Eşitlik / Eşitsizlik

Sözlük | Robert Nozick | Mayıs 26, 2015 at 10:09 am

Maddi şartlarda daha fazla eşitliği gerçekleştirmek için sosyal kurumları değiştirmenin meşruiyeti, sık sık varsayılmasına rağmen ender olarak gerekçeleriyle desteklenir. Yazarlar, belli bir ilkedeki nüfusun en zengin yüzde n’inin zenginliğin n yüzdesinden daha fazlasına ve en fakir yüzde n’inin ise n yüzdesinden daha azına sahip olduğunu, en fakirler arasında üst yüzde n’e ulaşmak için dipteki yüzde p’ye bakmak gerektiğini, vs, (ki p, n’den çok daha büyüktür) ifade etmektedir. Ve hemen, bunların nasıl değiştirilebileceği konusunda tartışmaya geçmektedirler. Edinçlerdeki adaletle ilgili yetkilenme kavramda devletin sadece dağıtımcı bir profile ya da buna benzer olgulara bakarak durumu değiştirmek için bir şeyler yapıp yapmaması konusunda karar verilemez. Bu, dağıtımın nasıl ortaya çıktığına bağlıdır. Bu sonuçları veren bazı süreçler meşru olacaktır ve çeşitli taraflar ilgili edinçleri üzerinde yetki sahibi olacaklardır. Eğer bu dağıtımcı olgular meşru bir süreçle ortaya çıkmışlarsa, o zaman kendileri de meşrudurlar. Elbette ki bu, değiştirilemeyecekler anlamına gelmez (başkalarının yetkilenmeleri ihlal edilmediği takdirde). Belli bir nihai durum kalıbını benimseyen kişiler, arzuladıkları kalıbı (en azından geçici olarak da olsa) daha fazIa gerçekleştirebilmek için edinçlerinin bazılarını veya hepsini transfer etmeyi tercih edebilirler.

OECD’nin raporu’na göre tüm dünya’da yoksulluk gittikçe artıyor. Türkiye’nin 0-17 yaş arası gençleri ise %28. 5 fakirlik payı ile 34 OECD ülkesinin de gerisinde. Ortalaması 1980’li yıllarda 7 (yedi) kat, 2000’lerde 9 (dokuz) kat olan en zengin %10’un en fakir %10’a oranı şimdi 10’a çıktı. Gini katsayısına ise göre fakirlik sıralamasında Türkiye 34 üye ülke arasında en fena üçüncü ülke. Türkiye’de en zengin %10’un gelirden aldığı pay %31. 7, en zengin %10 ile en yoksul %10 arasındaki gelir farkı ise 15.2 kat.


Edinçlerdeki adaletle ilgili yetkilenme kavramı, eşitlik ya da başka bir genel nihai durum veya kalıplaştırma lehine bir önkabulde bulunmaz. Eşitliğin herhangi bir adalet teorisinin içinde olması gerektiğini sadece varsaymak yetmez. Eşitlikle ilgili olarak, tümü kaplamayan ve kalıp içermeyen bir edinçlerde adalet kavramının temelini oluşturan değerlendirmelerle boy ölçüşebilecek argümanların sayısı şaşılacak derecede azdır. (Öte yandan, eşitlik lehine destek görmemiş çıkarım ifadeleri hiç de az değildir.) Yakın geçmişte filozofların en fazla dikkatini çekmiş olan argümanı ele alacağım: Bu argüman, The Idea of Equality adlı eserinde Bernard Williams tarafından sunulmuştur. (Hiç şüphe yok ki birçok okur her şeyin bir başka argümana dayandığını hissedecektir, o zaman o argümanın tam ve detaylı olarak ortaya konmasını tercih ederim.

  Koruyucu tıbbı bir yana bırakırsak, tıbbi tedavinin esas gerekçesi kötü sağlıktır; bu bilinen bir gerçektir. Günümüzde birçok toplumda sağlık bozukluğu tedavi görmek için gerekli bir koşul olsa da yeterli bir koşul olamıyor, çünkü hasta olan herkesin parası bulunmamaktadır. Bu nedenle yeterince paraya sahip olmak, tedavi görmenin ilave bir gerekli koşulu haline geliyor. Zenginliğin tıbbi tedavi görmenin ilave bir gerekli koşulu olduğu bir durumda isek, bir kez daha eşitlik ve eşitsizlik kavramlarını devreye sokabiliriz: fakat iyi ve hasta olanlar arasındaki eşitsizlik açısından değil de zengin hasta ile fakir hasta arasındaki eşitsizlik bakımından. Çünkü ihtiyaçları aynı olduğu halde farklı muamele gören insanların olduğu bir durumla karşı karşıyayız. Her ne kadar ihtiyaçlar tedavi için bir gerekçe olsa da. Bu irrasyonel bir durumdur. Bu sebeplerin pek işe yaramadığı bir durumdur. Nedenlerle ve mantığın kendisiyle yeterince kontrol edilemeyen bir durumdur.  

Göründüğü kadarıyla Williams şunu tartışmaktadır: Eğer bu faaliyete yönelik farklı tanımlar arasında faaliyetin içsel bir amacını ihtiva eden bir tanım var ise, o zaman (ki bu olmazsa olmaz bir gerçektir) faaliyetin icrası ya da nadir olduğunda tahsis edilmesi için tek geçerli gerekçe, içsel amacın etkin bir şekilde başarılması olacaktır. Eğer faaliyet başkaları üzerinde icra edilirse, faaliyeti paylaştırmanın tek uygun kriteri bu kişilerin, eğer varsa, buna duyduğu ihtiyaçtır. Bu nedenle Williams, tıbbi tedavinin paylaştırılmasının tek geçerli kriterinin tıbbi ihtiyaç olduğunu ifade etmektedir. O halde, buna bağlı olarak, berberlik hizmetlerinin dağıtımı için en geçerli kriter berber ihtiyacıdır denilebilir. Fakat faaliyetin içsel amacı, kişinin faaliyeti icra etmedeki özel amacından neden daha önemli olmak zorundadır? (Burada, bir faaliyetin farklı içsel amaçları ihtiva eden iki ayrı tanımın olup olamayacağı meselesini göz ardı ediyoruz.) Eğer herhangi biri farklı insanlarla konuşmaktan hoşlandığı için berber oluyorsa, onun hizmetlerini konuşmaktan hoşlandığı kimselere tahsis etmesi adaletsizlik mi olur? Ya da okul parasını ödemek için bir berber de çalışıyorsa, sadece iyi para ödeyen ya da bahşiş verenlerin mi saçını kesebilir? Niçin bu berber, başkalarıyla ilgili içsel amaç taşımayan hizmetler sunan bir kişinin kullandığı kriterlerin tamamen aynısını kullanmasın? Bir bahçıvanın kendisine en çok ihtiyaç duyan çimenlere mi hizmet sunması gerekir?


Doktorla ilgili durumun ne gibi bir farklılığı bulunmaktadır? Neden faaliyetlerini tıbbi tedavi gibi bir içsel amaca göre tahsis etmek zorundadır? (Eğer bir “sıkıntı” olmasaydı, bazıları başka kriterler de kullanarak tahsis edebilir miydi?) Açık bir şekilde görülüyor ki, böyle bir şey yapmasına gerek yoktur. Neden, sırf bu beceriye sahip olduğu için arzulanan tahsisin maliyetlerine katlansın ki? Neden tıp uygulamaları içinde kendi amaçlarını izlemek konusunda başkasından daha az yetkili olsun ki? Bu nedenle, doktorun, kendi amaçlarının peşinde iken, ihtiyaca göre hizmet tahsisinde bulunabilmesi için gerekli düzenlemeleri bir şekilde yapacak olan toplumdur; örneğin, toplum ona bunu yapması için para öder. Fakat neden toplum bunu yapmalıdır? (Aynı şeyi berberlik için de yapmalı mıdır?) Belki de tıbbi tedavi önemli olduğundan ve insanların buna çok ihtiyacı olduğundan. Aynı şey yiyecek için de geçerlidir, her ne kadar çiftçilik, doktorlukta olduğu gibi diğer insanlara hitap eden bir içsel amaca sahip değilse de. Williams’ın argümanının katmanları teker teker kaldırıldığında şöyle bir sava ulaşıyoruz: Toplum (yani, her birimiz organize şekilde beraber hareket ederek} üyelerinin tümünün önemli ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Elbette ki bu sav, daha önce de birçok kez ifade edilmiştir. Göründüğünün tersine, Williams bununla ilgili bir argüman sunmamaktadır. Diğerleri gibi Williams da sadece tahsis meseleleriyle ilgilenmektedir. Tahsis edilecek ve paylaştırılacak şeylerin ve eylemlerin nereden geldiği sorusunu göz ardı etmektedir. Dolayısıyla, bunların, üzerlerinde hak iddia edebilecek kişilerle ilintili olup olmadıklarını ele almamaktadır (hâlbuki özellikle hizmetlerden, yani kişilerin hareketlerinden söz edildiğinde bu çok açıktır). İnsanlar, bir şeyi kime, ne gerekçeyle vereceklerine kendileri karar verebilirler.

FIRSAT EŞİTLİĞİ

Birçok yazara göre fırsat eşitliği, (o da tartışmaya değerse) sadece çok zayıf olduğu için sorgulanacak minimal bir eşitlikçi amaçtır. (Birçok yazar, ailenin mevcudiyetinin, bu amacın gerçekleştirilmesini nasıl önlediğini de görmüştür.) Böyle bir eşitliği sağlamaya teşebbüs etmenin iki yolu bulunmaktadır: Direkt olarak fırsat açısından daha talihli olanların durumunu kötüleştirerek ya da daha talihsiz olanların durumunu iyileştirerek. İkinci yol, kaynakların kullanımını gerektirmektedir ve bu nedenle, bazılarının durumunun kötüleşmesi anlamına gelmektedir: Başkalarının durumunu iyileştirmek için edinçlerinin bir kısmı elinden alınanlar. Fakat başkaları için fırsat eşitliği sağlamak için bile, bu insanların üzerinde yetki sahibi olduğu edinçlerine el konamaz. Elimizde sihirli bir değnek olmadığına göre, fırsat eşitliğine ulaşmak için yapılacak tek şey insanları edinçlerinin bir kısmını bu amaç doğrultusunda vermeye ikna etmek olacaktır.

Fırsat eşitliği ile ilgili tartışmalarda sık sık bir ödül için yarış modeli kullanılmaktadır. Herhangi birinin bitiş çizgisine daha yakın bir yerden başladığı, bir başkasının ağır yükler taşıyarak ya da ayakkabılarının içinde çakıl taşlarıyla yarışmaya zorlandığı bir yarış adil bir yarış olmaz. Fakat yaşam, herhangi birinin koymuş olduğu bir ödül için hepimizin yarıştığı bir yarış değildir. Herhangi birinin hız konusunda hüküm verdiği bütüncül bir yarış yoktur. Bunun yerine, ayrı ayrı olarak farklı insanlara farklı şeyler veren farklı insanlar vardır. Bunları veren kişiler (her birimiz zaman zaman) genellikle hak edilip edilmediğini ya da rahatsız edici durumları umursamazlar. Sadece aslında ne elde ettiklerini umursarlar. Hiçbir merkezi süreç insanların ellerindeki fırsatları kullanması hususunda hüküm vermez. Sosyal işbirliği ve takas süreçleri bunun için değildir.


Herhangi bir fırsat eşitsizliğinin sadece talihsizlik olmaktan ziyade haksızlık olarak görünmesinin bir sebebi vardır, çünkü bazıları her fırsata sahip değildir. (Eğer başka hiç kimsenin daha büyük avantajı olmasa bile bu doğrudur.) Bir edinci transfer etme yetkisine sahip olan kişi çoğu zaman bu edinci belli bir kişiye transfer etmek için özel bir arzu duymaz. Bu durum bir çocuğa bırakılan mirasla veya belli bir kişiye verilen bir hediye ile ters düşer. Belli bir koşulu yerine getiren (örneğin, karşılık olarak kendisine belli bir malı veya hizmeti verebilen, belli bir işi yapabilen, belli bir maaşı verebilen) bir kişiye transfer etmeyi tercih eder ve aynı koşulu yerine getiren bir başka kişiye de transfer etmeye aynı şekilde istek duyar. Bir tarafın transfer edilen şeyi alması, öte yandan transferde bulunanın koyduğu koşulu yerine getirme fırsatı daha az olanın onu elde edememesi adil bir durum mudur? Alıcının belli bir genel koşulu yerine getirmesi halinde verici, kime transfer yaptığını umursamayacağından, böyle durumlarda alıcı olmayla ilgili fırsat eşitliği, vericinin hiçbir yetkisini ihlal etmeyecektir. Bu durum, daha büyük fırsata sahip olan kişinin de yetkisinin ihlali anlamına gelmeyecektir, çünkü sahip olduğu şey üzerindeki yetkisi başka birinin sahip olduğu şey üzerindeki yetkisinden daha büyük değildir. Daha az fırsata sahip olan kişinin eşit fırsata sahip olması daha iyi olmaz mıydı? Eğer herhangi biri, başka birinin yetkilerini ihlal etmeden onu donatabiliyorsa (sihirli değnek?) bunu yapmamalı mıdır? Daha adil olmaz mı? Eğer daha adil olacaksa böyle bir adillik, daha düşük fırsatlara sahip olanları daha eşit bir rekabetçi konuma getirmek için kaynak tedariki maksadıyla bazı kişilerin yetkilerini hesaba almamayı da mazur gösterebilir mi?

Türkmenistan Cumhuriyetinde 'Türk Tipi Başkanlık Sistemi' 23üncü yılını doldurdu


Süreç, şu şekilde rekabetçidir. Eğer daha büyük fırsata sahip olan kişi mevcut olmasaydı, transferde bulunan kişi daha küçük fırsata sahip olan kişi ile iş yapacak ve bu şartlar altında bu kişi mevcut iş yapılacak en iyi kişi olacaktı. Bu durum, farklı gezegenlerde birbirlerinden habersiz olarak yaşayan fakat birbirlerine benzeyen varlıkların farklı zorluklarla karşılaştığı ve çeşitli amaçlarını gerçekleştirmek için farklı fırsatlara sahip olduğu bir durumla farklılık gösterir. Böyle bir durumda, birinin durumu diğerinin durumunu etkilememektedir. Her ne kadar daha kötü olan gezegen, hali hazırda olduğundan daha iyi olsaydı (daha iyi olan gezegen olduğundan daha iyi olsa da daha iyi olurdu) bu, durumu daha adil kılmazdı. Aynı şekilde, bu durum, herhangi bir kişinin elinde olduğu halde başka bir kişinin durumunu iyileştirmek istememesi durumuyla da farklılık gösterir. Tartışma konusu olan şartlarda, daha iyi fırsatlara sahip olan İnsanlar olmasa daha az fırsatlara sahip olan insanların durumu daha iyi olacaktır. Daha iyi fırsatlara sahip olan kişi sadece daha iyi konumda olan biri veya yardım etmeyi istemeyen biri olarak değil, aynı zamanda daha az fırsatlara sahip olan kişinin daha iyi konuma gelmesini engelleyen biri olarak görülebilir. Takasta daha cazip bir partner olmak, sanki bir şeyini çalmak gibi, başka birinin durumunun kötüleşmesi ile direkt olarak karşılaştırılamaz. Fakat yine de, daha az fırsata sahip olan kişi, mazur görülebilecek bir şekilde, belli şartları yerine getirmek üzere daha iyi fırsata sahip olmayı hak etmiş bir kişi tarafından engellenmekten dolayı şikâyetçi olamaz mı? (Başka birinin de kendiyle ilgili yapabilecekleri benzer şikâyetleri bir yana bırakalım.)

Önce yukarıdaki iki paragraftaki soruların gücünü hissederken (onları soran benim), bu soruların kapsamlı bir yetkilenme kavramını altüst ettiğine inanmıyorum. Eğer daha sonra benim karım olacak kişi başka bir talipliyi benim için reddettiyse ve bunun sebebi kısmen de olsa kendi çabamla kazanmadığım zekâm ve yakışıklılığımsa, daha az zeki ve yakışıklı olan taliplinin bu durumdan adaletsizlik diye şikayetçi olması meşru bir şey mi olur? Benim bu şekilde öteki taliplinin bayanı elde etmesini engelliyor olmam, o kişiye estetik ameliyatı olmak ve özel bir zeka eğitimi almak ya da şansları eşitlemek maksadıyla bende olmayan bir yeteneği kazanmak için başkalarının kaynaklarını kullanma hakkını verir mi? (Burada, fırsat eşitliği sağlamak için daha iyi fırsatlara sahip olanların durumunu kötüleştirmenin mazur görülemezliğini tartışılmaz varsayıyorum; böyle bir durumda onun tipini bozmak ya da uyuşturucu vererek veya gürültü yaparak zekasını kullanmasını engellemek gibi.) Bu tür neticeler ortaya çıkmaz. (Reddedilen talipli, kime ve neye karşı meşru bir şikâyette bulunabilir?) İnsanların istedikleri gibi yetkilenmelerini kullanmalarının veya transfer etmelerinin birikmiş etkilerinden farklı fırsatlar da çıksa bir şey değişmez. Durum, bu tür üçlü engelleme etkileri olduğunun iddia edilmesi mümkün olmayan tüketim malları için daha kolaydır. Bir çocuğun yüzme havuzlu bir evde yetiştirilmesi ve bu havuzu havuzsuz bir evde yaşayan bir çocuktan daha fazla hak etmediği halde her gün kullanması adaletsizlik midir? Böyle bir durumun yasaklanması mı gerekir? O zaman, yüzme havuzunun miras yoluyla bir yetişkine transfer edilmesine neden bir itiraz gelmesi gereksin ki?


Her bireyin fırsat eşitliği, yaşama, vs. gibi çeşitli şeylerle ilgili bir hakka sahip olması ve bu hakkının korunması konusuna yapılan temel itiraz şudur ki, bu “haklar”, cisimlerin, maddelerin ve eylemlerin oluşturduğu bir altyapı gerektirir; ancak diğer insanların bunlar üzerinde hak ve yetkileri olabilir. Hiç kimsenin, gerçekleştiğinde, üzerlerinde başka insanların hak ve yetkileri olduğu şeylerin belli şekillerde kullanımını gerektiren bir şeye hakkı yoktur. Diğer insanların belli şeylerle ilgili (şu kalem, onların vücudu, vs.) hakları ve yetkileri ve bu hak ve yetkileri nasıl kullanacakları konusundaki tercihleri, herhangi bir bireyin harici ortamını ve elde edebileceği kaynakları belirler. Eğer amacı, başkalarının üzerlerinde hakları olduğu kaynakları kullanmasını gerektiriyorsa, onların gönüllü işbirliğini sağlamak zorundadır. Sahip olduğu bir şeyin nasıl kullanılacağını belirleme hakkını uygulamak bile, hak elde etmesini gereken başka kaynakları gerektirebilir. (Örneğin, yaşaması için yiyecek). Diğerlerinin de işbirliğiyle, yapılabilir bir paketi bir araya getirmek zorundadır.

Resimler ve yazıları hariç bu yazının tamamı Nozick'in 'Anarşi, Devlet ve Ütopya' isimli eserinden alınmıştır.


Belli insanların sahip oldukları belli şeyler üzerinde belli hakları bulunmaktadır. Ayrıca, siz ve başkaları bir anlaşmaya varabilmek için gerekli vasıtaları elde edebilirseniz, onlarla anlaşmaya varmak konusunda da belli haklarınız mevcuttur. (Hiç kimse bir başkasıyla anlaşmaya varabilmeniz için size bir telefon tedarik etmek zorunda değildir.) Belli hakların bu alt yapısıyla çatışan hiçbir hak olamaz. Bir amacı gerçekleştirmeye yönelik sınırları iyi çizilmiş hiçbir hak bu alt yapısıyla olan uyumsuzluktan kaçınamayacağından, böyle bir hak yoktur. Bir takım şeylerle ilgili özel haklar, haklar kümesini doldurur ve belli bir maddi koşulda olunmasını sağlayacak genel haklar için yer bırakmazlar. Birçok şeyi belirlemek için, karşıt teorinin, sadece amaçların gerçekleştirilmesine ve belli bir maddi koşulda olma ya yönelik bu tür evrensel olarak kabul edilmiş hakları alt yapısında bulundurması gerekirdi. Fakat bildiğim kadarıyla bu karşıt teori konusunda ciddi bir çalışma yapılmamıştır.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.