Gelmiş Geçmiş En Büyük 10 Cihangir

Tarihte Neler Oldu | canakci | Kasım 7, 2013 at 5:01 pm

Cihangir denince genellikle “sıfırdan başlayıp dünyanın büyük kısmını ele geçiren hükümdarlar” kastediliyor, ama 361 milyon km²’si denizlerle, 149 milyon km²’si de karalarla kaplı olan dünyamızın tarihinde bu toprakların onda birini bile eline geçirip hükmedebilen bir cihangir ortaya çıkmamış. Sıfırdan başlama kısmı da önemli, çünkü Osmanlı’nın sultanları içinde en fazla toprak fethedeni olan Yavuz Sultan Selim’e, ya da nüfuz alanlarıyla birlikte imparatorluğun yüzölçümünün 24 milyon km2′ye, nüfusunun da 30 milyon’a ulaşmasında emeği geçen Sultan Süleyman’a biz “Cihan Padişahı” demişizdir ama bu Sultanların bile “Dünyanın en büyük Cihangirleri” listesinde isimleri yok.

Cengiz Han'ın ele geçirdiği toprakların en geniş haliyle yüzölçümü 12 milyon 587 bin km kareyi bulmakta idi.

1. CENGİZ HAN (1162 – 1227)

Listemizin en başındaki isim “Temuçin” olarak da anılan Moğol İmparatoru Cengiz Han. Tahta geçtikten sonra hiç durmayan akınlarla Orta Asya’dan Kuzey Çin’e, Moğolistan ve Güney Sibirya’ya, Pasifik’ten de Hazar Denizi kıyılarına kadar çok geniş ülkeleri fethetmiş olan bu cihangirin ele geçirdiği toprakların en geniş haliyle yüzölçümü 12 milyon 587 bin km kareydi. Yani Osmanlı’nın 1699’a kadar elinde tutabildiği toprakların yarısı kadar. Ama o mümkün en büyük vahşet ortamında tamamen sıfırdan başlayıp, hayatta kalarak küçük Moğol kabilelerini birleştirmiş, at sırtında Afganistan ve Kuzey Çin gibi uzak ülkeleri fethetmiştir.

Ardında bıraktığı kellelerden oluşan dağ Çin’de yıllarca saklanmıştır. Oğlu Kubilay Han’ın Yuan hanedanını kurarak birleşik Çin’in imparatoru olmasını sağlamıştır. Fethettiği topraklar Büyük İskender’in fethettiği toprakların neredeyse dört katıdır. Hatırası hala Moğolistan ve Çin’in bir kısmında saygınlığını sürdürülmektedir.

****

Büyük İskender Makedonya'dan başlayıp ön Asya, Mısır, Yakın Doğu ve Hindistan’daki İndus Irmağı’na kadar giderek tam 5 milyon 646 bin kilometrekare tutan toprakları imparatorluğuna katmıştır.

2. BÜYÜK İSKENDER (M.Ö. 356-323)

Mısır’ın İskenderiye kentindeki mezarının bulunduğu cam türbe farklı tarihlerde Jül Sezar, Ogüst Sezar ve Kaligula tarafından ziyaret edilmiştir. Ogüst tarihi kadavra’yı öperken kazayla burnunu kırmış, Kaligula göğüs zırhını çalmıştır. Makedonya’da bir prens olarak dünyaya gelen İskender Aristo’dan eğitim görmüştür. Yirmi iki yaşına geldiğinde Yunanistan’ı fethetmiş Anadolu’ya yelken açmıştı. Şimdiki Türkiye’nin ortasında kalan (Gordiyum denilen) yerde hiç çözülemediği ve onu çözenin dünyaya hükmedeceği söylenen Gordiyon düğümünü kılıcıyla ortadan ikiye keserek “zor problemlere İskender usulü çözüm” metodunu tarihe armağan etmiştir. Suriye’de Darius III’ün ordularını darmadağın ederek tüm doğu Akdeniz sahillerinin kontrolünü ele geçirmiş, Mısır’a bir kurtarıcı olarak girmiştir. Oradan Hindistan’a geçmiş, orada efsanevi atı Busefalus öldürülmüştür. Henüz 33 yaşında imparatorluğunun hükmettiği topraklar Yunanistan’dan kuzey Hindistan’a kadar uzanmakta ve daha ileri doğru sefer halinde iken yakalandığı bir enfeksiyon nedeniyle sağlığı bozulmuş, ıstıraplı bir şekilde ölmüştür. Zehirlendiği de söylenir.

Makedonya Kralı olarak ordularının başında Balkanlar’dan yollara düşüp Ön Asya, Mısır, Yakın Doğu ve Hindistan’daki İndus Irmağı’na kadar giderek tam 5 milyon 646 bin kilometrekare tutan toprakları (içindeki ülkeler, uluslar ve halklar olduğu halde) imparatorluğuna katmıştır.

****

3. TİMURLENK (1336-1405)

1402 yılına gelindiğinde Timur'un imparatorluğunun (Yakındoğu, Hindistan, Akdeniz kıyıları, Aral Denizi, Pasifik’e kadar bir alanda) yüzölçümü 5 milyon 555 bin kilometrekareyi buluyordu.

Aksak ya da Topal Timur olarak da ünlüdür. Kabil’in 400 km kadar kuzeyinde, bugün Özbekistan topraklarında bulunan bir bölgede doğmuş olan Timur’un okuma yazması ve eğitimi yoktu ama zekiydi. Doğuştan beri bir ayağı felçliydi, ama erken yaşta politika hayatına atıldı. En az üç dili konuşabiliyordu ve satranç oyununun bir çeşidini icat etmişti. Hızla yükselerek Moğol Hanı’nın başyardımcısı oldu. Daha sonra Han’ı devirerek iktidarı ele geçirdi ve savaşlar, katliamlar ve evet kellelerden oluşan piramitlerle iktidarını sürdürdü. Timurlenk Cengiz Han’a saygı duyar ve onun ikinci oğlunun soyundan geldiğini iddia ederdi. Merkez üssü kendisi gibi bir Moğol olan Cengiz’in bizzat fethetmiş olduğu Semerkand olmak üzere bugünkü İran, Ermenistan, Gürcistan ve kısmen Rusya’nın bulunduğu toprakları fethetmiş, Osmanlı’yı yenerek Anadolu’nun batısına kadar gelmiştir. Timur (1367-Yıldırım Beyazıt ve Ankara Meydan Savaşı nedeniyle de tarafımızdan bilinmektedir). Akınları 1370 yılından 1402 yılına dek sürmüştü. İmparatorluğunun yüzölçümü 5 milyon 555 bin km kareyi (Yakındoğu, Hindistan, Akdeniz kıyıları, Aral Denizi, Pasifik’e kadar bir alanda) buluyordu.

****

4. HUN İMPARATORU ATILLA (406-453)

Hun İmparatoru Atilla öldüğünde geriye 9 milyon 755 bin kilometrekare’lik bir imparatorluk bırakmıştı.

M.S. 434 yılında tahta geçtiğinde günümüz Almanya ve Avusturya’sında yaşayan “Got” kabilelerini katletmekle işe başladı. Daha sonra da zayıf düşmüş durumda bulunan Roma İmparatorluğuna saldırdı. Atilla bir noktada İmparatora cazip bir teklifte bulundu. İmparatorun kız kardeşiyle evlenecek, ama çeyiz olarak da Roma’nın sahip olduğu toprakların yarısı kendisine verilecekti. Bu teklif reddedildi. Atilla bunun üzerine (Edward Gibbon’un Roma İmparatorluğunun Gerileme ve Çöküşü isimli eserinde anlattığı üzere) doğu ülkelerinden önüne düşüp getirdiği sayısız barbar kabileleriyle Avrupa’yı boydan boya fethedip, işgal ve harap etti.

Kendi düğün gününde çok içmişti, sadece burun kanaması mı idi, yoksa bir damarı mı patladı, yoksa eşi mi canına kasdetti, o gece kendi yatağında kendi kanıyla boğularak öldü.

’Tanrı’nın Kırbacı’ olarak da bilinen Hun İmparatoru Atilla, batıda bugünkü Almanya’dan doğuda Hazar Denizi’nin bulunduğu yere kadar olan çok büyük bir coğrafyaya 20 yıl boyunca hükmetmiş, öldüğünde geriye 9.755.500 km kare’lik bir imparatorluk bırakmıştı.

****

5. ŞARLMAN (742-814)

Şarlman Hıristiyan Avrupa'yı Saracen Müslüman Araplar, ve putperest Saksonların istilasından korumak için savaşmış bir günde binlerce kafa kestiği çok olmuştur.

Frankların kralı Büyük Şarl (Karolus Magnus – Charlemagne) Bugünkü Fransa, Almanya ve İtalya’nın bazı bölümlerinde hükmeden bir Avrupa imparatorluğunun hükümdarıdır. Okuma yazması olmamakla beraber Latince Yunanca ve Töton dilini konuşabilmekteydi. Daha sonra iskeletinin ölçümüyle de doğrulanmış olan 193 cm boyuyla o zaman için dev gibi sayılan biriydi. İşin garibi babası “bücür Pepin” adıyla bilinirdi ve boyu 150cm civarındaydı. Papa kendisinden Lombard’ları İtalya’dan sürmek için yardım istediğinde ve kendisi bunun için ilk defa sefere çıktığında 27 yaşındaydı. Şarlman onları yendi ve Lombardiya tacını kendisi giydi. Bugünkü Almanya’nın Aachen kentinden başlayarak çoğuna kendisi komuta etmek üzere 53 sefere çıktı. Hep Müslüman Saracenler ve Putperest Saksonlarla savaştı. Seferlerinin çoğunda binlerce kafa kesti. 72 yaşında iken tutulduğu ateşli bir hastalıktan öldü.

****

Tutmosis III. her yıl yaz aylarında çıktığı 18 seferden hiçbirinde yenilmemiştir

6. MISIR FİRAVUNU III. TUTMOSİS (M.Ö. 1479-1425)

Bugün Thames nehri kıyısında yer alan ve “Kleopatra’nın İğnesi” adıyla bilinen dikilitaş onundur. Bu firavun yaz aylarında çıktığı 18 seferden hiçbirinde yenilmemiştir. Lojistik ikmal hatlarının ve denizin gücünü keşfeden ilk hükümdarlardan biridir.

Yedi yaşında iken çıktığı tahttaki ilk yirmi yılında iktidarını babasının karısı ile paylaşmıştır. O öldükten sonra çıktığı seferlerde Nubya, Filistin, Suriye ve Mezopotamya topraklarını fethetmiştir.

Eski Mısır’ı Doğu Akdeniz’deki en büyük güç haline getiren Tutmozis III’den başkası değildir. Tapınak inşaatlarının altın çağı ve büyük zenginlikler onun ikitdarı döneminde yaşanmıştır. Yendiklerine karşı da insanca davranan bu hükümdar 61 yaşında ölmüştür.

****

Büyük Aşoka ölümüne kadar Hindistan, Pakistan, Nepal, ve Afganistan'ın hükümdarı olmuştu

7. BÜYÜK AŞOKA (M.Ö. 304-232 )

Antik Hint Moryen İmparatorluğu sarayında doğan Aşoka, avlanmayı seven, savaşçı ve babasının en gözde oğlu idi. Babası öldüğünde tahta geçen Aşoka tüm erkek kardeşlerini öldürüp, imparatorluğu genişletmek üzere fütuhata girişti. Nihayet, Daya nehri kenarındaki katliamda 100,000 ‘den fazla yurttaşı ordusu tarafından öldürüldüğünde ortaya çıkan büyük vahşetten dehşete düşerek duruldu. Budizme iman ederek andiçti. Artık değişmişti. Ondan sonraki hayatında çıkardığı ve tüm Hindistanda direklere astırttığı fermanları nispeten adildi. Hatta vejeteryanlığı savundu ve hangi kasttan olduğuna bakılmaksızın tüm tebasına eşit davrandı. Büyük Aşoka ölümüne kadar bugünkü Hindistan, Pakistan, Nepal, ve Afganistan’ın de içinde bulunduğu geniş toprakların hükümdarı olmuştu.

****

8. BÜYÜK KİROS (Kuruş – Keyhüsrev, M.Ö. 580-529)

Büyük Kiros, Persleri ve Med kabilelerini bir araya getirerek Pers'lerin ilk imparatoru ve 5.413.100 kilometrekarelik bir dünyaya egemen oldu

Küçük bir kraliyet ailesinden gelen Kiros, Persleri ve Med kabilelerini bir araya getirerek Pers’lerin ilk imparatoru oldu. Diğer bütün cihangirler gibi o da dağ boyu kelleler almış birisi olmasına karşın öte yandan bugün British Museum’da görülebilecek ve “dünyanın ilk insan hakları bildirgesi” sayılabilecek bir bildirinin de yaratıcısıdır. Babil kentini fethettiğinde oradaki Musevileri serbest bırakmıştır. Yüce gönüllü bir tarafı da olmasına karşın Kiros yıllarca fütuhatlar yapmış, düşmanlarını katletmiş, ve sonunda Hindistan’dan Yunanistan’a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuştur. Med İmparatorluğu’nu, Babil’i ve Asur’u yıkmış; Suriye’yi, Ürdün’ü ele geçirerek krallığının sınırlarını İndus Irmağı vadisine (Hindistan) ve Güney Türkistan’a kadar genişletmiş, tam 5.413.100 kilometrekarelik bir dünyaya egemen olmuştu.

****

Çin Şi Huang Çin'de daha henüz 15 yaşında iken küçük bir krallığın varisi olmuştu.

9. ÇİN Şİ HUANG (M.Ö. 259-210)

Çin’de daha henüz 15 yaşında iken küçük bir krallığın tahtına oturan Çin Şi Huang büyüdüğünde üstün bir teşkilatlanma yeteneğine sahip olduğu ortaya çıktı. Başarıları sadece dokuz sene içinde Çin’in birçok farklı bölgesini fethetmesiyle kalmadı, onları bir imparatorluk bünyesi içinde birleştirdi. Güvendiği iki veziri ile kurduğu bürokrasi sayesinde vergilendirme, ölçü ve ağırlık sistemlerini standartlaştırdı ve yasayı çiğneyenlere karşı acımasız bir ceza sistemi oluşturdu. Çin’in bu ilk imparatorunu en meşhur eden özelliği bugün keşfedilmiş durumda olan ve vaktiyle onun mezarını korumak üzere “pişirilmiş çamurdan yapılmış askerlerden” üretilmiş olan ordusudur. Bu ordu gerçek insan boyutlarındaki tuğladan yapılma 8,000′den fazla asker ve 600 at ile 130 arabadan oluşmaktadır. Onun kurduğu merkezi hükümette imparator neredeyse göstermelik bir yönetici konumundaydı. Hükümet yapısı o kadar başarılıydı ki Şi Huang’ın 49 yaşındaki ölümünden itibaren dört yıl boyunca ülke (en başarılı iki veziri tarafından ve o ikisi birbiriyle çatışıncaya kadar) ölümü halk tarafından hiç öğrenilmeden yönetilebilmişti.

Ogüst Sezar'ın yönetimindeki Roma İmparatorluğu Macaristan, Hırvatistan, Mısır ve hatta İspanya ve Galya'yı egemenliği altına almıştı.

****

10. OGÜST SEZAR (M.Ö. 63 – M.S. 14)

Doğduğunda verilen ismi Oktavyan olup Jül Sezar’ın yeğeni olan bu kişi teknik olarak Roma’nın ilk imparatorudur. Sezar’ın ölümünden sonra kendisi Konsül yapılmıştı. Ama o daha sonra Mark Antuvan ve Emilyus Lepidus ile bir üçlü dikta (triumvirlik) rejimi kurdu ve iktidarını sağlamlaştırmak için binlerce kişiyi idam ettiler. Yüce Soylu anlamındaki Ogüst ünvanı kendisine senato tarafından verilmiş, öte yandan Oktavyan selefi Jül sezar’ı onurlandırmak üzere kendi ismini Gayüs Jül Sezar olarak değiştirmiştir. Bu adet daha sonra Alman Kyzerleri ve Rus Çarları tarafından da örnek alınarak 2,000 yıl sürdürülen bir gelenek olmuştur. Ogüst kendisi bir savaş lordu değildi, ancak onun egemenliğinde Roma İmparatorluğu çok büyük fütuhatlar yaparak Macaristan, Hırvatistan, Mısır ve hatta İspanya ve Galya’yı egemenliği altına almıştı. Kazandığı topraklar Jül Sezar’ınkinden daha fazla olup Roma’da bir tanrı olarak kendisine tapınılmakta idi.

****

DİĞERLERİ

Dünyayı fethetme işine girişen ihtiraslı hükümdarların sayısını sadece 10 ile sınırlamak mümkün değil kuşkusuz. Kabul edeceğimiz kriterlere göre sayı ve kimlerden oluştuğu değişecektir.

Mesela ırka dayalı büyük bir imparatorluk kurarak “cihan fatihi” olmak üzere yol çıkmış olan Adolf Hitler (1889-1945). İktidara geldiği 1933 yılından başlayarak yenilgiye uğratıldığı 1945 yılına kadar başında bulunduğu Üçüncü Reich’ın yüzölçümünü 3.548.300 kilometrekareye ulaştırmış, imparatorluğuna uçsuz bucaksız topraklar kazandırmıştı.

Napolyon Bonapart (1769-1821) da asıl iktidar olup devletin dizginlerini ele geçirdiği 1796’dan Ruslar tarafından yenildiği 1812 yılına kadar olan süre içinde Belçika, Almanya, Polonya, İsviçre ve İspanya dahil 1.854.800 kilometrekarelik bir dünya parçasını Fransa İmparatorluğu haritasına katmıştı.

Hindistan fatihi Gazneli Mahmut’un (971 -1030) kurduğu imparatorluk harita üzerinde bir ucu Yakın Doğu’ya öbür ucu Hindistan’daki Ganj Irmağı’na kadar dayanan 1.864.800 kilometrekare kaplıyordu. .

Bir ispanyol albayın serüvenci gayrimeşru oğlu olan Francisco Pizarro (1476 -1541) büyük İnka İmparatorluğunu ve And Dağları’ndan Bolivya’ya kadar toplamı 1.243.200 kilometrekare kareden fazla olan Amerika topraklarını fethetmişti. Ayni şekilde yurttaşı Hernando Cortes (1485-1547) de arkasına taktığı bir avuç adamıyla bugünkü Türkiye topraklarından çok daha büyük olan Orta ve Güney Meksika, Guatemala ve Honduras’ı da içeren 815.850 kilometrekare toprakların fatihi idi.

Tarihten bunlara benzer başka sayısız örnekler daha bulunup çıkartılabilir. Sergüzeştleri ne kadar çarpıcı olursa olsun, hiçbirisinin tarihe bıraktıkları hatıra hayranlık verici olmamıştır. Bugün bunların hepsinin ortak özelliklerini artık bir daha sahneye çıkması olanaksız derecede geri bir insanlık düzeyini ifade eden Barbarlık olarak nitelendirebiliriz.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.