar ya da askerlerin bir askeri hedefe karşı yapılan silahlı saldırıyı bastırma doğrultusundaki hareketleri sonucu gerçekleşen her türlü sivil ölümleri demosid sayılmaz.

Bir insanın kendi devletinin silahlı güçleri tarafından öldürülme riski başka bir ülkenin silahlı güçleri tarafından öldürülme riskine göre (istatistiksel olarak) 6-8 kat daha fazla.


Rummel hükümetlerin yol açtığı ölümlerle ilgili 8000 raporu tetkik etmiş ve 20nci yüzyılda demosid’e bağlı 262 milyon ölüm gerçekleştiğini hesaplamış. Çalışmasında ayni dönem içinde devletlerin kendi halkları arasında doğrudan ve dolaylı olarak gerçekleştirdikleri ölümlerin harplerde düşmanların eylemleri sonucu gerçekleşen ölümlerin sayısından en az 6 kat daha fazla olduğunu görmüş. .

Devletlerin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini korumak, kollamak gibi temel görevleri olduğunu düşünürüz. Hükümetlerin elindeki silahlı emniyet ve güvenlik güçleri de devletin bu görevlerini sağlamakta onlara ihtiyaç duyması gerekçesiyle onlara verilmiştir. Kaynak daima sivil halktır. Devletler aslında her zaman tüm gücünü destek aldığı halklarından sağlar.. öyle değil mi?.

Peki eğer devletler halkı korumak ve kollamak gerekçesiyle sahip oldukları güçleri onlara hükmetmek ve onları ezmek için kullanmakta iseler devletlerin bu güçleri meşru bir güç sayılabilir mi?.

Tabloya göre 20nci yüzyılda dünyada kendi devletleri tarafından öldürülen 262 milyon kişinin 1milyon 883bin'i son 1909-1918 arasındaki Osmanlı (ITC) devleti, 878 bini ise 1919-1923 yılları arasındaki kuvvayı milliye iktidarı tarafından gerçekleştirilmiş. Cumhuriyet devrindeki katliamlar tabloya dahil edilmemiştir.


Yirminci yüzyıl ve dünyadaki bütün ülkeler gözönüne alınarak gerçekleştirilen bir istatistik çalışma eğer bir dünya vatandaşının kendi devletinin güçleri tarafından öldürülme riskinin başka bir ülkenin silahlı güçleri tarafından öldürülme riskine göre 6-8 kat daha fazla olduğunu apaçık bir biçimde ortaya koymakta ise bu konudaki vizyonumuzu tümden değiştirmemiz gerektirmiyor mu?.

Mesela bir düşman devlete sığınıp, bizi kendi devletimizden korumasını istersek hayatımızın 8 kat daha güvenli hale geleceğini düşebilirsek eğer, genel psikolojimiz bundan nasıl etkilenir?.

Üstelik burada belirli haydut devletlerin durumundan değil tüm dünyanın genel ortalamasından söz ediyoruz. Eğer halklar değilse de tüm devletler çıldırmış olmalı…(1900-1923 yılları arasındaki türk iktidarlarının gerçekleştirdiği halk katliamları ile ilgili ayrıntılı bilgileri görmek için tıklayınız.)

Eğer bir ülkenin devletinin çeşitli kurumlarının sponsor olduğu medyalar ve çeteler kendi sivil halkının kimi politik ve sosyal kurumlarının dağıtılması, halkın dil, din, kültür, ve milli şuur üzerinden baskılanması, kültürel grupların ekonomik varlıklarının, bireylerin kişisel güvenliklerinin, özgürlük, sağlık, ve itibarlarının yok edilmesi şeklinde hedefler edinebiliyor, planlar hazırlıyor ve uyguluyor ise o halk da hala devletinin kendisine bir güvenlik sağladığı inancıyla hayatına devam edebilir mi?.

Şu anda dünya halklarının hala “devletime zeval gelmesin” düşüncesinde olmaları ve kendi üzerlerinde kurulan sıkı ulusal otoriterliklere boyun eğmeleri devletlerinin kendilerine tam olarak neler yapmakta olduğunu başarılı bir şekilde gizleyebilmelerinden kaynaklanıyor olabilir mi?. Peki o zaman eğer durum böyle ise WikiLeaks benzeri medyalar, devletler ve devletlilerin aslında yapmakta olduklarına ilişkin gerçeklikleri ortalığa sızdırıp gün ışığına çıkartırlarsa durum ne olacak. Yine de sanki hiçbirşey olmamış gibi eski güç ve hakimiyetlerini sürdürmeğe devam edebilecekler mi?

Rejim ne kadar otoriter ise demosid o kadar fazla oluyor

Soldaki tablo bize şunları göstermektedir;
1. Demosid ülke iktidarı otoriterleştikçe artmakta, demokratikleştikçe azalmaktadır. Rejim demokratikleştikçe halkın daha az katledilebilmesinin nedeni devletin yaptıklarını gizleme olanaklarının azalmasından kaynaklanmaktadır.

2. 1940-45 yılları arasında halk katliamlarında patlama yaşanmış. Bunun nedeni devletlerin savaş ortamını ayni zamanda iktidarlarını kuvvetlendirme fırsatı olarak değerlendirmek istemeleri. O dönemde tam demokratik kabul edilen ülkelerde bile halk katliamı yaşanmış.

3. İkinci dünya savaşı yıllarından bu yana devletlerin halk katliamları istikrarlı bir şekilde azalmış. Bunun nedeni tüm dünyada devletlerin militer otoriterlik gücünün sürekli kan kaybetmesi. Demokratikleşme ölçüsünde şeffaflık artıyor, şeffaflık arttıkça halk katliamı potansiyeli ve yapılan kötülükleri gizleme gücü azalıyor. Bu çok iyi birşey. Daha ayrıntılı istatistiksel bilginin ye aldığı tablo için lütfen tıklayınız.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.