Gezi Parkında Neler Oldu?

Zeitgeist / Denemeler | canakci | Haziran 14, 2013 at 7:54 pm

31 mayıs 2013 akşamı Türkiye’de bir tür ihtilal başladı sayılır. Sayısı yüzlerle ifade edilen TV kanallarımız dizi, belgesel ve eğlencelik aktivitelerle bizleri eğlendirdiklerini düşünmekte iken içlerinden sadece üç tanesi sokakta hemen yanıbaşımızdan duyabildiğimiz tencere tava gürültüsünün ne anlama geldiği hakkında bizi aydınlatma görevini düşünebildi. .

Canlı yayına geçerek devrimi naklen aktaran kanallarda bu defa fonda Hasan Mutlucan’ın hicaz makamındaki mehter marşı “Yine de Şahlanıyor Aman” yerine Cem Karaca’nın protest pop “1 mayıs marşı” vardı;

“panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları. .. Hepsi halka karşıdır. …Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini…”

(Lütfen aşağıdaki parçayı dinleyiniz.)

Cem Karaca'nın Dervişan'la birlikte yapıp 1978 başında yayınladığı, İçinde dinlemekte olduğunuz 1 Mayıs Marşı da bulunan albümün sonrasında grup dağılmış, plak toplatılmış ve Cem karaca hakkında dava açılmıştır. Bestesi Sarper Özsan'a, ait olan marşın sözleri Bertolt Brecht tarafından Nazizme karşı mukavemet için yazılmış bir şiirden alınmadır.


Bu defa öncekilerden çok farklı olarak “Hareket tarzınız ne olacak paşam” diye Orgeneralin ağzının içine bakılmıyor. Sokaklarda tanklar yerine ondan çok daha işlevsel, zehirli su ve gaz fırlatan TOMA’lar ve de ateş püskürten silahlara sahip robocop’lar var. Karşı taraftakilerde ise sadece cep telefonları ve ne işe yaradığı belli olmayan birkaç ıvır zıvır.
Harekete geçenler metropolün neredeyse tüm beyaz yakalıları. Medyatik şuara ve ulema, yazan, çizen, çalan, oynayan, ağzı olan herkes bağırıyor. Tüm futbol takımları birlik olmuş. Fetocular, Marksist, ulusalcı yurtseverler, halkçılar, milliyetçi toplumcular, sosyalist devrimciler, CİSK, GASK, TEG, sözlükteki tüm akronimler var. Herkes örgütünü almış gelmiş. Hakikaten bir sel olmuş akmış. Alamadan gelenler de var tabii. TOMA’ya karşı BDP bayraklı gençle Türk bayraklı kız elele. En kalabalık grup Mustafa Keser’in askerleriyiz ve Cihat Burak’ın resimleriyiz diyenler. . …

Aşağıda, Canerhan Tipi’nin hazırladığı Taksim Gezi İhtilali belgeselini lütfen izleyiniz.

“Her yer Taksim her yer direniş”, “Kimyasal Erdoğan”, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Satılmış medya istemiyoruz” ve “Hükümet İstifa”, “Gezi Parkı Yıkarsanız Ülkeyi Başınıza Yıkarız” ve “Bir Orman Gibi Kardeşçesine “geleceğine sahip çık”, “diren Gezi Park”, Zıpla, zıpla, zıplamayan Tayyip, “hükümet yıkılsın yerine AVM yapılsın” ‘Gezi Parkı bizim, elinizi çekin’, ‘Şşşt sende haykır, nükleere hayır’, ‘Nükleere inat, yaşasın hayat’, ‘Gel sende haykır, tek yol sosyalizm’, ‘Orada bir Tayyip var, adamın içi dap dar’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ ve ‘Hey sende haykır, olaylara hayır’

Halkı isyana teşvik, Devlet büyüklerine saygısızlık, görevi başındaki memura karşı gelmek, polise muhalefet etmek, belediye ekibinin işlerini engellemek. Daha yüzlerce madde. Suç niyetine ne ararsan var.

Karşısında koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hükümeti ve onun Yüce Başbakanı var.

O ki isterse sizin yatak odanzın penceresine her gün 5 vakit 90dB ses şiddetinde bağıran bir cami hoparlörü taktırır. . Zaten yatak odanın içi de dışı da artık ondan soruluyor. Senin kaç çocuk edineceğin, kürtaj veya sezeryan isteyip istemediğin hepsi onun bileceği işler. Ne yer, ne içer ne giyersin o karar veriyor. İsterse atom santralı kurar. . Heykeli ucube bulur yıktırtır. İlkokullara kuran dersleri koydurup hepsine namaz kıldırtır. Çocuğun ilkokulunu imam hatip okuluna çevirtir. İsterse akan derelerini HES ile durdurur. İçkiyi yasaklar. Rize Üniversitesinin ismini kendi ismine çevirtir. İnternet erişimini engeller, Meydanlar, AVM’ler, nerede ağaç sökülüp nereye bina dikilecek, hepsi onun kararıyla yapılıyor. Bir telefon talimatına bakar. Ertesi gün gece yarısı el kaldırıcılar harekete geçerler .. Kabul edenler… .etmeyenler… kabul edilmiştir. Kanun gece yarısı nur topu gibi yeni bir torba yasa daha doğar. İşte hepsi bu kadar.

Devletin gizlisi saklısı, asla açıklanamayacak sırları var. Vatandaşın yok. Devlet vatandaşın tüm kalelerine girebilir, tüm tersanelerini işgal edebilir. Gizlisini açar, çarşaf eder. Tüm vatandaşlarının insan haklarının hepsini tek tek ve toplu olarak çiğneyebilir. bunun için kendince meşru mazeretle uydurabilir. Gerçekleri gizleyebilir, hasır altı edebilir. Vatandaş devletin yaptıklarının hikmetinden sual edemez. Herşeyin en iyisini o bilir. Milli emniyet, istihbarat, güvenlik kavramları halkın değil devletin ve müesses nizamların devamını sağlamak içindir. Devlet daima haklıdır.

Halkı isyana teşvik, Devlet büyüklerine saygısızlık, halkı askerlikten soğutmak, Polise muhalefet etmek, belediye ekibinin işlerini engellemek. Bunlar hep suç. Yasalarda tanımlanmış cezaları var. Altı aydan başlıyor.

DEVLET BU DEVLET İSE SİZ BAŞBAKANI (HÜKÜMETİ) DEĞİŞTİRSENİZ NE YAZAR?
SİZE GEREKEN DEVLETİ DEĞİŞTİRMEK.

“Ağaçlar kesilmesin”, “çocuklar dövülmesin”, “şeker de yiyebilsinler”, “atları vurmasınlar”, “bütün yasakları yasakla”, “hayatıma karışma”, “Tayyip İstifa” Bunlar hapsi ergen tezahürleridir. Bla..Bla..bık bık..

Onca farklı kozmopolit cemaat, bir araya gelip “Tayyip İstifa”da mutabık olsanız dahi ne istediğiniz belli değil. Yerine koyacağınız şeyde asla uzlaşamazsınız. Bunu Tayyip de biliyor. Esas güvendiği de odur. Bugün istifa etse, Mübarek gidip de onun yerine Mursi gelirse ne olacak?.

Aslında hepimiz özgürlükçüyüz. Devletçi kolektivizme karşıyız. Biliyorum siz de öylesiniz. Ceberrut devlet istemiyorsunuz, hayat tarzınıza karışılmasını istemiyorsunuz. Uzlaşmamız gereken ortak nokta bu. İnsan haklarınız olsun ve devletiniz bu haklarınızı hiçbir zaman çiğneyemesin istiyorsunuz. Bir iktidar, bir hükümet velev ki halkın %95 oyuyla iktidara gelmiş olsun, kendi başına benim insan haklarımı çiğneyen kararlar almaya hakkı yoktur. Benim paramın, alın terimle ürettiğim katma değerin üçte ikisini benden zorla alıp benim hiç istemediğim, hayatta hiç kullanmayacağım, benim geleceğimi karartan şeyler için hovardaca harcamaya hakkı yoktur. İktidar saltanat(sultanate) değildir.

Vekillerin benim 16 katım maaş almasına razı değilim. Başbakanın beş tane süperlüks uçağı olmasına, milyonlarcamızın alın teriyle kazandığı ekmek parasının üçte ikisini orada burada çarçur etmesine iznim yok. Haklarımı kısıtlayamasın, hayat tarzıma karışamasın. Piyasayı özgür bıraksın. Cahil bürokratları ile üreticinin neyi nasıl yapacağına karışmasın, maliyenin filleriyle zücaciye dükkanlarımıza dalmasın. Haberleşmemizi dinleyemesin, erişimimizi kısıtlayamasın. Bir devletin, bir hükümetin, siyasi ve bürokrat devletlilerin bunlara ilişkin hakları yoktur. Bütün bunlar ortak isteklerimiz. Değilse eğer, ve karşımda halkın %99 oyunu almış bir iktidar dahi olsa bunlar benim değişmez isteklerim. Vazgeçecek değilim.

Atalarımız ağaç meraklısı, çevreci değiller. Mezarlıkları yıkıp kışla, kışlayı stadyum yapmışlar. Eski iktidarlar da geçmişe ve buradaki yaşanmışlıklara saygılı değillermiş. Kışlayı bombalayıp yıkan da bu ülkenin kendi ordusu. Taksim’de çok eskiden kalma su dağıtım maksemi dışında hiçbir şey kalmamış. Eski bir tek ağaç bile yok. Canerhan Tipi’nin hazırladığı aşağıdaki tarihi belgeyi de lütfen izleyiniz.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.