Özel Radyo ve TV yayınlarının başlaması

Münakalat – Muhaberat Mevzuatı | canakci | Ağustos 3, 2010 at 1:21 pm

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)


önceki yazı

önceki yazı

Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi’nin 22.Kasım 1993 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanıp, 3915 sayılı kanunumuz haline gelmesinden ve daha sonra 13 Nisan 1994 tarihinde kabul edilen 3984 sayılı yasanın (Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun) yürürlüğe girmesinden itibaren Türkiye’de hızla özel radyo ve televizyonların kurulmaya başlandığını yazmıştık. Kanun özetle şu şekildedir;

Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun;

13 Nisan 1994 tarihinde kabul edilen ve R:G: 20.4.1994′de yayınlanan 3984 sayılı yasa 42 maddeden oluşmaktadır. 9 tane de geçici maddesi vardır. Bu kanun radyo televizyon yayınlarının hangi ilkelere uygun olarak yayın yapacağını, RTÜK’ün kuruluş görev ve yetki esaslarını, kanal ve frekans tahsis yetkisini, mali kaynaklar ve bütçesini (tüm radyo ve televizyon kuruluşlarının brüt reklâm gelirlerinin %5′i, bu kanun gereğince tümünün yayın izni ve lisans ücretleri ile gerektiğinde TBMM bütçesinden transfer tertibinde yapılacak ödenekler), kanal ve frekans tahsisinin nasıl yapılacağını, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yükümlülüklerini, reklâmları, program desteklenmesi konusunu, telsiz genel müdürlüğünün yükümlülüğünü, yayınların men edilmesi konusunu (başbakan veya görevlendireceği bakanın yayınları durdurabileceğini), yeniden iletim yasağını, seçimlerde siyasi partilerin yayınlarına ilişkin yasakları, düzeltme ve cevap hakkını, kuruluş ve hisse oranlarını, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yapısını, sorumlukları (özel yayın kuruluşlarının belirli oranda kültür, Türk halk ve sanat müziği programları koymak zorunluluklarını belirlemektedir.) seçim döneminde yapılamayacak yayınlar, uyarı durdurma ve iptal, cezalar ve müsadere belirlenmektedir. TRT kurumunun yükümlülükleri, TRT yüksek kurulu, telif hakları, yayın kuruluşlarının haber birimlerinde çalışanlar(5953 sayılı kanun yükümlülüğü), yetkili mahkeme, yönetmelikler, yürürlük ve yürütme tanımlanmaktadır.
Özel televizyonların önünü açan 3984 sayılı yasa aynı zamanda dünyada gerçekten hiç emsali görülmedik bir sansür bürokrasisini de ortaya çıkartmakta idi.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)
Karar ve faaliyetlerinin ne mahiyette olduğunun anlaşılması için Radyo Televizyon Üst kurulunun (kendi sitesinden alınan) 15 Ocak 1999 tarihli raporunu ibret verici bir örnek olarak aşağıda ekliyorum. (1999 yılı faaliyetlerinin tamamı için tıklayınız)

Siyah ekranda beyaz yazı: “geçici kapatma”

RTÜK yasasının çıkmasının ardından tüm kanallar brüt gelirlerinin %5′ini RTÜK’e vermeye başladılar. O da buna karşılık uygun görmediği yayınlarını durdurmaya başladı.  Yasa “genel ahlak, ülke menfaati” gibi çok genel ifadelerle yazıldığından pratikte hemen her programın yayını nedeniyle kapatma cezası verilebilmekte idi. Kapatılan kanalda siyah fon üzerine “çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkileyici nitelikte olduğu anlaşıldığından” ibaresi ile yüz binlerce saate varan kanal kapatma cezaları dış basında çok alaycı ifadelerle yer almasına karşın içeride senelerce sürdürülmeye devam etti. Sonunda uygulanan ceza biçimlerinde değişiklik yapılarak (sadece görünüşte de olsa) bu acayip durum ortadan kaldırıldı.

Yasanın son halinin de ifade özgürlüğünün temel ilkelerini yeterince korumadığı, yayıncılar üzerine uygulanan yaptırımların aslında, RTÜK’ün değil, yargının yetkisinde olması gerektiği çok açık. Ayrıca “Sınırsız Televizyon” yönergesinde yer alan topluluk (AT) müktesebatı henüz kendi hukuk düzenimize aktarılmamıştır. Tanımlar, yetki, alım özgürlüğü, milliyet temelinde ayrımcılık, Avrupalı ve bağımsız yapıtların desteklenmesi, reklâmcılık, televizyon yoluyla alışveriş, küçüklerin korunması ve radyo-televizyon işletmelerinde yabancı sermayenin payı üzerindeki sınırlamalar gibi konular başta olmak üzere, giderilmesi gereken önemli farklar var. Bundan başka, Türkiye’nin GATS/WTO çerçevesindeki uluslararası taahhütleri ve Türkiye’nin bir aday ülke olarak topluluk müktesebatını tam olarak uygulama taahhüdünden doğan yükümlülükleri henüz karşılanmaktan çok uzakta.

Yeni milenyumun ilk yılında radyo televizyon alanında jandarmalık yetkisiyle donatılmış yeni bir üst kurulumuz daha oldu (Telekom Kurulu – TK). Bu kurul yayınların niteliğinden çok teknik izinleriyle ilgili, frekans jandarmalığı yetkileriyle donatılmış bir kurum oldu.

sonraki yazı

Sonraki yazı

Ancak, kuruluşunun üzerinden yıllar geçmesine karşın karasal dijital yayınlarla ilgili olsun kablo yayınlarıyla ilgili olsun henüz radyo televizyon yayınlarımızdan hiçbirine ilişkin tam olarak onaylanmış teknik şartnameler, frekans planları veya ona dayalı olarak lisanslandırılmış yayın kuruluşları yok. Daha önce verilen ön izne dayanarak gerekli yatırımları gerçekleştiren ve 2001 yılında dijital yayına geçen 3 platforma tam da yayına başlamalarından hemen sonra izin verilmemesi söz konusu olmuş ve tüm personeliyle birlikte platformlar beklemeye alınmıştı. Daha sonra geçici bir izinle yeniden başlatıldı, ondan sonra da hepsi birden ekonomik güçlükler içine düştüler.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.