Yıldırma Argümanı

Zeitgeist / Denemeler | | Mayıs 26, 2019 at 2:39 pm

Aslında bir argüman olmayan fakat bir tartışma engelleme yolu olan ve kişinin tartışılmayan fikirlerini muhalife zorla kabul ettirmenin bir yolu olan bir argüman tipi vardır. Bu, psikolojik baskıyla bir mantık by- pass etme metodudur. Bu, bugünün kültüründe özellikle yaygın olduğu için ve gelecekte daha da yaygınlaşacağı için, bunun tanımlanması ve ona karşı savunma alınması faydalı olacaktır.

Bu metot, tartışılan konuyu bir yana bırakıp kişinin karakterine saldırmaya biraz benzemektedir ve onunla aynı kökten gelmektedir. Konuyu bırakıp, kişinin karakterine saldırma işinde “X adayı ahlaksızdır, bu nedenle onun savunduğu fikir de yanlıştır” anlayışı söz konusudur.

Ancak psikolojik baskı metodu rakibin karakterini onun argümanıyla suçlama tehdidi bulunmaktadır, böylece savunulan fikir bir tartışma olmaksızın karalanmaktadır. örnek: “Aday X’in savunduğu fikrin yanlış olduğunu görmemek için bir ahlaksız olmak gerekir.”

Bugünün epistomoloji karmaşasında, bu ikincisi, diğer herhangi bir akılcı olmayan fikir tipinden daha sık kullanılmaktadır. Bu, mantıksal yanlışlık olarak sınıflanmalı ve ‘Yıldırma Argümanı’ olarak isimlendirilmelidir.

Yıldırma Argümanının temel özelliği, onun ahlaki olarak kişinin kendinden şüphe etmesine ve kişinin korkusuna, suçluluk duygusuna ve cehaletine dayalı olmasıdır. Ahlaken değersiz olarak değerlendirileceği tehdidi altında kurbanın belli bir fikri, tartışma olmadan reddetmesini isteyen kesin bir uyarı tarzında kullanılır. Eğilim daima şöyledir; “Sadece kötüler ( onurlu olmayanlar, kalpsizler, duygusuzlar, cahiller vs.) böyle bir fikri savunabilir.

Yıldırma Argümanın klasik örneği ‘İmparatorun Yeni Giysileri’ hikayesidir.

Bu hikayede, bazı şarlatanlar İmparatora gerçekte var olmayan bir giysi satmaktadır. Elbiselerin olağanüstü güzelliği nedeniyle kötü kalpli insanların onu göremediğini iddia etmektedirler. Böyle bir şeyi yapmak için gereken psikolojik faktörleri bir düşünün; şarlatanlar İmparatorun kendinden şüphe etmesine güvenmektedirler. İmparator, onların iddiasını ve ahlaki otoriterliklerini sorgulamamaktadır, elbiseleri gördüğünü söyleyerek derhal teslim olmaktadır- böylece sağlam olmayan kendine güveni için bir tehditle yüzleşmektense, gözleriyle gördüğü kanıtı reddetmekte ve kendi bilincini devre dışı bırakmaktadır. İki alçağın ahlaki kınamasına maruz kalma riski yerine, var olmayan elbiselerini halka göstererek cadde boyu çıplak olarak yürümeyi tercih etmektedir. Bu durum; onun realiteden ne kadar uzak olduğunu gösteren bir ölçü olabilir. Aynı psikolojik paniğe uğrayan insanlar, elbiselerin ihtişamını sesli olarak dile getirmek için birbirleriyle yarışırlar- ta ki bir çocuk İmparatorun çıplak olduğunu haykırana kadar.

İşte her gün çevremizde kullanılan Yıldırma Argümanı aynen böyle çalışmaktadır.

Onu hepimiz duymuşuzdur ve sürekli olarak duymaktayız.

Alturizm ahlakını ancak zarif içgüdüleri olmayanlar kabul edemez.” – “Sadece cahiller aklın geçerliliğini yitirdiğini bilmemektedir. – “Sadece kötü kalpli gericiler kapitalizmi savunabilir.” – “Birleşmiş Milletler’e sadece savaş çığırtkanları karşı çıkabilir.” – “Sadece çılgın uçuklar özgürlüğe inanmaya devam edebilirler.” – “Hayatın bir çöplük olduğunu ancak ödlekler görmez.” – “Ancak sığ insanlar güzellik, mutluluk, başarı, değerler ve kahramanlık peşinden koşar.”

Yıldırma Argümanı bugünkü tartışmalarda iki formda yaygındır. Halk arasındaki konuşmalar ve yazılarda bulunan, bir ahlak tehdidi dışında bir mesaj taşımayan, uzun ve karmaşık, anlaşılmaz laf kalabalıkları ( “Sadece ilkel kafalılar açık seçik olmanın konuyu çok basitleştirme olduğunu fark edemez.”) fakat; özel günlük tecrübelerde, bu konu kelimeler kullanılmadan söylenmemiş imalar ifade eden belirsiz sesler altında satır aralarında ortaya çıkar. Bu neyin söylendiğine değil; nasıl söylendiğine; içeriğe değil ses tonuna dayanır.

Ses tonu genellikle küçümseyici ve kavgacı kuşkuculuktadır. “Sen, kesinlikle bir kapitalizm savunucusu değilsin, öyle değil mi?” Ve bu doğru şekilde “Öyleyim” diyen olası kurbanı yıldırmazsa ardından gelen diyalog şöyle bir şey olur; “Yo, Olamazsın! Gerçekten değilsin.” “Gülünç olmayın; eğer sen kapitalizmin modasının geçtiğini gerçekten bilmiyorsan, ben de sana anlatamam. Anlaşamayız!

Tüm bunlar çatık kaşlarla, dik dik bakmalarla, omuz silkmelerle, homurdanmalarla, alaycı gülüşlerle ve onaylamam yönündeki olumsuz imalar ve duygusal titreşimler taşıyan kelimelere dökülmeyen bir sürü işaretle yapılır.

Eğer bu titreşimler başarısız olursa, eğer bu tartışmacılara karşı çıkılırsa, bunların hiçbir argümanı, kanıtı, ispatı, gerekçesi üzerinde duracak hiçbir zeminleri olmadığı, gürültülü saldırganlıklarının bir boşluğu gizlemeye hizmet ettiği Yıldırma Argümanının entelektüel yetersizliğin bir itirafı olduğu anlaşılacaktır.

Bu argümanın yetersizliği aşikardır ( onun çağımızın neo-mistizmine başvurmasının sebepleri de öyle) “Anlayanlar için, hiçbir açıklama gerekli değildir; anlamayanlar içinse hiçbir açıklama mümkün değildir.”

Bu argümanın psikolojik kaynağı sosyal metafiziktir.

Bir sosyal metafizikçi diğer insanların bilincini kendi bilincinden ve realitenin gerçeklerinden daha üstün gören kişidir. Kendi ahlakının başkaları tarafından onaylanması bir sosyal metafizikçi için son derece önemlidir. Ve o, gerçeklerden, akıldan, mantıktan daha önce gelmektedir. Başkalarının onaylamaması onun için öylesine dehşete düşürücüdür ki, onun bilinci içinde bu darbeye hiçbir şey dayanamaz; böylece o kendi gözleriyle gördüğü kanıtları reddedecektir. ve herhangi bir şarlatanın ahlak inancı uğruna kendi bilincini devre dışı bırakacaktır. “Fakat insanlar sizden hoşlanmayacaklar” deme saçmalığıyla bir entelektüel tartışmayı kazanmayı ancak bir sosyal metafizikçi umut edebilir.

Politik yaşamımızda, Yıldırma Argümanı neredeyse tek tartışma metodudur. Bugünün politik tartışmaları yaygın olarak karalamaları, özür dilemeleri veya yıldırmaları ve yatıştırmaları içerir. Birincisi genellikle “liberaller” tarafından (fakat sadece onlar tarafından değil) uygulanır. İkincisi de “muhafazakarlar” tarafından.

Tüm iftiralar birer Yıldırma Argümanıdır: Onlar, herhangi bir kanıtı ya da delili olmayan, kanıt ya da delil yerine bir alternatif olarak sunulan dinleyicilerin ahlaki ödlekliğini veya düşünmeyen saflığını hedefleyen onur kırıcı iddialardır.

Yıldırma Argümanı yeni değildir; tüm çağlarda ve kültürlerde kullanılmıştır. Ancak, nadiren günümüzdeki kadar yaygınlaşmıştır. Politikada diğer faaliyet alanlarına nazaran daha kaba kullanılmaktadır. Fakat, yalnızca politika ile sınırlı değildir. Tüm kültürümüze işlemiştir. O bir kültürel iflas belirtisidir.

Bu argümana nasıl karşı konulur? Ona karşı sadece tek bir silah vardır: Ahlaken kendinden emin olma!

Büyük ya da küçük herkes önünde veya özel herhangi bir entelektüel savaşa girildiğinde, kişi düşmanının onayı peşinde koşmaz, onu istemez veya beklemez. Kişinin tek ilgilendiği şey ve tek yargı ölçütü doğru ya da yanlış olmalıdır- başkalarının onayı değil, hele standartları kişinin standartlarına ters olanların onayı hiç değil.

Yıldırma Argümanının  entelektüel konularda ahlaki yargıda bulunmayı içermediğini, fakat ahlaki yargıyı entelektüel yargı ile değiştirmeyi hedeflediğini vurgulayayım.

Kişi verdiği kararlar hakkında sebeplerini ifade ettiğinde, onun sorumluluğunu üstlenir ve kendisini nesnel yargıya açık hale getirir; eğer kararları yanlışsa kişi sonuçlarına katlanır. Fakat, sebepleri vermeden eleştirmek sorumsuzca bir davranıştır, bir tür ahlaki “çarpıp kaçmaktır” ve bu, Yıldırma Argümanının özüdür.

Bu argümanı kullanan insanların akla dayanan bir ahlak saldırısından, diğer herhangi bir mücadele tipine nazaran çok daha fazla dehşete düşen insanlar olduklarına dikkat edin.- ve onların ahlaken kendinden emin olan bir rakiple karşılaştıklarında “ahlaki değerlendirmelerin” entelektüel tartışmalar dışında tutulmasını en yüksek sesle protesto edenler olduğuna da dikkat edin. Fakat tarafsızlık ima eder bir tarzda kötülüğü tartışmak, onu onaylamaktır.


Ayn Rand’ın “Bencilliğin Erdemi” adlı eserinden alıntılanmıştır.

Yıldırma Argümanı  kişinin fikirlerinden ve ahlaki zemininden emin olmasının niçin önemli olduğunu göstermektedir. En temel konulara kadar bütünleştirilmiş, tam, açık, tutarlı bir inançlar sistemine sahip olmaksızın ortaya atılanları, bir bilinmezlik, tanımlanmamışlık, ispatlanmamışlık sisi içinde yüzen birkaç rastgele fikirden başka bir şeyle silahlanmadan ve duygularından, umutlarından ve korkularından başka hiçbir şeyle desteklenmeden pervasızca mücadelenin içine atlayanları ne tür entelektüel sıkıntılar beklediğini göstermektir. Yıldırma Argümanı  onların Celladıdır! Ahlaki ve entelektüel konularda haklı olmak yeterli değildir; kişi haklı olduğunu bilmek zorundadır.

Yıldırma Argümanına verilecek uygun cevabın açıklayıcı bir örneği Amerikan tarihindeki düşmanın ahlak standartlarını reddederek ve kendi doğruluğundan tamamen emin olarak söyleyen kişi tarafından verilmiştir:

Eğer bu vatana ihanetse, alın benden daha da fazlası

Haziran 1964

Tags: ,

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.