Topsuz Ulaşım alternatiflerinde yenilikler.

Münakalat – Muhaberat Mevzuatı | canakci | Mayıs 19, 2012 at 3:08 pm

Shweeb raybisiklet sistemi ile trafik sıkışıklığı yaşamadan kendi enerjinizle jogging yaparak her yere gidebilirsiniz.


İnsan gücüyle çalışan Shweeb’in mucidi Geoff Barnett’in aklına bu fikir Tokyo’da bisiklete binerken gelmiş. Orada şehir merkezinde hala bisiklete binilebilen yerler var ama çoğu nüfus için bu imkansız (gelsin bir de İstanbul’u görsün).


Pedallı kaydırma aktarım sisteminin tasarımı tamamen özel. İstendiğinde elektrik motorlu hale kolayca dönüştürülebiliyor.


Metropolitan alanlarda aydınlatma direkleri, otobüs durakları, mobese vb için kurulan zaten mevcut direkli sistemin içine entegre edilebiliyor.


Yoğun nüfus ve sürekli tıkanan trafiğin üstünden bir monoray bir şebekesi sayesinde pedal basarak akıp gitmek, aerobik yaparak hızla işyerine ulaşmak ve oradan dönmek. Çok cazip bir fikir. Oturup geliştirmişler. Çeşitli yerlere prototiplerini yapıp kurmuşlar da.

Karşıdan karşıya geçmesi güç akarsu, otoban, demiryolu gibi engelleri aşmak için ideal. Bisiklet yolu, yaya yolu yapılamayan güzergahlar için mükemmel bir alternatif. İçine yol yapılması pratik olmayan ıslak alan, macera ve doğa parkı, mağara vb gezi eğlence, spor aktivite vb merkezlerinde kullanımı çok uygun. Masrafsız(yakıtsız) ve çevreci oluşu, insanlara spor yaptırarak sağlık desteği sağlaması avantajları var. İnsan gücüyle çalışan bu tür araçların genel adı HPV.

Google’ın açtığı dünyayı değiştirecek fikirler yarışmasına 5 alanda 150bin kadar fikir katılmış. 5 alandan “ulaştırmada yenilik” alanındaki kazanan fikir Shweeb’inki olmuş. Google da bu fikre yatırım yapmış.

Ama başka birileri de bedenini çalıştırmak istemeyenler için bu fikrin motorlu ve bir tüpün içinden insanları hızla kaydırarak istediği yere hızla ulaştıran versiyonlarını tasarlamışlar. Öyle veya böyle önümüzdeki dönemde dünya metropollerinde bu monoray fikrinin çeşitli versiyonlarını göreceğimiz kesin gibi. Kişisel ulaşım için küçük ölçekli monoray sistemlerinin genel adı Personal Rapid Transport – PRT olarak anılıyor. Grup taşıma tipi olanları da var. Örneğin Heathrow havaalanındaki otobüslerin yerine geçmek üzere yapılmakta olan “şöförsüz” sistem.

Uni-Cub

Honda’nın Ar-Ge merkezi insanımsı robot Asimo’dan bu yana çok aşama kaydetmiş.

Asimo da Asimo oluncaya kadar çok tasarım aşamasından geçmişti

Geçen gün bina içi seyahatler için kullanılabilecek, en son yaptığı şeylerden birisi olan mobilite cihazı Uni-Cub’ı tanıtıldı. Bir tür “”yürüyen akıllı oturak”” ya da “robotik tabure” denilebilir. Belki Segway (Ginger) ile kıyaslayabiliriz. Ayakta durmak yerine koltuğuna ilişiyorsunuz, ama didonu direksiyonu yok. Tutunacak hiçbir yeri yok ama buna hiç ihtiyaç da olmayacağı farzedilmiş. Gaz fren, debriyaj, kontak anahtarı gibi şeyler de yok. Buna oturduğunuzda yanınızda yürüyen ile ayni göz hizasında oluyorsunuz. Bedeninizi kaykıltmanıza göre ne istediğinizi keşfedip hemen onu uyguluyor. Hızlanıp, yavaşlama, durma, yön değiştirme hep böyle. Segway in yanyana iki tekerleğine karşın bunun arka arkaya iki tekerleği var ama en acayip tarafı da bu bence. Çünkü bildiğimiz bütün tekerlek tasarımlarından farklı.

Bir aracın yere sağlamca basabilmek için en az üç noktaya ihtiyacı vardır biliyorsunuz. Bu tabure yere sadece iki noktadan temas ettiği için otomatik denge sistemi çalışmasa durduğu yerde devrilebilir.


Arka ve ön tekerlek birbirine dik küremsi silindirik biçimde olduğundan bu akıllı tabure sadece ileri geri değil yan yan da ayni rahatlıkta gidebiliyor. Durduğu yerde kendi etrafında dönebiliyor. Tekerin ne tarafa doğru yuvarlanacağına karar veren akıllı bir bilgisayarın olduğu bu sisteme “Omni Traction Drive System” deniyor. Sistem sizin ağırlık merkezinizi ne tarafa kaydırdığınıza bakarak buna karar verebiliyor. Ama akıllı telefonunuzun ekranından da kumanda edebiliyorsunuz. Mesela görev tanımlayıp oturduğunuzda sizi otomatikman oraya götürmesini de isteyebilirsiniz. Yanınızdaki kişi ne kadar hızlı yürürse yürüsün akıllı taburenizle onun hızına kolayca yetişebilirsiniz. Düz yokuşları çıkabilirsiniz (Maksimum hızı saatte altı kilometre.) Ama tabii merdiven çıkamıyor. Düz zeminde ilerlemesi gerek. Kocaman binaların, alışveriş merkezlerinin vb içindeki uzun mesafeleri yorulmadan dolaşabilmeniz için. Bir de pili çok uzun dayanmıyor. Maksimum 1 saat kadar dolaştıktan sonra şarj edilmesi gerekiyor.

FCX Clarity

Honda’nın Ar-Ge merkezinin geliştirdiği bence en çarpıcı tasarımlardan birisi de bence “FCX Clarity” isimli hidrojen yakıtlı Fuel Cell Electric Vehicle (FCEV) araç. Elektrik motorlu bu araçta hidrojen yakıt hücresinin ürettiği elektrik kullanılıyor. Ama daha da önemlisi bu araçla birlikte geliştirilen hidrojen jeneratörü. Bu jeneratör güneş panellerinden gelen elektrik enerjisi ile 24 saatte 1.5 kg hidrojen üretebiliyor. Doğal olarak güneşten gelen enerjiyi hidrojen olarak depolamanın şöyle bir avantajı var.

Eğer bir Honda FCX-Clarity aracınız ve bir Honda Solar Hidrojen Jeneratörünüz varsa, her türlü başka enerji ihtiyacından kurtuluyorsunuz.

Elektrikli araçlarda en önemli sorun olan “akü” sorunu halledilmiş oluyor. Verim yükseliyor. Çünkü gideceğiniz her yere devasa büyüklükteki (ağrılıktaki) aküleri taşımak zorunda olmadığınızdan yükü hafif enerjisi yoğun olan hidrojeni taşıyarak sorunu çözüyorsunuz. Binanızda bulunan güneş hidrojen sistemi güneşin enerjisini hidrojene dönüştürerek saklıyor. Biraz su kullanılarak çok hidrojen elde edilebiliyor. Daha sonra bu enerji aracınız tarafından yeniden elektriğe dönüştürülerek ister seyahat etmekte, isterseniz bina içindeki elektrik sarfiyatınızda kulanılabilir.

Bu şekilde bir sistem kurduğunuzda ulaşım, ısınma, yakıt ve elektrik masraflarınız tamamen sıfıra inebilir. Ayrıca global ısınma, hava kirliliği vb katkınız sıfırlanır. Ülkenizin döviz giderleri kısılır, cari açık azalır. Devlet ÖTV, KDV derken üçte ikisini götürdüğü bu önemli gelir kapısından mahrum olur. Ama bırakalım artık onu da devletliler kendileri düşünsün.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.