İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz !

Zeitgeist / Denemeler | canakci | Ekim 28, 2011 at 9:17 am

– İlk olarak Mustafa Kemal’in kurtuluş savaşının hemen sonrasında kullandığı söylenen bu ifade, daha sonra cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren tek parti iktidarının yetkilileri tarafından sürekli tekrarlanmış. Tek dil, tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet içinde ‘İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitledir.’ Hamdolsun herkes Türk ve Müslüman’dır!

– Peki. Çok güzel de.. bu bir özlem midir, toplum mühendisliği projesi midir, Orwell’in Hayvan Çiftliği’ndeki gibi hepimiz birbirimizden daha eşitiz aslında.

– Plastik doğrama üreticisi firmaya 5 adet endüstri mühendisi alınacak. Maaş 620 TL. İlana 340 kişi başvuruyor.
Şimdi size tam 35 paunlık zeka sorusunu soruyorum; Sizce aşağıdakilerden hangisi öbürlerinin hepsinden daha sınıfsız, imtiyazsız ve daha kaynaşmıştır??

a) Ayda 620TL’lik işe kabul edilen 5 şanslı genç mühendis,

b) Kabul edilmediği için işsiz olarak eve dönen diğer 335 mühendis genç

c) Tütün deposu “2 yıl önce” kapandığı için 40bin TL kıdem ve ihbar tazminatını alarak ayda 1800 liralık (orada “beklemeden ibaret) bekçilik işini kaybeden (ve artık işsiz “kalan”) ESKİ tekel işçileri.

d) Kapanan tütün depolarını idare eden “gayrifaal” devlet sığara şirketinde yüksek bir maaşla çalışamaya devam eden bakan mahdumu genç yönetici.

e) Ayda tam 30bin TL’lik emekli maaşıyla geçinmek zorunda olan (eski merkez bankası emekçisi) emekli gençler

f) İş arayan ve çoğunluğu artık iş bulma ümidini kaybetmiş olan ülkedeki diğer 7 milyon genç işsiz??

HANGİSİ??

– ????? Bu nası bir soru ki şimdi ?

– Efendim üşenmeyip bu derin soruya kendinizce bir cevap bulmaya çalıştığınız için çok teşekkür ediyorum. Yerden göğe kadar haklısınız… Öncelikle şunu söylemek isterim ki 30 bin TL emekli maaşı da, 620 TL mühendis maaşı da bugünün türkiye realitesidir. Halen ayniyle vakidir. Geçerli ve tıkır tıkır yürürlüktedir… İşsiz eski tekel işçilerinin 3 mühendis maaşını ölene kadar almak istemeleri de .. sendika ağalarının onlar üzerinden ağalıklarını pekiştirmek istemeleri de öyle…. İşsizlerin sendikalı olmak ve grev yapabilmek durumları böyledir ama…..öte yandan 7 milyon diğer işsiz gencin de grev yapıp ayni şekil kaynaşmak istemeleri durumunu düşünmek bile istemiyorum şahsen.

– Aslında burada sadece 6 şıkla verilen tablo çok eksik.

– Doğru.. Cini şişesinden çıkartanlar, bireysel asimetrik psikolojik harekat yaparak yüksek makamlara alçakça saldırılar düzenleyen ve teşkilat-ı mahsusa’nın huzurunu bozanlar ile bizi tek tek ya da topluca öldürmeyi meslek ve alışkanlık haline getirmiş birileri de şıklar arasında yer almalılardı aslında…

– En az 32 madde daha olması gerekiyor ve içlerinde “hepsi” şıkkı dahi olmadıkça soru eksik kalıyor haliyle….

– Şahsen kırk yılı aşkın bir süre işçi olarak, maaş alan ve veren olarak iş ve işçi haklarının önünde arkasında yanında hemen her tarafında bulunmuş, her türlü şapkayı hakkını vererek taşımaya çalışmış birisiyim. Konuyu doğru dürüst bilen ve aklı eren insanlarla konuşup, eksik yanlış bildiğim şeyler varsa en doğrusunu öğrenebilmeyi de gerçekten isterim. “”Hak”” konusu beni son derece fazla ilgilendimektedir ve hiç kimseye en ufak bir haksızlık yapılmasına gönlüm hiç razı değil. Ama siz de bilmektesiniz ki “kandırma, korkutma, kışkırtmanın hakim olduğu ve hiç de adil olmayan bir dünyada yaşamaktayız.
Şimdi size önemli bir soru daha sormak istiyorum;
Ülkemizdeki şirketlerin, işkollarının ve çalışanların bir iş garantisi var mıdır? Olabilir mi?… olmalı mıdır?.. Bu bugünün dünyasında uygulanabilir bir şey midir?? (Yasaları bir tarafa bırakarak cevap veriniz).

Yok. Herkese yok ise eğer sadece “bazılarına (kamu çalışanlarına, vekil ve bürokrat yakınlarına, askerlere v.b.) mahsus” böyle bir garanti imtiyazı yasalarla verilmeli midir?, Ya da eğer bir dönem hükümetleri tarafından verilmiş ise onların bu imtiyazları müktesep hak olarak sonsuza kadar sürdürülmeli mi?

Sözgelimi özel sektörde bir işyeri batıyor kapanyor,..sahiplerinin sermayesi deve oluyor. Peki işçiler? Başka işyerlerine yerleştirilme bakımından diğer işsizlere göre yasal bir imtiyazları olmalı mı? Eğer olmamalı, herkes eşit şansa sahip olmalı ise, devletin kadrolu işçisini diğerlerinden farklı yapan nedir?. 654′e dayalı müktesep haklar eğer yasal ise 4c orman yasası mıdır?

Tekel özelleştirilmesinde çok büyük yanlışlık ve suistimaller yapılmış olabilir (Bu konuda hemfikir olacağımızdan eminim).. Ama sonuç itibariyle üretimin aynen sürdürülmesini (sigara üretimi/tüketimi sürekli azalmaka iken) bunu mümkün görüyor musunuz?. Devletin ihtiyacı olmayan işçiyi piyasa ederinin 3-4 katı bedelle ömür boyu sırtında taşıması hakkında ne düşünüyorsunuz?.

– Şu hükümete ve onun başbakanına en ufak bir sempatim yok !!. Başbakan için 63 milyon dolar verilip özel donanımlı ikinci bir uçağın satın alınmış olmasını son derece iğrenç bulmaktayım. Ancak,.. o uçağa verilenin 4 katı bir para banka hesaplarına sus payı olarak yatırıldığı halde hala susmayan tekel işçilerine karşı da ayni öfkeyi duymaya başladığımı bilmelisiniz.

Sonuçta bunların hepsinin parası bizim cebimizden çıkmaktadır ve hiçbirinin bize ve 7 milyon işsizimize 1 gram olsun bir hayrı yok… Öyle değil mi??.

– Tamam kardeşim. Tamam.. Gelin beraber bu ülkeyi kurtaralım. Dağa çıkılacaksa hep birlikte dağa çıkalım. Nasıl yapılacağını söyleyin yeter.. Ama akla yakın şeyler olsun. Sosyalist olunacaksa hep beraber sosyalist olalım. Kahrolsun kapitalizm ve liberalizm.. Özel sektör olmasın hiç..

– Tamam..

– Şimdi e-devlet var biliyorsunuz. VEDOP sayesinde devlet olarak herkesin banka hesaplarına girip istediğimiz parayı oradan alarak başka bir hesaba aktarabiliyoruz. Parayı kimin hesabından alacağız bana onu söyleyiniz.. 10bin işçiye istediklerini vermek için kimi soyabiliriz bir düşünelim..

– Hımmm. Emeklisine 30bin liraya kadar maaş verebilen bir merkez bankası (MB) çalışanları vakfı var. O vakfın parasına el koyalım ve tüm MB emeklilerini hepsini de 4C yapalım. Gerçi bal tutan parmağını yalar, onlar çok mühim adamlar paramızı idare ediyorlar ama (hepsi yüz küsur kişi) döver zorla razı ederiz hiç sorun değil…. Sorun şu ki o para yetmiyor.. Bize çok daha büyük bir kaynak lazım. Mesela maaşları çok yüksek olan 550 milletvekili var. Onların maaşlarına el koysak.. Bedava çalışmak isteyeceklerini hiç sanmam. Üstelik zaten o da yetmiyor.

– Hepsine ikişer bin lira maaşlı bekçilik işlerini nereden bulacağız. KPSS sınavına hiç sokmadan bunları öğretmen olarak işe almaya kalksak mevzuat müsait değil, tahsilleri yetmiyor. Ama üstelik öğretmen maaşı bile yine de az bu tekelciler için. Üçte bir paraya razı yüksek tahsilli rakipleri var hepsinin.

– Ülkemizde 7 milyon işsiz Yarısı yüksek tahsilli. 9.5 milyon yeşil kartlı var. Mesela onların tümünün sağlık harcamalarını kaldırırsak o zaman Tekelcileri memnun edecek kaynağı bulabiliriz.. Ne dersiniz?? Yeşil kartlı 9.5 milyon sağlık mahrumiyetine razı olacak mı?.

– Ramazan çadırlarını ve fakirlere dağıtılan kömür ve erzakın tamamını tahsis etsek bu kaynağı bulmaya epey yaklaşıyoruz. Eğer tekelcileri OYAK mensubu subay emeklisi kategorisine sokarsak kaynak meselesi anında hallolur. Ama subaylar buna razı olurlar mı dersiniz??

– Özelleştirmeyi de geri alabiliriz. Özelleştirilen tekel fabrikaları orada öyle duruyor zaten. Alalım hemen geri… peki çalıştırabilecek miyiz???…. Haldır haldır sigara üretmeye başlayıp satabilecek miyiz (satarsak bu maaşları çıkartabilecek miyiz?) . Bütün özelleştirilen tesisleri alıp tekel işçilerine hediye etsek acaba razı olurlar mı?.
Etrafımda pırıl pırıl gençler var işsiz. Eski tekel işçisi satüsüne koyup onları da bir iş güvencesine kavuşturmanın yolu yok mudur?. Kaderlerine terkedilmiş durumdalar. Sefalete nasıl alışacak bu insanlar?İşsizler ordusu var diye onlarda mı işsiz kalmalı. Örgütlü bir yapıya ve güce sahip değiller diye yenilgiyi kabul edip pes mi etmeliler?
Kim çıkarttı bu cini şişesinden kim?.. Doluya koysak almıyor. Boşa koysak dolmuyor…. Allallla

– Bırak 4c’yi kardeşim.!! Ülkedeki diğer 7 milyon işsiz ne yapıyorsa sen de onu yapacaksın. Seni kim mecbur ediyor ki 4c’ye??. Sen de 5ğ ile veya 32z ile çalış….

– Bana hiç kimse gel şurada 4c var çalış demiyor… Bırak 7 milyon işsizi, 72 milyon vatandaşın hangisinin iş garantisi, işveren garantisi, gelecek garantisi var ki??? Benim hiç öyle bir garantim olmadı şu hayatımda… Nası bişeydir hiç bilmem..
Dolarlar icinde yüzen, yurdumuzun karış karış her yerini tekellere holdinglere, yabanci sermayeye peşkeş çeken efendilerimiz kimler??. Gidip keselim onları, örgütlenme haklarından, kazanımlarından vazgeçirip kölelik konumuna ingirgeyelim o efendileri.. Kim onlar söyle isimlerini adreslerini.. Hakkımız olan işi ve maaşı bize vermeyen kimler??.. Söke söke alalım onlardan… Nerede bu iş??

– Şunları da eklemek istiyorum;
1. İşsizliğin ayazını ve öfkesini iliklerinde hissedenlerdenim. Eğer Türkiye’deki işsizlik sorununa en küçük bir faydası olacağını bilsem bu yaşımda hemen yarın gelip o çadırlarda 54 gün kalmaya hazırım…

2. O kötü beş para etmez 4c koşullarında tekelcilerin yerine “hemen yarın” işe başlamaya hazır 10bin kişi bulunabilir. (Ondan daha kötü koşullarda çalışmakta olan yüzbinlerce insan zaten var.) Türkiye şartlarında hemen bir haftada en az 500bin kişi bulunabilecektir. Eğer buna inanmıyorsanız siz Türkiye’de yaşamamaktasınız.. O şartlar zaten onlara taviz olarak teklif edilmiş imtiyazlardır.

3. Türkiye’de şu andaki asgari ücrete tam 6 çinli işçi çalışmaktadır. Tekel’ciler ise boş oturmak için 18 çinli işçinin ücretini istiyorlar.

– Türkiye’de aklı başında her insanın ama her insanın oturup salim kafayla düşünmesi lazım. “Biz bu duruma niye düştük?.. Bu durumdan acaba nasıl çıkabiliriz? Bizi emperyalist kapitalistler mi sömürüyor?. Dolarlar içinde yüzen efendilerimiz mi? Uzaylılar mı?, Çiyan AB, sırtlan ABD’li liberaller mi benim gencimi işsiz bırakanlar?? Yoksa şu deyyus Corc Soros mu?”

– İşsizliğin nedeni gerekli istihdamı sağlıyacak boyutta/kapasitede mal ve hizmet üretimini gerçekleştirecek işyerlerinin kurulamamış olmasıdır.

– Peki, işyerleri neden yeterince kurulamıyor. Sermaye mi yok?

– Sermaye bulması kolay da.. Türkiye’nin yatırım yapılabilirliği düşük?

– Neden düşük?

– Çünkü başka ülkelerde yapılan yatırımlar daha verimli daha fizibil oluyor. İstihdam edilen kişi başına daha çok ve daha kaliteli üretim başka ülkelerde daha ucuza mal edilebilmektedir.

– Neden?

– Türk işçisinin işçiliği 6 çinli veya 3 çek işçisinin maliyetine gelmektedir.?

– Türk işçisi çok mu refaha alışmış?

– Bilakis. Türk işçisi 6 çinli maliyetinde ancak 1 çinli kadar müreffeh yaşayabiliyor. 3 çinli maaşını devlet onun nam ve hesabına tahsil edip harcıyor. 2 çinli maaşı da hayat pahalılığı yüzünden kaybedilmekte. Geriye işçimize aslında sadece bir çinli işçi refahı kalmaktadır.

– Neden böyle?

– Devletimiz öyle alışmış. Avrupanın toplamından fazla asker besliyor. Çok fazla bürokrasi var. Mevzuat, diyanet, emniyet ve güvenlik işleri çok ağır. Üretim çok zor yürüyor. Ar-Ge ve inovasyon neredeyse imkansız. Katma değeri yüksek üretimler gerçekleştirilemiyor.

– Başka ülkelerdeki durum çok mu farklı?

– Yüksek refah ülkelerinde durum bir bakıma daha da kötü. Orada katma değeri yüksek üretimler bize göre çok daha fazla gerçekleştirilebilse de yeterli olmuyor. Çünkü insan emeğinin kıymeti sürekli düşmekte. Geçtiğimiz yıllarda dünya değişti, biz değişmedik aynen kaldık o yüzden bürokrasi eski alışkanlıklarını sürdürmek peşinde. . Diğer ülkelerin devleti zayıfladı, safralarını attı, daha zinde ve idmanlı hale geldi. Bürokrasiyi azaltı, biz azaltamadık.

– Yunanistan batmış, İzlanda batmış, İrlanda İspanya çok kötü durumdaymış. Biz teğet geçtik. Notumuz yükseldi, kredibilitemiz arttı..

– İşte şimdi sıkı dur bak. Hakkımızı ilk “Fitch” verdi bizim kredi notumuzu yükseltti. Guatamala ve Kolombiya seviyesine yükseldik. (Moody’s ve S&P endekslerine göre halen Guatamala ve Kolombiya’nın altındayız). Battı denilen Yunanistan ise Fitch’in değerlendirmesine göre bizden tam 5 gömlek yukarıda, “Yatırım yapılabilir”bir ülke statüsünde idi. Onun bir altındaki “daha az yatırım yapılabilir” seviyede estonya meksika felan var. Daha alt BBB seviyesinde Macaristan, Tunus, Litvanya daha bir alt BBB- seviyesinde Bulgaristan, Fas, İzlanda, biz ondan da daha aşağıdaki BB+ seviyesine yükseldik.

– Battı denilen İzlanda’nın bile altında mıyız hala yani? İnanamıyorum.

– Evet. İzlanda “az yatırım yapılabilir” seviyesine düşmüş. Ama bizim seviyemiz “yatırım yapılamaz” düzeyi olan iki harfli BB+ idi . Bizden daha aşağıda hiç yatırım yapılamaz olan Gürcistan, Mozambik felan onun da altında “iflas” olarak kabul edilen Jamaika, Ekvador gibi ülkeler bulunuyor.

– Yani bu ne demek şimdi?

– Biz avrupanın en müflis ülkelerinin bile 5 gömlek aşağısında “yatırım yapılamaz” statüde bir ülkeyiz. .Ülkemizde üretilen sermaye bile dışarı kaçıyor. Mecburen… Çünkü burada yatırım yapıp üretim gerçekleştirmek ve başarılı olma şansı çok düşük. Riskler büyük. Aslında sırf ekonomik göstergelere bakınca bize göre kredi notu çok daha yüksek olan ülkelerden daha iyi durumda görünüyoruz. Ama göstergelerde görünmeyen bazı bürokratik riskler var. Bürokrasi kimsede girişim hevesi bırakmayacak derecede bıktırıcı ve güvenilmez.. O yüzden normal bir yatırımcı için ülkemiz hala çok riskli. Bunun en doğal sonucu da işsizlik tabii..

– Peki çaresi ?

– Çaresi sosyalistlerin önerdiğinin tam 180 derece aksini yapmak. Ülkeyi regülasyonlardan ve bürokrasinin tasallutundan kurtarmak, aşırı verimsiz kamu işletmelerini tasfiye etmek lazım. Ülkeyi başarılı yabancı girişimcilere sonuna kadar açmak (yani peşkeş çekmek) lazım.. Girişimci düşük maliyetle kaliteli üretim yapabileceğini (ve para kazanabileceğini) görürse gelir… Yoksa niye gelsin?.

– Gelmezse gelmesin.. Biz tam bağımsız kendi kendine yeterli bir ülke olalım.

– İşte o artık imkansız. Çünkü o zaman işsizlik sürekli artar. Taa ki sosyal patlamalar ortaya çıkıp ülkede kan gövdeyi götürünceye kadar. Ondan sonra gelenler mecburen durumu doğru yöne çevirirler.. Ama epey geç olmuş olur..

– Bunları Adam Smith mi söylüyor?

– Adam Smith 1790′da ölmüş. Biz ise 2010′da yaşamaktayız. Kapitalist veya sosyalist devletçiliğe karşıyım ben. Daha önceden de size anlattım. İşçi sınıfına, onların nam ve hesabına şuradan alıp buraya veren işçi ağalarına ve bürokratlara karşıyım. Benim savunduğum düzende işçi sınıfı yok. Bürokrasi yok.. Kimse kimsinin işçisi değil. Patronu değil. Kimse kimse nam hesabına hareket edemiyor. Herkes kendisi üretici olmak, kendi nam ve hesabına hareket etmek sorunda.

– Şimdiki düzen işlemiyor hakikaten. Mutabık olduğumuz nokta bu düzenin böyle gitmeyeceği. Ondan al buna ver ile durumu yürütmek mümkün değil. Eğer sosyalist devletçi bürokrasiyle yürüyebilseydi işler o zaman bu sıkıntıların hiçbiri olmazdı.

– Sosyalist devrim de aslında bize bir Balyoz kadar yakındı.. Sadece bir tık ötemizde idi.. Plan başarılsa idi eğer bizim de ülkemizin üzerine güneş gibi doğan bir büyük ulusal önderimiz olacaktı.. O zaman gerçekten “İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle” olabilirdik !

O zaman;
* Tekel işçileri diye bir sorunumuz hiç olmayacaktı, çünkü artık hepimiz zaten birer tekel işçisi olacaktık.

* Maaşımız aylık 28 YTL (bugünkü parayla) olacak, buna da hiç itiraz etmeyecektik. (Satın alabilecek birşey olmayacağından daha fazla para zaten gereksiz)

* Direnişler ve direnişçiler çok az sayıda olacak, biz işe gidereken onların vinçlere asılarak idam edilişini izleyebilmemiz için trafik duracak ve hepimizin bunu alkışlayarak izlememiz gerekecekti.

* Şu yazışmayı yaptığımız bilgisayar, internet, cep telefonu gibi emperyalist icadı aletler ülkemizde hiç olmayacak, zaten böyle aletlerin olduğunu dahi bilmediğimiz için kullanmamıza da hiç gerek olmayacaktı.

* Buradaki arkadaşlardan bazıları ulu önderimizin yaş günü münasebetiyle yazdıkları şiirleri bize öğlen içtimasında yüksek sesle okuyacaklar biz de alkışlayacaktık.

* Din dersi, askerlik dersi, bacılarımızın başörtüsü tüm ülkede titizlikle uygulanacak ancak ülkemiz laik sosyal bir hukuk devleti olmayı sürdürecekti.

* Kredi reyting kuruluşları ülke notumuzu kıramayacak, yükseltemeyecek de.. Çünkü artık onların hazırladıkları listelerde hiç yer almayacağız. Liste dışı olacağız..

* Gereksiz bir sürü TV kanalı olmayacak. Siyahbeyaz 30cm tüplü televizyonun bulunduğu diğer ailelerle müşterek salonumuzda sadece TRT1 ve 2 kanallarını izleyebileceğiz. Yayınlar milli ve manevi değerler, hükümet bildirileri, güçlü ordumuzun merasimleri ağırlıklı olacak, her gün ulu önder’in icraatın içinden programını zorunlu olarak izleyeceğiz.

* Ödünç kullandığımız bir bisikletle yaprak tütün fabrikasına çalışmaya giderken müdürümüzün özel şöföriyle ANADOL limuzin içine kurulmuş geldiğini göreceğiz.

* Ülkemiz emperyalistlerin yayınladıkları uluslararası insani gelişmişlik endeksi (HDMI) sıralamasında 84′üncülükten 112nciliğe inecek ama bu bilgi bizde yayınlanmadığından haberimiz olmayacak.

* Resmi kurdan 1YTL = 1$ olmasına karşın karaborsada 68YTL= 1$ olarak işlem görecek. Borsa olmayacağından inme çıkma da sözkonusu olmayacak.

* TRT sürekli yurttan sesler ve oyun havaları yanında ülkemizin ne kadar hızla geliştiğini anlatan raporlar yayınlayacak.

* Ulu önderimiz bize ülkemizin taa nereden nereye geldiğini anlatacak, biz de ağlayarak onu izleyeceğiz…
Ben (özellikle bazı genç arkadaşlarımın ruhiyatını dinledikçe) tüm bunların olma potansiyelini görmekteyim ve içim titremekte….

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.