Korsan Taksi

Hikayeler / İnsanlık Halleri | canakci | Ağustos 9, 2015 at 12:00 pm

Günlük ekonomik hayatımızın içinde haraççı rant mekanizmalarına ait hortumların bağlı olmadığı bir alan neredeyse hiç yok gibi. Kamu ise çıkardığı mevzuatlar ve idari varlığı ile bu mekanizmaların önünde, arkasında, yanında ama doğrudan ve dolaylı olarak mutlaka içinde bulunuyor. Sponsorluk ediyor. Karşı çıkanları ise 'korsan' olarak nitelendirip onlarla savaşıyor.

Ülkemizde ekonominin hemen her alanında olduğu gibi ulaşımda da fahiş rantlar söz konusu. Burada bir işçi Çin’dekinin 5 katı ücret alsa dahi yaşam standardı Çinlinin gerisindedir. Çünkü asgari ücretli bir işçi bile eline geçen ücretin en az üçte ikisini metropollerde yerleşik ve mükemmel işleyen bir rant sistemine mutlaka aktarmak zorundadır.

Gıdada, konutta, ulaşımda, velhasıl hayatın her alanında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve yasal mevzuatlarla sıkı sıkıya korunan bir sistem söz konusu. Bunun dışına çıkmanız “illegalite” oluyor ve bir şekilde engelleniyor, cezalandırılıyor.

Mesela yedi tepeli kent İstanbul’da bireysel ulaşım ciddi bir sorun. Bisiklet imkansız. Taksi plakası sayısı ise halen 17 bin küsur ile sınırlanmış. Yani yaklaşık bin kişiye bir taksi halen ancak güçlükle yeterli olur durumda. Plaka satış fiyatlarının 1.7 milyon lirayı, aylık kiralarının ise 5-6 bin lirayı geçtiği söyleniyor. Plaka parası tüm kentlerimizde var ama mesela İstanbul’daki bedel Hatay ve Yozgat’taki plaka bedelinin bin (1000) katını geçiyor. Dünyada başka herhangi bir yerde böyle bir şey var mıdır hiç bilmiyorum ama taksi olarak kullanılan araç bedelinin neredeyse 100 katı aracın plakası için ödeniyor ve plaka ciddi bir yatırım aracı haline gelmiş. Plaka kendisi günde iki vardiya çalışan şoförün ve aracının kazandığının iki katını kazanıyor ama tüketicinin ulaşım maliyetini de üç kat arttırıyor.

Siz diyelim ki aracınızla tek başınıza bir yerden bir yere zaten gitmektesiniz. Ayni yolu gitmek için araç arayan birisini aracınıza aldığınızda hem onun da işi görülmüş oluyor hem de trafikte fazladan bir araç, benzin sarfiyatı, CO2 emisyonundan tasarruf gibi sayısız avantajları var. Ama tabii bunu tamamen meccanen yapmak yerine taşıdığınız kişiden makul bir bedel talep etmeye de hakkınız olur öyle değil mi?. Yoksa bu zahmete neden giresiniz?.

İşte orada durun. Yaptığınız işin adı “korsan taksicilik” ve halen ciddi bir suç oluyor. Bir tür kazanç edindiniz, bunu devlete bildirmediniz, ve üçte ikisini devlete vergi olarak vermediniz. Fazladan benzin yakılacak ve bunun üçte ikisi de devlete vergi olarak gidecekti. Siz bunu engellediniz. Taksi plakacısının ve daha birçok kişinin rant gelirleri ellerinden alındı.

Taksici camiası tüm haraçları ödeyerek güç bela tutundukları bu meslekte hiç tutunamaz hale gelip, tamamen işsiz kalmaktan korktukları için Korsan Taksi işine şiddetle karşılar. Gerçekten de kendileri gibi yüklü haraçlar ödemeyen birilerinin ellerindeki müşterileri kapması dayanılmaz bir haksızlık. O yüzden de korsan taksiciyi en büyük düşman olarak görüyorlar. Sektördeki tüm gelirlere bağlı kalın hortumlar (zaten alışmış oldukları için) onları hiç rahatsız etmiyor. Emeklerinin karşılığını başka biçimde daha fazla alabilecekleri alternatif düzenlemelerin olabileceği de akıllarına hiç gelmiyor.


Korsan kelimesi ulaşan ve ulaştıranın yoluna çıkıp her ikisini birden haraca kesen “”haydut”" demek. Şimdi sorarım size haydut hangisidir?. Ulaşan ve ulaştıran’ın arasına girip kendi alacağı yüksek oranlı haracı garanti etmek üzere plaka vb sayısız mevzuatı düzenleyen ve hepsinin sponsoru olan kamu mu yoksa bu haraçlardan kurtulmak isteyen tüketici mi.

Serbest piyasada hizmet verip almak isteyen vatandaş kamunun kölesi midir?. Sömürü sistemine karşı çıkıp o sistemi sabote etmek nasıl bir çarpıtmayla “korsanlık” olarak tanımlanıyor?. Haraç almak mı korsanlıktır yoksa vermeye karşı çıkmak mı?

ABD’nin san Fransisco kentinde birileri akıllı telefonlar için bir aplikasyon geliştirmiş. Şimdi biliyorsunuz artık hemen herkeste bir akıllı telefon zaten var. Bunu telefonunuza yüklediğinizde o civarda ulaşım arzı ve talebi olan herkesin bulunduğu bir ağa girebiliyorsunuz ve araç istediğinizde bu size taşıma hizmeti verebilecek ağdaki herkesin önüne konum bilginizle birlikte çıkıyor. Biri sizi taşımayı teklif ediyor hemen ve kabul ederseniz gelip alıyor. Fiyat hesaplama ve ödeme tamamen otomatikleştirilmiş. Bunu yapan Uber Inc. 2009’da kurulmuş ve 2012’den bu yana tüm dünyada yayılmaya başlamış.

Öte yandan hemen her gün başka başka sektörlerde bu fikri taklit eden uygulamalar çıkıyor. Mesela fahişeler ve müşterileri için olan bir versiyonu var. Çöpe giden yiyecekleri toplamak ve açları doyurmak üzere (Uber’i taklit ederek kurulan) Feeding Forward bile kısa zamanda 600bin kişiyi besler hale gelmiş.

Bize de bunun ''Sadece taksicilerin hizmet verebildiği'' versiyonu olan ''BiTaksi'' geldi. Bu sistem mevcut rant sistemine dokunmadığı ve sadece ilave bir rant kapısı eklediği için tamamen legal. Şehirde hareket halinde olan herhangi araç sahibinin taşıma yapabileceği ''Uber'' versiyonları ise halen yasak, illegal.

Uber’de de para alışverişi tamamen Uber üzerinden gerçekleştiği için ilave komisyon ve vergiler de var. Ancak, ona rağmen şirket kısa zamanda dev gibi büyümüş. Sokakta gezerek müşteri arayan taksiciye göre rekabet avantajı sağladığı için bir bakıma vazgeçilmez, karşı gelinemez oluyor. Tekelci nitelik kazanıyor.

Über’in mevcut sisteme eklemlenen devletçi (devlet kontrolunda / kolektivist) versiyonunun “tekelleşmesi sağlanarak” plaka sahibi, müşteri ve sürücünün her üçünü birden sömüren çok güçlü bir (D. Acemoğlu’nun tabiriyle) ekstraktif(sömürücü) müessese halini alabilir. Böyle bir Über (BiTaksi) versiyonunu savunmak imkansız. Teknolojinin kolektivist uyarlaması ile bireyci uyarlaması arasında gerçekten cennet/cehennem kadar fark var. Bireyci(paylaşımcı) kullanımında özgürlük ve refah getirebilecek olan ayni teknoloji tekelci kolektivist kullanımında ise önemli bir köleleştirme aracı haline gelebiliyor.

Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte bu mobil aplikasyonların her sektöre uygun sayısız yeni versiyonunun çıkacağı ve dursuz duraksız tüm dünyaya da hızla yayılacağı çok açık. Ama devletçi versiyonlarının çok fazla başarılı olma şansını görmüyorum. Türkiye’deki ilk örneği (BiTaksi) şimdilik pek başarılı olamadı sanırım. Görebildiğim kadarıyla taksici milleti bu yeni sömürücü müesseseyi sevmedi kullanmıyor. Devlet mecbur etmezse umarım ileride de kullanmayacak.

Oysa taksilerin değil de sivil birey kişilerin “”bilhassa korsan taksi uygulaması yapmak üzere”” kullanabilecekleri “şirketsiz, bankasız, mevzuatsız, anonim” bir versiyonu gelirse sanırım çok tutabilir. (Çıkmalıdır ve tutmalıdır bence). Devletin bunu yasaklamaya ve engellemeye çalışacağı, (yasa çıkartıp) “şu kadar aydan şu kadar aya hapis cezası” öngöreceği çok açık. Ama engellemekte başarılı olamayabilir de.

Şimdiki rant müessesesinde yer alan herkesin esas korktuğu şey bu tür aplikasyonların ileride Open-Source, “şirketsiz ve anonim olarak” birey kişilerin aniden ağ kurabilip karşılıklı olarak hızlıca kullanabildiği bir hale dönüşmesi. Bu durumda bütün bu rant kapıları önce yavaş yavaş, sonra da hızla ve tümden kapanabilir. Her türlü mal ve hizmet takasını birey kişiler “şirketsiz, bankasız, devletsiz, mevzuatsız ve anonim olarak ve hızlıca” yapabilir hale geldiğinde bu saltanat sisteminin tüm kaleleri çökecek, çalışan, mal ve hizmet üreten herkesin refah seviyesi aniden ve en az 3 kat birden yükselecektir inanın. İnsanlık tarihinde bu güne kadar gerçekleşmiş olup olası en büyük devrim budur.

Teknoloji devletten ya da bireyden yana taraf tutmuyor aslında. Ama her iki taraf için de bir fırsattır. Her kim ki onu ele geçirerek daha iyi kullanırsa öbürünü yenmekte başarılı olabilir. Umalım ki başarılı olan (Orwell’in 1984 romanındaki gibi) Big Brother olmasın. Yeni teknolojiler sömürü müesseselerine değil doğrudan üretici ve tüketicilerden oluşan serbest piyasalara hizmet etsin. Halkın refahı ve özgürlüğü artsın.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.