‘Anı – Yaşayanların Ağzından Hikayeler’ arşivi

  • Osmanlı’nın Romanya ve Bulgarya Topraklarından geçerek İstanbul’a varış
      I. Yeni Orsova Paşasını Ziyaret – Eflak’da Yolculuk – Bükreş Bükreş, 25 Ekim 1835 Eski Orsova’nın hemen alt yanında, Tuna’nın dalgalarından, üzerinde bir Türk kalesi bulunan bir ada yükselir. Bu kaleyi yapan Avusturyalılar buna Yeni Orsova adını vermişlerdi: Türkler burasını aldılar, o zamandan beri sınırları Karpatlardan...
    by Helmuth von MOLTKE at Mayıs 15th, 2017 at 02:05 pm
  • Status Quo – Malatya’da Son Durum
      Malatya, 20 Şubat 1839 Harp olacağında ne kadar az şüphe varsa, büyük bir önem taşıdığını gördüğüm bir şeyden söz açmanın da o kadar zamanı olsa gerek. Son iki harpte, daha başlangıçta, Hüseyin Paşa ile Reşit Paşaya peşin olarak Suriye eyaleti tevcih olunmuştu. Yeniden böyle bir hata işlemek istenmiyorsa Suriye’yi üçüncü...
    by Helmuth von MOLTKE at Mayıs 6th, 2017 at 10:05 am
  • Doğuda Kadınlar ve Esirler
      İstanbul, Arnavutköy, 9 Şubat 1836 Seraskerin arzusu üzerine şimdi burada, onun baş tercümanının evinde bulunuyorum. Ev sahibimin adı Mardiraki yani Küçük Martin, kendisi Ermeni ve zengin, hatırı sayılır bir adam. Bize çok çalışmamız tembih edildiği halde, gerçekte tercümeden başka her şeyi yapıyoruz. Küçük Martin’e bir çubuk...
    by Helmuth von MOLTKE at Mayıs 1st, 2017 at 05:05 pm
  • Yedek Subay Celbi 1976
      Biraz samimi olduğunda hemen askerlik anıları anlatmaya başlayan birçok insanla karşılaşmışsınızdır. Ben de çok dinledim. Ama dinlediklerimin çoğu zorunlu askerliğin geneline özgü değil de insanların kendilerinin o sırada yaşadığı kişisel sivil maceralar olarak nitelenebilir. Ortamın genel düzeni (düzensizliği) sanki hiç anlatılmaz,...
    by canakci at Nisan 28th, 2017 at 11:04 am
  • 1976 Heidelberg
    Arkadaşım K’ya işten çıktığımı söyleyince “buraya gelmeyi bir düşün” dedi. Eşi R’nin daha önce bir süre çalıştığı ISZ (Internationales Studien Zentrum) diye bir okul varmış. Lisansüstü eğitim için Almanya’ya gelen yabancılara yoğun lisan eğitimi veren devlet sübvansiyonlu bir okul. Altışar aylık iki sömestrede (yani toplam...
    by canakci at Nisan 27th, 2017 at 10:04 am
  • Türklerin Vergi Toplayış ve Askere Alışları
      Garzan dağında ordugâh, 15 Haziran 1838 Ancak üç seneden beri yeniden Türk egemenliği altına girmiş olan bu memleketin durumu hakkında bilgi toplamaya uğraştım: Kürtler (bunlardan hangi sınıfa mensup olursa olsun bütün konuştuklarım) iki şeyden şikayet etmektedirler: Vergi ve asker toplama. Zannımca imparatorluğun bütün geri kalan vilayetleri...
    by Helmuth von MOLTKE at Nisan 24th, 2017 at 11:04 am
  • Osmanlı İmparatorluğunun 1836 Yılında Siyasî ve Askerî Durumu
      Beyoğlu, 7 Nisan 1836 Uzun zaman, Osmanlı egemenliğine set çekmek Avrupa ordularının ödevi olmuştu: Bugün ise Avrupa politikasının tasası bu devletin varlığını sürdürmesidir. İslamlığın Doğuda olduğu gibi Batının büyük bir kısmına hâkim olacağından haklı olarak korkulduğu devir geçeli pek çok olmamıştır. Peygambere inananlar,...
    by Helmuth von MOLTKE at Nisan 23rd, 2017 at 03:04 pm
  • Dağlardan Atla Geçerek Dicle’den Fırat’a, Fırat Üzerindeki Akıntılardan Geçerek Yolculuk. Asbuzu
      Harput, 20 Temmuz 1838 Paşanın büyük çadırında kırmızı kadife minderlere oturmuş akşam yemeği yerken, paşa ansızın buradan göç etme emrini verdi. Buna candan sevindim, çünkü Garzan dağının dışında ve eteğinde bulunan ordugâhımız son derece rahatsızdı. Burada sıcak korkunçtu, gölgede 40°C derecesini buluyordu. Zavallı atlarımız...
    by Helmuth von MOLTKE at Nisan 4th, 2017 at 08:04 am
  • İstanbul’dan Boğaziçini Geçerek Büyükdere’ye Yolculuk
      İstanbul, 3 Kasım 1835 Bir gece Beyoğlu’nda dinlendikten sonra limanda, Altınboynuz (Haliç)de yüzlercesi dolaşan son derece zarif bir hafif tekneye (kayık) bindik. Kayıkçılar kayıklarında oturup beklerler. Türkler şapkalı olan birinin ya gemi kaptanı ya da hekim olacağını tahmin ettikleri için, Buyurun kaptan, hekimbaşı, hişt!, Rumlara...
    by Helmuth von MOLTKE at Şubat 24th, 2017 at 10:02 am
  • Her köye bir Meryem Ana
    Bir şişe su alarak tepeye doğru yürüyorum. Yokuş dikleşirken sıcak da etkisini daha fazla göstermeye başlıyor. Virajlı ve dik yolda tepedeki üçgen yapının üzerinde Meryem Ana heykeli ortaya çıkıyor. Kubbe ise bir kiliseden. Ama hala uzakta görülüyorlar. Dik yokuşta 10-15 dakika daha yürüyünce her iki tarafı çiçeklendirilmiş yoldan deniz kenarındaki...
    by Gokhan at Kasım 4th, 2011 at 11:11 am