Cezayir’in Kurtuluşu

Tarihte Neler Oldu | | Nisan 11, 2011 at 4:12 pm

Cephet üt tahrir el Vatani - Vatanın Kurtuluşu Cephesi - NLF

Cezayir Bağımsızlık Savaşı, 20. yüzyılın en önemli silahlı mücadelelerinden biridir. Cezayirli Müslüman Araplar ile koloniyel olarak adlandırılan Fransız kökenli Cezayirlilerin arasındaki sürtüşmenin, 130 yıllık koloni yönetimine karşı bir isyana dönüşmesiyle başlamıştır.

Fransa’nın diğer sömürgeleri bağımsızlıklarını, daha kısa süreli ve daha az kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar neticesinde elde ederken, Cezayir’de 8 yıl sürece çok ciddi bir iç savaş yaşanmıştır. Bu şiddetli çatışmanın sebepleri üzerinde kısaca durmakta fayda var.

1950 yılında yaklaşık 8.6 milyon olan Cezayir nüfusunun, 1 milyona yakınının Fransız kökenli olması, 130 yıldır burada yaşayan beyazların, bölgeyi anavatanları olarak tanımaları, Fransa’nın ülkeyi bir koloni olarak değil, bir ili olarak tanımlaması, bu nedenler arasında ilk sırada yer alır.

II. Dünya Savaşı sonrasında Cezayir, son derece adaletsiz bir temsil sistemi ile yönetiliyordu. 6 milyona yakın Müslüman Arap, Cezayir meclisinin %50’sini seçerken, 1 milyon Fransız kökenli Hıristiyan ve Yahudi Cezayirli, meclisin kalan yarısına temsilciler gönderiyordu.

Ekonomik adaletsizlik de benzer aşırılıklara sahipti. 1909 yılında Cezayir nüfusunun % 90’ını oluşturan Araplar, toplam üretimin sadece % 10’unu gerçekleştirdikleri halde, vergilerin %45’ini ödemekteydiler. Toplam üretimin %90’ını gerçekleştiren Fransız kökenli beyazlar, ülkedeki taşınmaz mallarında neredeyse tamamına sahipti. Bu ekonomik güçler arasındaki fark kadar, Fransız kökenli Cezayirlilerin yüzyılı aşkın süredir yaşadıkları toprakları ve servetlerini, tapularına sahip oldukları konutları, tarlaları, evleri ve fabrikaları, durduk yere Araplara terk etmek istememeleri, bu şanlı özgürlük savaşının sebepleri arasında sayılmalıdır.

Messali Hac’ liderliğinde Demokratik Özgürlüklerin Zaferi Hareketi (MTLD) adını alan Cezayir Halk Partisi 1950’de Fransız yönetimine karşı eylemlere başladı. 1952’de önemsiz bir suçtan yargılanan Ferhat Abbas’ın davası yönetimi hedef alan bir propaganda aracına dönüştü. MTLD ve Cezayir Ulema Cemiyeti yöneticileri de Arap devletlerinden destek sağlama çabalarını yoğunlaştırdı.

Messali Hac’ın önderliğinden ve barışçı, demokratik yöntemlerinden hoşnut olmayan bir grup gencin Milli Kurtuluş Cephesini (FLN-Front de Libération Nationale) oluşturdu.

FLN’nin 1 Kasım 1954 günü kurulması ve militanlarının Cezayir’in çeşitli yerlerindeki askeri tesislere, polis merkezlerine, depolara, haberleşme tesisleri ve kamu işletmelerine yoğun bir saldırı kampanyası düzenlemeleriyle Cezayir Bağımsızlık Savaşı resmen başlamış oldu.
FLN Kahire’den yaptıkları yayında, Cezayir’de bulunan tüm Müslümanlara seslenerek İslami prensiplere göre yönetilecek, bağımsız, demokratik sosyal bir Cezayir devletinin kurulması için gereken mücadeleye katılmaları istedi.
Fransa’nın sosyalist içişleri bakanı Fransuva Mitterand (sonradan devlet başkanı oldu) bu durumda savaştan başka hiçbir çare kalmadığını şu sözlerle açıkladı:

“Anavatanın düşmanları ile görüşme ve müzakere etmeyi asla kabul etmeyeceğim. Onlarla tek müzakeremiz savaş olacak!”*

Bu, takip eden beş yıl boyunca başbakan Pierre Mendès-France‘ın uygulayacağı siyasetin de özeti olacaktı.

Başbakan Pierre Mendès-France, 12 Kasım 1954’te Fransa meclisinde yaptığı konuşma da benzer bir içeriğe sahipti:
“Konu ülkenin iç huzuru ve cumhuriyetimizin milli birliği olduğunda bundan taviz verilemez. Cezayir İli (Département*), Fransa Cumhuriyetinin bir parçasıdır. Onlar uzun zamandan beri Fransız olmuşlardır. Bu artık geri döndürülemez. Orası ile anavatan Fransa’nın birliği bölünemez.”

FLN nin saldırı kampanyası kırsal bölgelere yayıldığında ülke içlerinde bulunan pek çok Avrupalı çiftçi mallarını mülklerini yok pahasına ellerinden çıkarıp merkez Cezayir kentine sığındılar ve orada karşı önlemlerin alınması gereği konusunda çığlıklarını dile getirdiler.

Bu arada koloniyel (Fransız asıllı) milisler de oluşmuş onlar da Müslüman halk içindeki FLN ile ilgili olduğundan şüphelendiklerine karşı kanun dışı hareketlerde bulunmakta “ratonnades” (fare avı) dedikleri öldürme eylemlerine girişmekte ve bunda polis yetkililerinden pasif destek sağlamaktaydılar.

Koloniyel beyazlar olağanüstü durum ilanını, Fransa’dan ayrılmayı isteyenlerin yasadışı ilan edilmesini ve politik eğilimle işlenen suçlara karşı “ölüm cezası” getirilmesini istediler. Cezayir’in bağımsızlık mücadelesindeki bir önemli nokta da 1955 yılı Ağustosunda Philippeville yakınlarında FLN tarafından sivil halka karşı girişilen katliamdır.
Çünkü bu tarihe kadar FLN sadece hükümete ve askeri hedeflere yönelik saldırılar yapmakta idi. O gün Konstantin bölgesi vilayet kumandanı olayların tırmandırılması gerektiğine hükmetti. FLN ve destekçileri yaşlı kadınlar ve bebekler dâhil 123 kişiyi katlettiler.

Olaylardan şoke olan Fransız genel valisi ayaklanmacılara karşı harekete geçmeye karar verdi. FLN militanlarına karşı girişilen harekâtta hükümete göre 1,273 militan, FLN’ye göre ise 12,000 Müslüman öldürülmüştü. Philippeville olayından sonra tüm Cezayir ülkesi çapında topyekun savaş başladı.

1956 yılına kadar Fransa Cezayir’e 400,000’den fazla asker göndermişti. İçinde vahşetiyle kötü şöhretli olan yabancı lejyonu, seçkin hava indirme birlikleri de yer almakta idi. Ancak, Cezayir’deki Fransız ordusunun normal birlikleri arasında 170 bin kadar da çoğu gönüllü olmuş olan Müslüman Cezayirli bulunmakta idi. Fransa ayrıca Cezayir cephesine hava kuvvetleri ve bahriyeden de birlikler göndermişti.

1956 ve 1957 yılları arasında FLN’nin askeri kolu olan “Armée de Libération Nationale—ALN” klasik gerilla metodu olan vur-kaç taktiklerini başarıyla uyguladı. Fransız ordusu ile direk temastan kaçınarak (aynen bugün Irak’ta uygulandığı gibi) gece baskınları, devriyelere, askeri kamplara, polis merkezlerine karşı vur kaç eylemleri uyguladılar. Koloniyel (beyaz) vatandaşların çiftliklerini, madenlerini ve fabrikalarını yakıp yıktılar. Nakliye ve iletişim tesislerine sürekli baskınlar verdiler. Sonra kaçıp kırsal gölgedeki halkın arasına karıştılar.

FLN yakaladığı Fransız askerlerinin, erkek ve kadın her yaştan koloniyel kişilerin merasimle uzuvlarını kesti ve işkenceyle öldürdü. İnsan kaçırma olayları çok yaygınlaştı. FLN en fazla vahşeti, özellikle Fransızlara yardım ettiğinden şüphelendikleri Müslümanlara karşı uygulamakta idi.

Devrimci FLN güçleri başlangıçta sadece koloniyel rejimin resmi görevlisi Müslüman kişileri hedef alırken, zamanla kendilerine destek vermeyen tüm sivil Müslümanları da vahşice katletmeye başladı. Cezayirli İttihatçı’lar (ki içlerinde Türkiye’den yardıma gitmiş olan, onlara lojistik ve askeri destek sağlayan çok sayıda Türk vatandaşı da vardı) ülkedeki her iki toplumun da içinde bir güvensizlik ve korku atmosferini yaratmakta çok başarılı olmuşlar, Ancak Müslüman halkın çoğunluğunda Fransızlara karşı ayaklanma fikrini yerleştirmeyi bir türlü başaramamışlardı.
FLN/ALN bunu zamanla Aurès, Kabiliye gibi yerlerdeki çeşitli sektörlerde, Konstantin civarındaki dağlık yörelerde, Cezayir’in güneyinde ve Oran’da basit ama etkili askeri metotlarla vergi ve gıda toplama, askere alma ve çoğu zaman geçici olan bazı askeri yönetimler kurma şeklinde gerçekleştirdi. Büyük bölgeleri sabit olarak ele geçirebildikleri hiç olmadı. Ancak yine de tüm ülke çapında bir yeraltı hükümeti kurmayı başardılar.
1957 yılı sonlarında Cezayir’deki Fransız ordusunun komutanı General Raoul Salan “Quadrillage” adı verilen bir sistem kurdu. Buna göre ülke her biri kendisine verilen bölgedeki ayaklanmaları bastırmaktan sorumlu yerleşik askeri birliklere sahip çeşitli bölgelere ayrılmıştı.

Salan’ın metotları FLN terörizmini büyük ölçüde azalttı. Ancak bu strateji, çok sayıda askeri birliğin sabit olarak savunma durumunda kalmasını gerekli kılıyordu. Salan ayrıca Tunus ve Fas’tan gelen sızmalara karşı da yoğun devriyelerle korunan bir bariyer sistemi oluşturmuştu.

Aynı zamanda Fransız askeri yönetimi militanlara yardım ve yataklık ettiğinden şüphelenilen köylere karşı son derece sert bir sorumluluk sistemi getirmişti. Militanlara destek veren köylere karadan ulaşılamadığında havadan bombardımanlar gerçekleştiriliyordu. Ayrıca militanlara yardım etme riski olan köylüler ve köyler tümüyle boşaltıldı ve askeri denetim altında tutulan merkezlere toplandı. (Bunun resmi açıklaması, köylülerin FLN mezaliminden korunması için gerçekleştirildiği şeklindeydi).

“Regroupement” programının uygulandığı üç yıl (1957-1960) içinde iki milyondan fazla Cezayirli köylerinden edildi. (Bütün bunlar size tanıdık geliyor mu?) Özelikle dağlık bölgelerde oturanlar düzlük yerlere taşınmaya zorlandı. Ancak bunların pek çoğu alıştıkları ekonomik ve sosyal konumlarını bu sistemde yeniden kuramadılar. Kamplardaki yaşam koşulları çok çetindi.

Fransa’da ise hükümet çok ciddi bir krizle karşı karşıyaydı. 1954’de Hindi-çini’nde olduğu gibi Cezayir’de de geri çekilmek zorunda kalınacağı görüşü yaygındı. Çoğunluk Fransız hükümetine bu konuda yön verebilecek tek kişinin Charles de Gaulle olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden, Fransa’da IV. Cumhuriyetin ortadan kalkması, askeri darbe benzeri bir zorlamayla hükümetin devrilmesi ve De Gaulle’ün diktatöryel yetkilerle yeni bir anayasa vaadiyle iktidara gelmesine, Fransızlar kadar Müslümanlar da memnun oldular.
Düşmanlıklara son vermenin gereğinin en şiddetli olarak hissedildiği 1958 yılı Haziranında De Gaulle’ün getirdiği yeni politik inisiyatiflerle FLN ülkedeki sürekli savaş durumundan bitap düşmüş olan Müslüman halkın desteğini kaybeder konuma geldi. Esasen Cezayir halkının çoğunluğu bağımsızlık fikrine de çok sıcak karşılamamakta idi. Bu arada Fransız ordusu da 1958 yılında taktik değiştirdi ve sabit birliklerle uyguladığı “Quadrillage” sisteminden vazgeçti. ALN mevzilerine karşı mobil güçlerle, şiddetli ara-bul ve yok-et taktikleri uygulandı.

Ertesi yıl, Salan’ın yerine geçen General Maurice Challe isyanları büyük ölçüde bastırmış bir konuma geçti. 1958-59 yıllarında Fransız ordusu tüm Cezayir’in askeri kontrolünü kazanmıştı ve tam zafere çok yakın bir konuma gelmişti. Ancak politik gelişmeler ordunun kazandıklarını geri kaybettirdi. 1958-59 yıllarında Fransız toplumundaki birçok kesim Cezayir’deki çatışmaya karşı çıkmaya başladı.
Uluslararası baskılar da Fransa’nın Cezayir’e bağımsızlık vermesi yönünde idi. 1959 Eylül’ünde De Gaulle Cezayir konusundaki tavrını tümden değiştirerek bir konuşmasında kendi kaderini tayin etme hakkından (self-determinasyon) söz etti. Bunun üzerine koloniyel (Fransız asıllı) Cezayirliler de Gaulle‘ün kendilerini sattığını dile getirmeye başladılar.

Koloniyel Cezayirliler Fransız ordusunda kendilerini destekleyen kesimlerle birlikte Ocak 1960 ve Nisan 1961 yıllarında Fransız hükümetine başkaldırılar yaptılar. Bunun üzerine de Gaulle daha önce hiçbir Fransız hükümetinin gözden çıkarmayı göze alamadığı bu kesimi iyice silmeye karar verdi. FLN ile görüşmelere 1961 Mayıs ayında Evian’da başlandı. Birkaç kesintiden sonra 19 Mart 1962’de Fransız hükümeti ateşkes yapıldığını açıkladı.

Bu ateşkese ve takip edecek referanduma, Koloniyel Cezayirlilerin tepkisi şiddetli oldu. Geçmişte Fransız devleti için çalışan kontr-terörizm örgütleri yer altına inerek, Gizli Ordu Örgütü (Organisation de l’armée secrète, OAS) adlı yasadışı bir yapı altında birleştiler. Bu dönemde çok sayıda silahlı saldırı gerçekleştirdiler. 1962 yılında De Gaulle ve eşinin son anda kurtuldukları bir suikast de bu örgüt tarafından gerçekleştirildi. OAS’ın günümüzde dahi Fransız aşırı sağı içinde destekçileri mevcuttur. 2006 yılında, FLN tarafından gerçekleştirilen ve 3000 kadar Fransız asıllı Cezayir vatandaşının öldürüldüğü Oran katliamının yıl dönümünü, Paris’te Meçhul Asker Anıtında bir meşale yakarak andılar.

Evian sözleşmesine göre kolonide yaşayan Fransızlara üç yıl boyunca Cezayirliler ile aynı yasal korunma hakkı sağlanmakta idi. Bu haklar mallarına, canlarına ve tüm medeni, sosyal ve kültürel haklarına yönelik idi. Ancak, bu dönemin sonunda Avrupalılar ya Cezayir vatandaşı olacaklar, ya da yabancı kabul edilecek ve tüm haklarından mahrum kalacaklardı. Fransız seçmenler 1962 Haziranında yapılan referandumun sonucu %91 oyla Evian düzenlemesini kabul ettiler. 1 Temmuz, 1962’de Cezayir halkı arasındaki toplam 6.5 milyon seçmenin 6 milyonu bağımsızlık referandumunda oy kullandı.

De Gaulle 3 Temmuz günü Cezayir’in bağımsızlığını ilan etti. Ancak o sırada bulunan Fransız yetkilisi 5 Temmuz gününü yani Fransa’nın Cezayir’e girişinin 132′nci yıldönümü gününü milli bağımsızlık günü ilan etti.

1962 yılında FLN tarafından yapılan tahminlere göre yaklaşık sekiz yıl süren bağımsızlık mücadelesinde savaşla ilgili nedenlerle (her iki taraftan toplam) 300,000 kişi ölmüştür.

Sonradan Cezayir makamlarından bu rakamı 1.5 milyona kadar çıkaran açıklamalar da olmuş. Gerçek sayı üç yüz binin üstünde olabilir, ama şimdi resmen söyledikleri 1 milyon sayısına ulaşılması da mümkün görünmüyor. Fransız ordusunun gerçekleştirdiği Ratissage’larda, bombardımanlarda ve koloniyel milislerin yaptıkları baskınlarda çok sayıda Müslüman milisin öldüğü bir gerçek.

Savaşın yerinden ettiği, toplama kamplarına yerleştirdiği veya Fas’a, Tunus’a kaçmak zorunda bıraktığı Cezayirlilerin sayısı 2 milyonu aşkın olabilir. Bunların içinden binlercesi de açlık, hastalık ve kötü şartlardan telef olmuş. Ancak, bağımsızlıktan sonra da vaktiyle Fransız yanlısı oldukları gerekçesiyle intikam için FLN tarafından binlerce Müslüman’ın öldürüldüğü biliniyor.

Cezayir’in bağımsızlığını ilan eden referandumdan sonra, 1.025.000 Fransız kökenli Cezayirli ve 81,000 Harki (Fransız yönetimini destekleyen Araplar) ülkeyi terk etti. Yine bu dönemde 50 bin ile 150 bin arası geçmişte Harki olduğundan şüphelenilen kişinin ve akrabalarının, ülkede uzun süre avlarını sürdürecek linç güruhları tarafından öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Kaçanlar da dikkate alındığında, Harki’lerin toplam sayısının bu kadar fazla olmadığı da dikkate alınırsa, öldürülenlerin çoğunun alakasız Cezayir Araplar olduğu görülecektir.

Bağımsızlıktan kısa bir süre sonra FLN tüm demokratik hakları rafa kaldırdı ve tek parti rejimi kurdu. 1960 yılında 2,723,638,000 dolar olan Cezayir GSMH’sı, ilerleyen yıllarda hızla düştü ve 1962 yılında 2 milyar dolar seviyesinin de altına indi. Dünyanın en büyük yedinci doğal kaynaklarına sahip olan ülke, ancak 1967 yılından sonra tekrar büyümeye başlayabildi.

Günümüzde ülkenin bütün doğal servetlerine karşın, Cezayir vatandaşlarının alım gücü son derece düşük seviyede kalmaya, FLN 49 yıldır sürmekte olan, Arap sosyalizmine dayalı baskıcı rejimle Cezayir’i idare etmeye devam etmektedir. Demokrasiye geçiş denemelerinin tamamı kanlı isyanlar, 1992 iç savaşı ve askeri darbelerle son buldu.

********************

*Aussaresses, Paul [Gen.]. The Battle of the Casbah.” Enigma Books, 2006, sayfa 2. ISBN 1929631308
** Département (il): Fransa’da yer alan 100 idari ilden her birine verilen isimdir. Bu iller, Fransa’da “bölge” adı verilen ana birimlerde birleşmektedirler. Her ilin bir genel konsey üyesi ve başkenti mevcuttur.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.