Sivil İtaatsizliğin Haklılığı

Adalet - Hak, Hukuk, Hakkaniyet | | Ekim 3, 2020 at 8:59 pm
Duran Adam

Sivil İtaatsizliğin konusu olan haksızlıkların türleri vardır. Sivil itaatsizliğin toplumun adalet duygusuna hitap eden politik bir eylem olduğu düşünülürse, başka koşulların aynı kalması kaydıyla, bu eylemi asli ve aleni haksızlıklarla ve mümkün olduğu ölçüde de diğer haksızlıkları ortadan kaldırmanın önünde engel teşkil eden haksızlıklarla sınırlamak akla uygun görünmektedir. Bu, sivil itaatsizliği, birinci adalet ilkesinin yani eşit özgürlükler ilkesinin ve de ikinci ilkesinin yani şans eşitliği ilkesinin bariz biçimde ihlali ile sınırlamanın gerekliliği anlamına gelir. Elbette bu durumun geçerli olup olmadığına karar vermek, her zaman kolay değildir. Ancak, bu ilkelerin temel özgürlükleri garanti ettikleri göz önünde tutulursa, söz konusu özgürlüklerin yürürlükte olup olmadıklarını anlamak genellikle büyük bir sorun değildir. Sonuçta bu ilkeler, kurumlar düzeyinde açık biçimde ifadelerini bulmaları gereken taleplerde bulunur. Örneğin; belli azınlıklardan seçme ve seçilme hakkının, mülkiyet hakkının, ikametgah yerinin seçimi hakkının esirgenmesi ya da belirli dini grupların baskı altına alınmaları, başka bazı grupların bazı haklarının sınırlanması herkesçe görülüp fark edilebilir. Bu türden haklar yazılı olarak bulunmasalar da kamuoyunca bilinen uygulamalardır. Kurumların bu haksızlıklarla ilgili etkilerinin tespiti ise özel bir araştırma yapmayı gerektirmez. Özetle sivil itaatsizliğin öncelikli konusu olacak şey, eşit özgürlükler ilkesinin zedelenmesidir. Bu ilke, anayasal bir sistemde eşit yurttaşlık haklarının ortak statüsünü belirler ve politik düzenin temelini oluşturur.

Sivil itaatsizlik eylemine geçmenin başka bir şartı şöyle ortaya çıkabilir: Politik çoğunluğa yapılan samimi çağrılarımız başarısızlığa uğramış, yasal düzenleme yolları tıkanmıştır. Örneğin, var olan politik partiler azınlığın taleplerine tepkisiz kalıyor ya da bu taleplerden bir kısmını da olsa dikkate almayı reddediyorlar. Yasaları yürürlükten kaldırma girişimleri,  yasal protesto eylemleri ve gösteriler de bir sonuç vermiyor. Sivil itaatsizlik ancak en son durumda başvurulacak bir eylem olduğu için, bu başvurunun zorunlu olup olmadığından emin olunması gerekir. Burada yasal olanakların tüketilip tüketilmediğinin söylendiğine dikkat edilmelidir. Her durumda yasal çağrılar tekrar edilebilir. İfade özgürlüğü her zaman mevcuttur. Ancak bugüne kadar yapılan eylemler sonuçta çoğunluğun konuyla ilgili hareketsiz ve vurdumduymaz olduğunu gösterdiyse, aynı doğrultuda başka çabalar göstermek mantıksal olarak anlamsız gelebilir. Bu durumda sivil itaatsizliğin meşrutiyetinin ikinci bir koşulu yerine getirilmiştir. Ancak burada bir ihtiyat kaydı vardır. Öyle aşırı durumlar olabilir ki politik muhalefetin önce sadece yasal araçları kullanması ödevi ortadan kalkabilir. Örneğin; eşit özgürlük ilkesini kaba bir şekilde ihlal eden bir yasanın çıkarılmasıyla, diyelim zayıf ve korumasız bir grubun yasaklanması durumunda, bu gruba mensup azınlığın söz konusu yasaya karşı alışılmış politik yöntemlerle karşı çıkması beklenemez. Çoğunluk kendi pervasız kötü niyetini ve açık düşmanca hedeflerini ortaya koymuş olduğu için, böyle bir durumda sivil itaatsizlik bile çok yumuşak bir karşı çıkış yöntemi olabilir.

Üçüncü koşul ise belli koşullar altında doğal adalet ödevi belli bir sınırlama getirebilir. Çünkü, belli bir azınlığın sivil itaatsizliğe başvurma hakkı varsa, benzer koşullar altında bir başkasının da aynı hakkı vardır. Sivil itaatsizliğe başvurma hakkı olan birçok grubun tümünün birden eyleme geçmeleri düzeni çok ciddi biçimde sarsacak ve adil bir anayasal düzenin işlemesini tehlikeye atacaktır. Bu noktada sivil itaatsizliğin uygulanma boyutu ile ilgili bir sınır olduğunu varsayıyorum ve bu sınırın yasa ve anayasaya olan saygıyı yok etmemek, böylece herkese zarar verecek bir gelişmeye yol açamamak olduğunu düşünüyorum. Aksi durumda, sivil itaatsizlik eylemine girişenlerin çağrıları kamuoyu nezdinde tahrif edilecek ve bunların çoğunluğunun adalet duygusuna başvurma niyetleri gözden kaybolacaktır. Bu nedenlerle sivil itaatsizliğin ekişi belli bir noktanın ötesine geçildiğinde azalacaktır. Bu, sivil itaatsizlik eylemlerinde mutlaka göz önünde tutulması gereken bir durumdur.

Sivil itaatsizliğin meşruiyetiyle ilgili bu tartışmada adillik ilkesinden söz etmedim. Adalete yönelik doğal ödevimiz bizim anayasal bir rejime olan politik bağımızın temelini oluşturmaktadır. Ancak sadece toplumun belli ayrıcalıkları, imkanları olan mensuplarının hepimiz için söz konusu olan ödevlerden farklı olarak bir de politik sorumlulukları vardır. Bunlar kamusal hizmet veren kurumlara daha kolay ulaşır ve politik sistemden daha kolay yararlanırlar. Böyle bir durum bu bireylere, toplumun geri kalanına karşı adil anayasal düzeni korumak konusunda özel sorumluluklar yüklemektedir. Sivil itaatsizliğe başvurmak için haklı gerekçeleri olan baskı altındaki azınlık mensuplarının normal olarak bu türden politik bir sorumlulukları yoktur. Ancak adillik ilkesinin bunlara önemli sorumluluklar yüklemediği anlamına gelmez. Çünkü bu ilke sadece özel yaşamın çok sayıdaki sorumluluklarının kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda insanların ya da grupların ortak politik amaçlarla bir araya geldikleri her durumda geçerlik kazanır. Aynen insanların tek tek bireyler olarak bir araya geldikleri özel kurumlarda olduğu gibi, politik eyleme katılan kişiler de birbirlerine karşı sorumluluklar yüklenirler. Direnişçilerin geri kalan yurttaşlara karşı olan yükümlülükleri sorunlu olsa da, kendi hedeflerini izlerlerken aralarında karşılıklı sadakat sorumluluğu ortaya çıkar. Genelde adil anayasal düzen içerisindeki gönüllü gruplar, grup hedeflerinin haklı ve grup içi kuralların adilane olması durumunda karşılıklı sorumluluklar yaratırlar. Böyle bir şey hem politik birlikler hem de diğerleri için geçerlidir. Bu sorumlulukların önemi çok büyüktür ve tek tek bireylerin davranışlarına çok sayıda sınırlama getirirler. Ancak bunlar adil bir anayasaya riayet etmek sorumluluğundan farklıdır. Ben sivil itaatsizliği yalnızca adalet ödevi çerçevesinde tartıştım.  Daha kapsamlı bir inceleme bu boyutları da göz önünde tutabilirdi. http://liberteryen.org/2020/10/sivil-itaatsizlik/

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.