Kazıklı Voyvoda Hakkındaki 27 Gerçek

Tarihte Neler Oldu | Idil Tuglu | Mayıs 16, 2018 at 1:13 pm

Vlad Țepeș, Vlad Dracula, ya da Kazıklı Voyvoda adlarıyla anılan Vlad III günümüz Romanya’sının (Eflak) 1448 yılından öldüğü 1477 yılına kadar üç defa prensi olmuştu. Düşmanlarını cezalandırmakta kullandığı vahşi yöntemler on beşinci yüzyıldan bu yana kötü şöhretini oluşturmuştur. Yine de dünyanın bazı yörelerinde Osmanlı istilasına karşı koyan direnişçi rolüyle hâlâ bir halk kahramanı olarak anılıyor. Aşağıda bu kötü şöhretli Voyvoda hakkındaki 27 hunhar gerçekliği bulacaksınız.

Vlad III’ün efsanelerle çevrili hayatının içinden tarihi gerçekleri bulup çıkartmak güçtür. Aşağıda onun hayatıyla ilgili yaygın olarak anlatılan hikâyelerin tartışılmaz kanıtları eksik olduğu durumlarda “söylentiye göre” ya da “iddia edilmektedir” şeklinde verilecektir. Vlad III hakikaten çok vahşi şeyler yapmıştır ancak bunun hangi şartlarda gerçekleştiğinin de bilinmesi gerekir. Kendisi Romanya’da halen kendi halkının emniyeti ve özgürlüğü için Osmanlı İmparatorluğu’na karşı hiç usanmadan savaşan bir ulusal kahraman olarak anılmaktadır.

Batılıların pek çoğu siyasi ve askeri kariyeri tıpkı Vlad Drakula gibi bu derece kana batık olan bir adamın nasıl olup da Romenler tarafından bir kahramanlık ve ulusal gurur ikonu olarak görülebildiğine hayret etmelerine karşın bu ikilem belki kısmen onun asıl çekiciliğini de oluşturmaktadır.

27. İsmi Ne İfade Ediyor?

Dracul ismi aslen ‘Ejderha’ anlamındadır. Vlad III’ün babası Avrupa’daki Osmanlı hükümranlığına muhalif olan bir grup Hıristiyan’ın kurduğu Ejderha Tarikatı üyesi olduğunda bu adı aldığından kendisi de Ejder’in Oğlu anlamındaki “Dracula” adını aldı.

26. Kazıklı Bey nedir?

Romence kazıklı anlamındaki “Tepes” lakabı kendisine verilmişti. Türkler arasında da Kazıklı Bey lakabıyla bilinirdi.

25. Vur ve Kaç

Drakula’nın en sevdiği ve uyguladığı askeri taktik atlılarıyla düşmanı yıldırım hızında hiç ummadığı bir yer ve zamanda pusuya düşürmek, askerleri kazığa geçirmek ve olay yerinden olabildiğince hızlı bir şekilde kaçmak. Bu yöntemi seçme nedeni Türklere göre oldukça daha küçük bir orduya ve kaynaklara sahip olmasıydı.

24. Hastalıklı Bir Mizah Anlayışı

Dracula’nın marazi bir mizah anlayışına sahip olması pek şaşırtıcı değil. Kazığa geçirilen mağdurlar genellikle acıdan kıvranarak ölürlerdi. Söylendiğine göre Vlad bir defasında onlara bakıp “”ne kadar büyük bir zarafet sergiliyorlar”” demiş. Bir başka defasında da kokuşan cesetlerin yaydığı ağır kokudan dolayı burnunu kapatan bir askerini de kazığa geçirttiği söylenir.

23. Barış Mahkûmu

1442 yılında Dracula ve küçük kardeşi Radu Macar savaşı sırasında babasının sadakatini garanti etmek maksadıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Sultan II. Murat’a rehin verilmişlerdi. Çocukların ikisi de orada bilim, sanat, felsefe eğitimleri aldılar ve savaş sanatını öğrendiler.

22. Uyum sağlama Güçlüğü

Dracula’nın kardeşi Radu Osmanlıların yanındaki yaşama kolayca intibak ederken, Vlad dikkafalı ve nobran oluşu nedeniyle sık sık dayak yemekteydi. Hayatının bu dönemi Vlad’ın kişiliği üzerinde çok etkili olmuş ve onun Osmanlı Türklerinden, kendi kardeşinden ve Osmanlı veliahdından nefret etmesine yol açmıştır. Tarihçiler Vlad’ın işkence taktiklerini de burada öğrendiğine inanmaktadır.

21. Zalim ve Kurnaz

Vlad’ın işkence metotları sadece düşmanlarından kurtulma amaçlı değildi. Tarihçilere göre Vlad psikolojik harp uygulamakta idi. Kazığa geçirme potansiyel işgalcileri korkutma, dehşete düşürme ve kaçırtma amaçlı idi.

20. Sakın Dokunma !

Kanlı yöntemleri sayesinde Vlad halkı üzerinde tam bir kontrole sahipti. Rivayet edilir ki ondan ne kadar korkulduğunu göstermek üzere kent meydanına altından bir kupa yaptırıp koydurmuştu. Kurala göre herkes bu kupadan içebilirdi. Ama kupa bulunduğu meydandan ayrılmayacaktı. O zamanlar kentte yaşayan çoğu fakir 60,000 kadar kişiden onun tüm iktidar dönemi boyunca kupaya bir tek kişi bile dokunamamıştı.

19. Onları Kendiyle Dövmek

Türk komşularından gelen sürekli tehdide karşı Vlad onları ülkesinden kovmak üzere bir ordu gönderdi. Oysa sonunda tam aksine onlar Vlad’ı geri çekilmeye zorladılar. Vlad ise bu durumda sükûnetle geri çekilmek yerine yol boyunca kendi köylerini yakıp kendi kuyularını zehirleyerek kendi köylülerini öldürerek arkasından gelen Türk ordusunun dinlenecek hiçbir yer bulamamasını sağlamaya çalışma yoluna gitti.

18. Bu Kelleler Çok Fazla

1461 yılında Osmanlıların kontrolündeki bir müstahkem mevkii yaktıktan sonra Dracula söylentiye göre yaklaşık 24,000 Türk ve Bulgar kellesini yetkililere göstermiştir.

17. Nerede Senin Görgü ve Terbiyen?

15inci yüzyılda Michel Beheim tarafından kaleme alınan “Eflak’li kana susamış çılgın adam Drakula’nın hikâyesi” isimli eserde anlatıldığına göre Vlad’ın ürpertici bir sofra ritüeli vardı. Malikânesine birkaç kişiyi yemeğe çağırır, onlara ziyafet verir ve sonra onları yemek sofrasında kazığa geçirtirdi. Daha sonra ekmeğini kurbanların kanına bandırarak yer ve yemeğini bitirirdi. (Tarihçiler bu bilgiyi doğrulayamıyorlar.)

16. Senin Anan kim?

Dracula’nın annesinin kimliği gerçekten bilinmemektedir. Tarihçiler ya babasının bilinmeyen ilk karısı, yahut da Moldava’lı Alexander I’in bir akrabası (muhtemelen Eupraxia)’dan doğma olabileceği üzerine tahmin yürütüyorlar.

15. Ahlak Konusuyla Alakadar

Eflak hükümdarı olarak Vlad ülkesinde kendi empoze ettiği bir ahlak kodunu uygulatmakta idi. Özellikle iffet, bekâret, ırz namus konularıyla ilgiliydi. İffetsizlik iddiasıyla pek çok dulun ya da zina yaptığı, bekâretini kaybettiği iddiasıyla pek çok kızın ya cinsel organları kesilmiş yahut da kazığa geçirilmişlerdi.

14. Talihsiz Metres

Tahminen 1462 ile 1474 yılları arasında Vlad Macar Kralı tarafından hapsedilmişti. Kesin süresi konusunda tarihçiler tam mutabık olmasalar da mahpusluğunun çok meşakkatli geçmediği biliniyor. Kilit altında olmadığı bu dönemde metresler edinmiş ve özellikle bu metreslerden birisi korkunç talihsiz bir akıbete uğramış. Vlad hamilelik iddiasının gerçek olmadığını ispat için karnını deşmiş.

13. İlk Karısı

Tarihçiler Dracula’nın ömrü boyunca iki kere evlendiğine inanıyorlar. İlk eşinin kimliği bilinmiyor, ancak kendisi Vlad’ın en büyük oğlu ve varisi olan Mihnea’yı 1462 yılında Vlad Türklere karşı savaşırken doğurmuş. Rivayete göre kadın Türklerin eline geçmemek için kendisini kuleden şatonun altındaki Arges nehrine atmış.

12. Stratejik bir Alışveriş

Dracula’nın ikinci karısı Justina Szilágyi, Macar Kralı Matthias Corvinus’un kuzenidir. Kendisi Dracula’nın oradaki mahpusluğu sırasında tanışmış ve Vlad kendi özgürlüğünü onunla evlenmek suretiyle kazanmış. Ona diğer iki oğulu da o doğurmuş ve Vlad Eflak Prensi (voyvodası) olduğunda o da Eflak Prensesi ünvanı kazanmıştı.

11. Sadece İsim Benzerliği

Araştırmacılar uzun süre Bram Stoker’in ünlü Dracula romanına konu olan kişi ile Vlad Dracula arasında bağlantı kurmaya çalıştılar. Ancak isim benzerliği ve Transilvanya ile gevşek bir bağlantısı dışında bu romandaki kahramanın gerçek Dracula’ya dayandığı konusunda bir kanıt bulunmuyor. Ancak, Stoker o romanı yazdığı sırada Vlad’ın zulümleri dillere destan halde idi.

10. Fukaralığın Kökünü Kazımak

Dracula’nın alakadar olduğu bir diğer konu da fukaralık idi. Ağızdan ağıza iletilen tarih bilgisi Dracula’nın ülkedeki işsiz güçsüz, sakat ve fukaraları yok etmek için oldukça gaddar bir çözüm bulduğu yönündedir. İddiaya göre kendisi bir gece tüm fukaraları ziyafet vermek üzere Trigoviste’ye davet eder. Orada geç vakte kadar yenilir, içilir. Ardından tüm kapılar kilitlenir ve bina ateşe verilir. Hiçbirisi oradan kaçamaz, sorun çözülür.

9. Hepsini Öldür!

Dracula hapisten çıktığında babasına kendi halkı tarafından ihanet edildiğini ve Macar askeri birliklerince diri diri yakıldığını öğrenir. Vlad babasının hizmetinde olan birçok kişinin bu ihanette parmağı olduğunu da bilmekte, ancak bunların kimlerin olduğunu kesin olarak teşhis edememektedir. Klasikleşmiş bir Vlad hamlesiyle babasının tüm hizmetkârlarını bir ziyafete çağırır. Ziyafetin sonunda, (efsaneye göre) Dracula’nın askerleri gelirler kapıları kilitleyip içerideki tüm misafirleri kazığa geçirirler.

Bu mademki Vlad’ın daha önce de yaptığı bilinen bir hareket o zaman misafirler niye davete icabet ettiler? Anlaşılmaktadır ki daveti reddetmeleri halinde hemen orada anında öldürülmeleri söz konusudur. Ama yine de bilirsiniz, belki bu defa hepsi öldürülmeyebilirdi.

8. Kitle Halinde Kazığa Geçirmeler

Dracula’nın 1462’de üzerine gelen Osmanlı ordusundan kaçarken, bir tek günde (çoğu savaş esirlerinden oluşan) 20,000 kişiyi kazığa geçirdiği bildirilmiştir. Vlad’ın “Kazığa geçirilenler ordusu” darbımeselini ardında bırakmasına neden olan bu olaydaki rakam biraz inanılmaz gelse de Vlad’dan ne kadar korkulduğu hakkında bir fikir vermektedir.

7. Katilin Numarası Tek Değil

Dracula her ne kadar kazığa geçirmeleri ile ünlü olsa da onun tek cezalandırma yöntemi bu değildi. Gözlere mil çekme, boğma, kol ve bacakları kesme ve kafa derisi yüzme yöntemlerini de uygulardı. Bir defasında bir Romen’i kendisinden çalarken yakalayınca kendisini canlı canlı suda kaynatarak pişirdiği ve diğer Romenleri yemeğe zorladığı söylenir.

6. Sarıkları Çiviletti !

Drakula Osmanlı Sultanına son haracını (bir tür sadakat vergisi) ödediğinde Sultan Vlad’la görüşmek üzere bir grup adam gönderir. Dracula onlardan sarıklarını çıkarmalarını ister. Onlar da dini geleneklerine göre çıkaramayacaklarını söylerler. Kendisine karşı gelmelerine öfkelenince adamları derdest edip ceza olarak sarıklarını kafalarına çivilettirir.

5. Bir Efsanenin Doğuşu

15inci yüzyılda matbaanın icat olması yazıların kolayca çoğaltılıp her yere dağıtılabilmesi imkânını ortaya çıkarmıştı. Bu sayede Vlad’ın zulüm ve ahlâksızlıkları hakkında çok sayıdaki hikayenin de yayılması ve Vlad efsanesinin ortaya çıkması mümkün oldu.

4. Yine O Ayni Numara

David Carroll’e göre 1456 yılının paskalya gününde Dracula bölge eşrafını akşam yemeğine çağırır. Yemeğin ardından yaşlı ve mecalsiz olanları öldürtür. Geri kalanları ise ele geçirdiği virane haldeki şatoya kadar 50 mil yürütür. Hepsine zorla şatonun restorasyonunda ağır işçilik yaptırtır. Restorasyon tamamlandığında o tarihe kadar hâlâ besin yetersizliği ve mecalsizlikten tükenmemiş olanları şatonun dışında kazığa geçirtir. Evet, işte her zamanki numarasının biraz farklı bir versiyonu… Sonuç olarak insan “Kazıklı voyvoda” unvanını da öyle bir ton insanı kazığa geçirmedikçe kazanamıyor.

3. 100,000 Ölüm

Kazıklı Voyvoda’nın ömrü boyunca çoğunluğu Türklerden oluşan toplamda 100,000 kişinin ölümünden sorumlu olduğu hesaplanmaktadır. Bu onu Osmanlı İmparatorluğunun tarih boyunca karşısına çıkan en vahşi düşman yapmaktadır.

2. Bir Ulusal Kahraman

Romanya’da Kazıklı voyvoda Vlad saygıyla anılan bir ulusal kahraman olarak görülmektedir. Zalimliği kabul görülüp onaylanmakta, gücü koruyabilmek ve düşmanları defedebilmek için zamanının bir gereği olduğu kabul edilmektedir.

1. Başı Kazıkta

Dracula bir savaşta Türklerle vuruşurken öldürüldü. Bedeninin Snagov Manastırının mezarlığında gömülü olduğu iddia edilse de kalıntıları bulunamamıştır. Tarihçi Constantin Rezachevici ise Vlad’ın öldüğü yerin yakınlarındaki Comana Manastırında gömülü olabileceğini iddia etmiştir.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.