Adalet Nedir ?

Hikayeler / İnsanlık Halleri | canakci | Temmuz 7, 2017 at 12:27 pm

Mahsum Mızrak, 2006’da Diyarbakır’da kafasından gaz fişeğiyle vurularak yaşamını yitirdi… Ölümüne neden olan fişeğin kaybından kimin sorumlu olduğu bulunamadan, aynı olaylar sırasında kafasından gaz fişeğiyle vurulan Enes Ata’nın failleriyle ilgili dava, olaydan yıllar sonra açıldı. Ata’yı vurduğu iddia edilen polisler de aynıydı…


En kestirme yoldan anlatalım:
Mahsum Mızrak’ın kafatasından neredeyse bütün olarak çıkartılan gaz fişeğinin kim tarafından ateşlendiğini bulmak yılları aldı. Uzun uğraşlar sonunda 3 polis hakkında dava açıldı. Polislerden hangisinin gaz fişeğini ateşlediği 3 polisin tüfekleriyle eşleştirilerek anlaşılacaktı ki adli emanette bulunan, Mızrak’ın kafasından çıkartılan gaz fişeği çalındı. Yerinde alay eder gibi adli emanete konulmuş, gaz fişeği ile alakasız bir mermi vardı. Mızrak’ın ölümüne neden olan fişeğin kaybından kimin sorumlu olduğu bulunamadan, yine 2006’da aynı olaylar sırasında kafasından gaz fişeği ile vurulan Enes Ata’nın failleri ile ilgili dava, olaydan yıllar sonra açıldı.

Ata’yı vurduğu iddia edilen polisler de aynıydı. 3 polis, iki çocuğun ölümünden de sorumlu tutulduğundan davalar birleşti. Geçen Haziran’da yapılan duruşmada, tıpkı Mızrak’ı öldüren fişeğin kayboluşu gibi, Ata’yı öldüren fişeğin de adli emanetten çalındığı anlaşıldı. Üzerinden aylar geçti, bu olayla ilgili de sözümona ayrı soruşturma açıldı.

Ancak ne adli emanet sorumluları, ne ilgili savcı, ne kolluk görevlilerinin bir teki hakkında bile soruşturma izni istenmediği, kimsenin olaydan sorumlu tutulmadığı anlaşıldı. Kanıtların güven içinde saklanması için oluşturulmuş adli emanet, çocuk ölümleri söz konusu olduğunda yol geçen hanıydı.

***

İhtimal ki devlet şiddetinin bütününü “meşru” görüyorsunuz. İhtimal ki devlete karşı suç işleyene karşı yapılanların hiçbir kurala tabi olmadığını düşünüyorsunuz. İhtimal ki sadece devlet şiddetinden bahsedenlere ağırca sözler söyleyip, “asıl onların çoluk çocuğu nasıl öldürdüğünü anlatsanıza” şeklinde cümleleriniz var. İhtimal ki birileri bu cümlelere karşı bir şeyler söylediğinde, “Su testisi suyolunda… Bizi niye bulmuyor bunlar?” diye soruyorsunuz. İhtimal ki devletin her şartta kendi oluşturduğu hukukla bağlı olması sizi hiç ilgilendirmiyor?

***

Enes Ata, bir başka iklimde doğsa, o gün teyzesinin evine sağ salim ulaşacaktı. Daha 8 yaşındaydı ve annesi sadece rüyalarındaydı. Okuldan çıktığında kendisini büyüten teyzesinin evine gider, babası işten çıkana kadar yemek yer, ödevlerini yapar, teyzesiyle televizyon izler, arkadaşlarıyla oyun oynar, akşam babası geldiğinde elini tutup maceralarını anlata anlata yatağına dönerdi. Bilmediği annesini bazen yatağında özlerdi.

Diyarbakır Vakıf İlköğretim Okulu’na kaydolmuş, 1. sınıfı bitirmek üzereydi. Gördüğü her tabelayı, her gazete başlığını, televizyondaki her alt yazıyı heceleye heceleye okumaktı uğraşı, ne garip değil mi, diğer çocuklar gibiydi. O gün okula gitti, kapalı olduğunu öğrenince, uçuşan gaz fişekleri, boğucu puslu hava ve mermi seslerinden koruna sakına teyzesinin evine yöneldi. “Annemin kokusu geliyor” dediği teyzesinin evi, yeryüzündeki bütün kötülüklere karşı güvenliydi. Sokağa doğru adımlarını atacaktı ki, kafasına gaz fişeği isabet etti. Manasızca bakıp, doğrulmaya çalıştı.

Kalkamıyordu, nefessiz kalmıştı küçük bedeni. Enes Ata, 8 yaşında, Diyarbakır’ın bir kimsesiz sokağında öylece ölüverdi. Hikayeler bilindik; önce polislerin kimlikleri belirlenemedi, sonra soruşturma izni verilmedi.

Yargı kararları hiçbir ülkede kamu vicdanını tatmin edebilir haklılıkta değil.


İdare mahkemesi soruşturulmama kararını kaldırınca, yine polislerin kimliklerini vermemek için bin dereden su getirildi. Nihayetinde, o gün o bölgede gaz tüfeği kullanan 3 polisin ismi belirlendi.

***

İşte o 3 polis, zaten sanıktı. 14 yaşında, aynı bölgeden geçerken kafasından gaz fişeği ile vurulup morga kaldırılan, ailesinin öldüğünden bile haberinin olmadığı, günlerce tüm karakollarda, hastanelerde, civar kentlerde aradıkları, sonra morgda olduğunu öğrendikleri Mızrak’ın öldürülmesine ilişkin davanın sanıkları. Mahsum, o iklimde değil de bir başka dünyada doğmuş olsa yaşayacaktı.

Ve belki Diyarbakır’da doğmuş ve ölüsü morgda unutulmuş bir çocuğun ölümüne olağan ve hak edilmiş bakacaktı.

***

İki çocuğun davaları ortak, ikisinin de dosyasından ölümlerine neden olan gaz fişekleri çalındı, iki hırsızlık vakası için de hiçbir adım atılmadı. Gaz fişekleri bulunamazsa, her ikisine ayrı zamanlarda o fişekleri ateşleyen bulunamayacak. Ve inanın, ne o gaz fişekleri, ne de onları çalanlar bulunacak. İhtimal ki elektriğinizin birkaç saat kesmesi çok öfkelendiriyor sizi. Bir yerlerde ise sürüyor bitmeyen bir devlet dersi.

Altı yırtılmış poşet ve adalet

Bu yazının, Adalet Yürüyüşü ile doğrudan bir ilgisi yok, sadece bugünü ilgilendirmiyor. Kimin ne kadar haklı ve haksız olduğuyla ilgili büyük tartışmalara da göz kırpmıyor anlatılanlar. Çok basit bir gerçekliğin arayışında bu yazı:
Adaletsizlik nedir?

Bazen kolay testlerle insanların yaklaşımlarını çözmek mümkün. Diyelim ki bir çocuğun ölümüyle ilgili soruşturmada en önemli kanıt çalındı ve dosya zamanaşımıyla kapatıldı. Çocuğun nereli olduğuna, nasıl öldüğüne bakarak tepkileriniz değişiyor mu? Çocuğun, Filistinli ya da Fransız, Kürt ya da Amerikalı, Arap ya da Türk olması yanıtlarınızı değiştiriyor mu? Ya da, “olur böyle şeyler mi?” diyorsunuz. Ya da, “katiyen olmaz?”

İşte o yanıtlara göre anlaşılabilir adalet kavramı ile olan mesafeniz. Ve mesafeniz ne olursa olsun, mesafeden biraz olsun rahatsızlık hissediyorsanız, adaletsizliğin ne olduğunu işaret edebilecek bir yerdesiniz.

***

Mahsum Mızrak (14) ve Enes Ata (8), 2006’da Diyarbakır’da hiçbir yerinde bulunmadıkları olaylar sırasında, başlarından gaz fişeğiyle vurularak öldürüldüler. Mahsum Mızrak dışarı çıkmıştı ve evine dönemedi. Enes Ata, ölen annesinin yerine anne bildiği teyzesinin evine gidiyordu. Mahsum Mızrak, çok küçükken yaralanan, iz kalmış parmaklarından teşhis edilerek günler sonra morgta tesadüfen bulundu ve gece 02.00’de defnedildi. Enes Ata’nın ölümünden ailesini haberdar ettiler.

Mahsum Mızrak’ı öldüren gaz fişeği, kafasında neredeyse bütün halindeydi, seri numaraları okunabilecek kadar bütün halde. Enes Ata’yı öldüren gaz fişeği ise çocuğun kafasında derin bir tahribat yaratmıştı, seri numarası okunamıyordu üzerinde.

***

İki ölümle ilgili soruşturma ayrı ayrı yürütüldü. Çok uzun uğraşlar sonunda, avukatların büyük çabasıyla dosya bir aşamaya geldi. Mahsum Mızrak’ın ölümüyle ilgili olarak 3 polis hakkında dava açıldı, hangisinin gaz fişeğini ateşlediği ise bulunamamıştı. Enes Ata soruşturması daha uzun sürdü.


O soruşturmada da o gün, olay yerinde gaz fişeği kullanan üç polisin aynı isimler olduğu anlaşıldı. İkinci dava açıldı ve iki dava birleştirildi. Üç sanıktan hangisinin ateş ettiği ise ancak fişeklerin balistik incelemesiyle çözülebilirdi. Davalar birleştirilmeden önce bir haber geldi.

Bir kanıtın kaybolmaması için en güvenilir yer olan adli emanetten, Mahsum Mızrak’ın kafatasından çıkan gaz fişeği çalınmıştı. Yerine de alay eder gibi bambaşka bir cisim konulmuştu. Enes Ata davası birleştikten sonra nasılsa bir haber daha geldi. Ata’nın başından çıkartılan gaz fişeği parçası da adli emanetten çalınmıştı. Mahkeme, her iki olayla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Yıllar geçti, yargının yapısı değişti, sonra yeniden yargının yapısı değişti ama sorumlular bir türlü bulunamadı.

***

Diyarbakır Başsavcılığı, sonunda aldı dosyaları önüne, araştırdı, soruşturdu. Enes Ata için şu sonuca ulaştı: “Enes Ata’dan çıkartılan gaz fişeğinin Mahsum Mızrak’ın otopsisi sırasında fotoğrafı çekilen gaz fişeğiyle benzer özelliklere sahip olduğu, sehven yanlış emanete alınmış olabileceği, fişeğin kayıp olmadığı, adli emanetin 2009/2221 sırasına kayıtlı olduğu…”
Savcılığa göre Ata’nın bedenin çıkan, yıllardır aranan gaz fişeği aslında kayıp değil. Aslında bu tespite de gerek yoktu, zira Enes Ata’yla ilgili bu dosyada, 3 ay önce zaten zamanaşımı kararı verilmişti.

Mahsum Mızrak’ta da sonuç değişmedi ve geçtiğimiz günlerde karar çıktı:
“Mızrak’ın vücudundan çıkartılan gaz fişeğinin taşınma tadilat sırasında emanet poşetinin yırtılması sonucu kaybolmuş olabileceğine yönelik tutanak tutulduğu, emanet poşetinin de bulunması dikkate alındığında gaz fişeğinin kasten değiştirildiğine veya alındığında ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı…”

Bulunan emanet poşetinin altının elbette yırtık olduğu görüldü. Savcılık, bu durumda fişeğin çalınmış olamayacağına kanaat getirdiğinden bu suçtan işlem yapmadı. Suçun sadece emanet memurlarının görevi kötüye kullanması olabileceğine işaret etti.

Savcılığa göre de bu suçla ilgili 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştu, dosya kapatıldı.

***

Avukat Barış Yavuz, itiraz dilekçesinde, fişeğin 2011’de kaybolduğuna, buna göre 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolamayacağına işaret ediyor.

Zamanaşımı süresinin hangi tarihten başlatıldığının bile belli olmadığına. Ölümlerle ilgili davada sanık 3 polisin ve emanet memurlarının ifadesinin bile alınmadığını, ifade alınsaydı zamanaşımı kesileceğinden soruşturmanın yürütülebileceğini belirtiyor.

Bu polislerin şüpheli konumunda bile sayılmamasının hukuksuz olduğunu söylüyor. İtiraz yakında karara bağlanacak.
Bu arada neler mi oldu? AİHM, iki dosyada da Türkiye’yi yaşam hakkını ihlalden tazminata mahkûm etti. Tazminatı, halk ödeyecek, rücu edilebilecek sorumlu yok. Savcı, AİHM’ye rağmen, üç polisin de beraatını istedi. Muhtemel ki dava da böyle bitecek. Fişekler kayboldu, soruşturuldu, zamanaşımıyla bitti. Telsiz konuşmaları yok edildi, zaten böyle şeyler olabilirdi. Enes Ata’nın kıyafetleri, mahkeme kararı olmaksızın imha edildi, mümkün, “hatadır.”

Çok bağırıp, en ağır ve büyük sözleri söyleyenlerin haklı sanıldığı coğrafyalarda olur. Ve geriye, tüm dillerde ve tüm iklimlerde, büyük harflerle yüreklere kazılmış “adaletsizlik” kalır.

Kaynak: 27.09.2015 Milliyet, Gökçer Tahincioğlu: İki ölü çocuk ve delil hırsızlığı 02.07.2017 Milliyet, Gökçer Tahincioğlu: Altı yırtılmış poşet ve adalet
Ayrıca bakınız: http://liberteryen.org/2015/12/ne-cok-terorst-vurulmus-ii/
http://liberteryen.org/2015/11/ne-cok-terorst-vurulmus/

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.