İnsanlık Tarihinin En Uzun Savaşları

Tarihte Neler Oldu | canakci | Ağustos 2, 2017 at 2:24 pm

İçinde yaşayanlar için savaşların en kısası bile çok acı verecek şekilde uzundur. Aşağıda vereceğimiz anlaşmazlıkların tarafları açısındansa çatışma ve kargaşa onlarca ve hatta yüzlerce yıl sürmüştür. Bunlardan bazılarında askerler kendileri doğmadan çok önce başlamış olan savaşlarda tüm ömürleri boyunca savaşmış ve sonra hiçbir savaşın sonucunu göremeden ölmüşlerdir. Uzunluğuna göre listemize giren ilk 10 savaş (sondan başa doğru) şöyledir.

10. Karen Anlaşmazlığı (1949’dan günümüze 68 yıldır sürüyor)


68 yıldan beri süren bu iç savaş 1949 yılında başlamıştı. Güneydoğu Asya’nın en büyük etnik topluluklarından biri olan Karen halkı Myanmar (Burma)da kendilerine ait ayrı bir ulus kurmak üzere geçmiş çağlardan bu yana çarpışmaktadırlar. İç savaşın iki ana tarafı Karen Ulusal Birliği ve Burma’lı Tatmadaw. Bunlardan ilki silahlı kanadı olan (Karen Ulusal Kurtuluş Cephesi isimli) bir orduya da sahip bulunan Karen halkının siyasi organizasyonudur. Diğeri Tatmadaw ise Myanmar’ın resmi silahlı kuvvetleri olan ordusuna dayanmaktadır. Çatışma esas olarak Burma hükümeti tarafından 1952 yılında kurulmuş olan Karen Myanmar devletinin içinde sürdürülmektedir.

Savaş, yıllar içinde gerçekleşen binlerce can kaybının yanı sıra çok sayıda Karen’in kendi ülkesini terk edip komşu ülkelere kaçması ve sığınması sonucunu da doğurmuştur.

 

9. Hollandalıların Bağımsızlık Savaşı (1568 ile 1648 yılları arasında 80 yıl)

“Hollandalı ayaklanması” adıyla da bilinen “80 Yıl Savaşları” 1568 ile 1648 yılları arasında sürmüştür. Bu dönem Hollanda’nın on yedi eyaletinin birlikte İspanya Kralına karşı baş kaldırması ile başladı. Ayaklanmanın başlamasına doğru kralın askerleri isyancıları kontrol altına almayı başardıysa da, daha sonra ayaklanma kuvvetlendi ve 1572 yılında ayaklanmacıların Brielle kentini ele geçirmeleri İspanya için tam bir hezimet niteliğinde oldu. Sonunda 1648 yılına gelindiğinde Hollanda’nın 17 farklı eyaleti İspanya’dan bağımsızlığını kazandı ve Hollanda Cumhuriyetini oluşturdular.

Hollandalı komutanlar'ın İspanyol komutan Ambrogio Spinola'ya yenilmesi

 

8. Selevkos – Partlar savaşı (M.Ö. 238 ile M.Ö. 129 yılları arasında 109 yıl)


Selevkos (Seleucid) İmparatorluğu ile Part(Parthia) Devleti (Arşaklılar)arasında sürdürülen bir dizi savaşın sonunda ilki Mezopotamya’daki esas topraklarından Pers bölgesine nihai olarak sürüldü bir Part İmparatorluğu ortaya çıktı. Başlangıçta Selevkos İmparatorluğu Suriye’den İndus nehrine kadar çok geniş bir alana hükmediyordu. Bu kadar geniş bir alana hükmetmenin güçlüklerinden dolayı batıda Helenistik devletlerin doğudaysa İran halklarının sürekli tehdidi altındaydılar. Karışıklıkları fırsat bilen iki (Bactria ve Parthia’nın) Selevkos Satrapı kendi uç beyliklerini bağımsız devletler olarak ilan ettiler. Öte yandan M.Ö. 238 yılında Parthia İran’ın orta Asya’dan gelen Parni kabileleri tarafından işgal edildi. Bunlar ülkede kontrolü ele geçirdikten sonra kendilerine Parthia’lılar adını verdiler. O sırada Ptoleme Mısırı ile savaşmakla meşgul halde olan Selevkos Persia ve Media’nın doğusunda kalan geniş topraklarını bu Parthia’lılara kaybetmek zorunda kaldı. Ancak daha sonra ihtiraslı bir Selevkos kralı olan Antiyokus III, atalarının imparatorluğundan kalan bu topraklar üzerinde yeniden hak iddia etmek üzere M.Ö. 209 yılında Parthia’lılara karşı bir sefere girişti. Antiyokus III bu girişiminde başarılı olarak onları ilk fethettikleri Parthia topraklarında bağımlı hüküm süren bir vasal devlet haline getirdi. Ancak daha sonra Antiyokus’un Romalılara karşı Magnesya savaşında yenilmesi üzerine Selevkos Parthia toprakları üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladı. Parthia, bu defa Arşaklıların kontrolu altına girdi. Yeni Parthia kralı şimdi yeniden Selevkos topraklarını fethetmeye ele geçirmeye başladı. M.Ö. 139 yılında Selevkos Parthia’lılara karşı önemli bir savaşta yenilip kralları Demetrius II Parthialılar tarafından ele geçirilince, artık Partlar bu toprakların ve bölgenin tam hükümdarı haline geldiler.

 

7. Plantagenet – Valois / “Yüz Yıl Savaşları” (1337 ile 1453 yılları arasında 116 yıl)

Fransız tahtında asıl hak sahibi olduğunu iddia eden iki saray ailesinin çok uzun süren çatışmasıdır. Çatışma yaşlı Kapetya soyundan gelen Fransız krallarının soyunun tükenmesi ile tahtın fiilen sahipsiz kalması sonucu tetiklenmiştir. Birbirine rakip “Plantagenet” ve “Valois” aileleri tahtta hak ettiler. Bunlardan ilki daha önce Fransız Anjou ve Normandy bölgelerinden olup 12nci yüzyıl İngiltere’sine hükmeden aileden idi. Plantagenet’ler İngiltere ve Fransa’nın müşterek hükümdarı olduğu iddiasında iken Valois ise Fransa Krallığının hükümdarı olma iddiasını taşımaktaydı.

Bu iki rakip hanedanın kralları 1337 ve 1453 yılları arasında, beş nesil boyunca Fransa tahtındaki hak iddiasıyla birbirleriyle savaştılar. Her iki tarafın da zafer ve kahramanlıkta zirve yaptığı dönemler oldu. Bu savaşın sonunda Jeanne d’Arc şahsen Valois hanedanının yeniden işbaşına geçmesinde önemli bir rol oynadı. Kendisi mücadelesiyle Valois hanedanının geleneksel taç giyme törenlerinin mekânı olan Orleans’daki İngiliz kuşatmasının kaldırılmasını sağlayarak ve hanedanının mirastan mahrum bıraktığı prensi Charles’a yeniden mücadele azmi aşılayarak onun taç giymesini sağladı. İngilizler tarafından yakalanarak büyücülük yapmakla suçlandı ve 1431 yılında kazığa bağlanıp yakıldı. Ama JanDark’ın emekleri boşa gitmedi. Charles krallığına tutundu ve nihayet 1453 yılında İngiliz kuvvetleri Fransa’yı terk etmek zorunda kaldılar.

 

6. Bizans – Osmanlı Savaşı (1265 ile 1479 yılları arasında 214 yıl)


Bizans Osmanlı savaşları 1265 ile 1479 yılları arasındaki uzun süren ama kesin sonuca ulaştıran belirleyici bir dönem olmuştur. Savaşlar dizisinin nihai sonucu Bizans İmparatorluğunun kesin olarak yıkılması ve toprakları üzerinde Osmanlı İmparatorluğunun kurulması olmuştur. 1204 yılına gelindiğinde Bizansın başkenti Konstantinopl dördüncü haçlı seferinin askerleri tarafından işgal edilmişti. Rum Sultanlığı bu fırsatı kaçırmadı ve Bizans toprağı olan Küçük Asya’nın batısını ele geçirdi. 1261’de ise Konstantinopl Latin Nicaean (İznik) İmparatorluğunun eline geçmişti. Ancak, bu dönemde de Bizans İmparatorluğunun etrafındaki çok sayıda düşman tarafından tehdit edilmesi sürdü. Bu tehditlerin en büyüklerinden birisi de daha sonra Osmanlı İmparatorluğunu kurucusu olarak tarihe geçecek olan Türk Bey’i Osman I idi. Osman I önce kendisini Osman Beyliğinin Sultanı ilan etti. 1380’e gelindiğinde Trakya eyaletini Bizanslıların elinden almıştı. 1400’de ise Bizans İmparatorluğu artık eski geniş topraklarının sadece çok küçük bir kısmına tutunup kalmış durumdaydı. 1479’da ise artık Bizans Osmanlı savaşları sona ermiş, Osmanlı hâkimiyeti Doğu Akdeniz toprakları dâhil tüm Bizans ülkesini ele geçirmişti.

5. Bizans – Selçuklu Savaşları (1048 ile 1308 yılları arasında 260 yıl)

Malazgirt savaşı


Bizans ile Selçuklular arasındaki 260 yıl süren savaşlar dizisi Anadolu ve Suriye toprakları üzerinde Bizans İmparatorluğundan Selçuklu Türklerine doğru bir güç kaymasına yol açmış, haçlı savaşları döneminin başlamasını getirmiştir. 1055 yılında Bağdat’ın fethinin ardından Türkler krallıklarını batıya doğru genişletmiş, 1064 yılında da Selçuklu Sultanı AlpArslan Ermenistanı fethederek Bizans’ın elinden almıştır. 1067 yılında Türkler Anadolu’yu zapt etmek istediklerinde Bizans’ın karşı hücumuyla püskürtülmüşlerdi. Ancak, 1071 yılındaki Manzikert (Malazgirt) meydan muharebesi Bizans güçlerinin yenilmesi ve bizzat Bizans İmparatorunun ele geçirilmesi nedeniyle Selçuklu Türkleri için önemli bir zafer oldu. Bu önemli kazanıma rağmen Bizans Anadolu üzerindeki hükmünü sürdürmeye devam etti. Türklerin Anadolu’nun tam kontrolünü ele geçirmeleri 20 yıl kadar daha sürdü. İlk haçlı seferi Selçuk Türklerinin Jerusalem (Kudüs’ü) ele geçirmeye girişmeleri üzerine başladı. Malazgirt’in ardından gelen yüz yılın içinde birinci Haçlılar Selçukluları Anadolu’nun sahil kesimlerinden içeri doğru sürmeyi başardılar. Böylece Bizans kaybettiği toprakların bir kısmı üzerinde yeniden bir çeşit kontrol sağlamayı başardı. Ancak, onun ardından gelen haçlı seferleri Bizans için iyilikten ziyade kötülük getirdi. Çünkü haçlılar çoğu zaman müttefiklerini göz ardı ederek ve onlara saygısızlıkla yolları üzerindeki Bizans kentlerini ve köylerini yağmaladılar.

4. Arauco Savaşı (1536 ile 1818 yılları arasında 282 yıl)


Arauco savaşı 1536 yılından 1818 yılına kadar 282 yıl boyunca süren, dünya tarihinin en uzun savaşlarından biridir. Güney Amerika’yı kontrolleri altına almak isteyen İspanyollar bölgenin yerli sakinleri olan Mapuche halkını sömürgeleştirmek istedi. 1536 yılında İspanyolların Macellan boğazını ayrıntılı bir biçimde keşfetme girişimleri sırasında Mapuche halkı onların daha ileri gitmelerine izin vermedi ve küçük İspanyol ordusuna saldırdı. İspanyollar ise sayıca az olmalarına karşın gelişmiş silahları ve iyi donanımları sayesinde çok fazla sayıdaki Mapuche’yi öldürüp hayatta kalanlarını da geri doğru sürmeyi başardılar.

Savaşlar geleceğe doğru devam etti, ama Mapuche bölgenin sunduğu doğal engeller nedeniyle bağımsız kalmayı sürdürdü. Ancak, aralarında süren savaşlara rağmen iki taraf arasında ticaret ilişkileri de kuruldu. Şili bağımsızlık savaşı sırasında İspanyollar Şilililere yenildiler ve Şilideki İspanyol hâkimiyeti tamamen kovuldu. Böylece Mapuchelerle İspanyollar arasındaki uzun savaş nihai olarak sona erdirildi. Ancak Mapucheler bu güç değişimine de karşıydılar ve yeni ortaya çıkan Şili ülkesinin kendilerini öz topraklarından sürmek üzere güç ve diplomasi kullanması ile en kötü korkuları gerçekleşmiş oldu. Bunun sonucu da onlara çok büyük ekonomik kayıplar, açlık ve hastalıkla ölümler getirdi.

3. Hollanda – Scilly adaları savaşı (1651 ile 1986 yılları arasında 335 yıl)

Dünya tarihinin hiç muharebe ve kan dökme olmaksızın gerçekleşen en uzun ve hatta en tuhaf savaşı üç yüz otuz beş yıl savaşı olarak bilinir. Anlaşmazlık 30 Mart 1651 tarihinde İngiliz iç savaşının bir yan ürünü olarak başlamıştır. İngilizlerin eskiden beri müttefiki olan Hollandalılar savaşta Parlamenteryenlerin yanında taraf olmaya karar verdi. Hollandalılarla önceden dostane ilişkileri olan Kraliyetçiler ise bunu ihanet olarak algıladı ve öfkeleriyle bu ihanetin bir bedeli olarak Hollanda ticaret gemilerine baskın düzenlediler. Ancak, 1651 yılına kadar Kraliyetçiler zaten küçük bir ada grubu (Scilly adaları) dışındaki İngiltere’nin tamamından sürülmüş durumdalardı.

Kraliyetçilerin elinden çok büyük ticari kayıplara uğratılmış durumda olan Hollandalılar ise onlara bir ders vermek ve Kraliyetçileri tehdit etmek üzere bahriye güçlerini bu adalara gönderdiler. Hollandalılar adaya gönderdikleri bahriyeli komutan Tromp’a Kraliyetçiler eğer kendilerine tazminat ödemezlerse savaş açması emrini de vermiştiler. Kraliyetçiler kendilerine verilen bu ültimatom karşısında herhangi bir ödeme yapmayı reddettiler ve Tromp’u savaş açmaya zorladılar. Ancak, Kraliyetçilerin pek zayıf kalmış durumdaki güçlerini ve onlardan alınabilecek ganimetin zaten pek az olacağını göz önünde bulunduran Tromp hiçbir savaş yapmadan geri döndü. Kısa bir süre sonra Kraliyetçiler Parlamenteryenlere teslim oldular, Hollandalılar da adalılara karşı bir savaş ilan etmiş olduklarını neredeyse unutmuşlardı. Üç yüzyıl kadar sonra yerel bir tarihçi olan Roy Duncan tesadüf eseri Scilly’de savaşa ilişkin tarihi bir belgeye rast geldi ve Hollanda’nın İngiltere büyükelçisini bu savaş konusundaki bir mütareke ilanına ilişkin olarak görüşmek üzere Scilly’e çağırdı. Nihayet 17 Nisan 1986 yılında bir barış antlaşması imzalandı ve Scilly Adaları ile Hollanda arasındaki sahte savaş da böylelikle resmen sona erdirilmiş oldu.

2. Pers – Roma Savaşları (M.Ö. 92 ile M.S. 629 yılları arasında 721 yıl)


Romalılarla Persler (Acemlerin) savaşları Roma İmparatorluğu dünyası ile Perslerin ardı ardına gelen iki farklı imparatorlukları (yani Parhialılar ve Sasaniler) arasında 721 yıl boyunca sürmüştür. Bu savaşın ilk muharebesi M.Ö. 92 yılında Roma Cumhuriyeti ile Parthialılar arasında başlamıştı. Bunların durmasının ardından Romalılar bir sonraki İran İmparatorluğu olan Sasanilerle savaşmayı sürdürdü. Savaşın bitmesi milattan sonraki 629 yılında Müslüman Arapların hem Sasanilere hem de Bizansın Doğu Roma İmparatorluğuna saldırmaya ve istila etmeye başlamaları sonucu gerçekleşti.

Romalılar ve Persler arasındaki çok uzun süren savaş dönemleri boyunca aralarındaki resmi ülke sınırları büyük ölçüde ayni kalmasına rağmen sınır bölgelerindeki kaleler, kentler ve kasabalar rakip imparatorlukların kah biri kah öbürü tarafından sürekli olarak istila edilip geri alındılar. Sınırlarda mühim bir değişiklik olmadığı halde savaşın gerek Romalılar ve gerekse Parthialı ve Sasani Persler üzerinde yıkıma sürükleyici büyük ekonomik etkileri oldu. Öyle ki Müslüman Arapların ani saldırıları başladığında her iki büyük devlet de kendini koruyamaz hale gelmişlerdi.

1. İber Yarımadasında Din Savaşları (711 ile 1492 yılları arasında 781 yıl)

İnsanlık tarihinin en uzun süren savaşlarından birisi, belki de en uzunu Cebelitarık boğazı için Hıristiyan ve Müslümanlar arasında yaklaşık sekiz yüzyıl süren savaştır. Yukarıda Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında şimdiki İspanya ve Portekiz’in yer aldığı Iber yarımadasında Reconquista (Yeniden Fetih için Cihat) sürdürülen din savaşları resmedilmiştir.


İber Din Savaşları (Reconquista) şimdiki İspanya ve Portekiz’in bulunduğu İber yarımadasının 711 ile 1492 yılları arasında geçen 781 yıllık tarihinde yer alır. Yarımadaya hükmetmek isteyen Müslüman Moorlar (endülüs Emevileri) ile Hıristiyan krallıkları arasında uzun bir dizi savaşlar gerçekleşti. 711 yılında kuzey Afrika’nın şimdiki Cezayir ve Fas’ın bulunduğu kısımlarında yaşayan Müslüman Moor Arapları Akdeniz’i geçip adım adım Avrupa’nın içlerine doğru ilerlediler ve başarabildikleri her yerde kendi hükümranlık bölgelerini oluşturdular. Tam güçle kaybedilen toprakları geri alma (Reconquista) mücadelesinin asıl başlangıcı 718 yılında Hıristiyan Vizigot’ların kralı Pelayo tarafından Alcama’da ilerlemekte olan Müslüman ordusunun yenilmesi ve durdurulması (Covadonga muharebesi) ile olmuştur. Daha sonraki beş altı yüzyıl boyunca Hıristiyanlar ile Moor’lar arasında kâh birinin, kâh öbürünün kazandığı veya kaybettiği sayısız muharebeler gerçekleşmiştir.

Reconquista’nın daha sonraki yıllarında ise savaşlar Katolik kilisesi tarafından tıpkı Haçlı seferlerinde olduğu gibi “kutsal savaş” olarak nitelendirilmiş ve içinde bizzat kilisenin de yer aldığı emirnameler ve askeri seferler düzenlenmiştir. Sonunda, 1400’lere gelindiğinde Moor’ların hükmü altında pek az bir bölge kalmıştı. 1469 yılında ise Aragon Kralı Ferdinand ile Kastilya Kraliçesi Isabelle I arasında gerçekleşen tarihi evlilik Moor’ların sonunu belirledi. Ferdinand ve Isabella güçlerini birleştirerek Moorlara karşı savaştılar ve İber yarımadasının Müslümanlarca işgalini böylece tamamen sona erdirilebildiler. 1492 yılında Grenada’yı Müslümanlardan geri almayı başarmaları ile Reconquista (yeniden fetih) dönemi de nihayet sona ermiş oldu.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.