Türkiye için Hayalimdeki Anayasa

Zeitgeist / Denemeler | canakci | Kasım 5, 2011 at 10:07 am
Güç konusunda insanlara itimat lafını bir yana bırakalım, onları Anayasa’nın zincirleriyle bağlayıp hınzırlık yapmalarına engel olalım.Thomas Jefferson


۩ ۩

Mutlak güç mutlaka yozlaştırır. Öyle değil mi?
Devletin yasama, yürütme ve yargı erkleri o ülkede yaşayan tüm bireylerin özgürlüklerini sınırlandırmak için. O halde, bürokrasinin yasalar üzerinden sahip olduğu “özgürlüklerimizi sınırlama” gücünün de mutlaka bir anayasa ile sınırlandırılması ve dengelenmesi gerekir. İşte Anayasa’nın asıl varlık nedeni ve tek işlevi de bundan ibaret. Anayasa, devletin görev sınırlarını çizmeli ve kamu kurum ve kuruluşlarının göreviyle ilgili olarak hangi sınırları “asla” aşmaması gerektiği anayasada en açık şekilde belirlenmiş olmalı…

    1. Anayasa’da SADECE DEVLETİN NELERİ YAPAMAYACAĞI yazılı olmalı, neleri yapabileceği veya yapması gerektiğine ilişkin (ya da vatandaşın yapıp yapamayacağı şeylerle ilgili) hiçbir madde bulunmamalı.

      (Devlet doğal olarak bu anayasada kendisine yasaklanmamış olan herşeyi üstüne vazife edinebilir.)

    2. ۩

    3. Anayasa’da devletin görev konularıyla ilgili olarak bürokrasinin vatandaşın sırtından kullanabileceği tüm kaynak, mükellefiyet ve imtiyazların “”üst sınırı”" açıkça belirlenmiş olmalı, hiçbir mazeret devletin vatandaşından bunun üstünde bir kaynak toplayabilmesini sağlayacak yasalar çıkarmasına izin vermemeli.
    4. ۩

    5. Anayasa devlet’in bireylere ait herhangi “vatani görevler” tanımlamasına, ve “vicdanen reddedemeyeceği mükellefiyetler yüklemesine” izin vermemeli.

      Bürokrasinin vatandaşa angarya hizmet yükleyen herhangi görev tanımlamasına karşı kesin anayasal engeller olmalı.

    6. ۩

    7. Devletin paranın patronu olması, moneter politikalar izlemesi, borçlanma yapması, bütçe açığı vermesi, paranın değerini düşürebilecek emisyonlar yapması, kur ve faizlerle oynaması anayasa tarafından kesinlikle engellenmeli.
    8. ۩

    9. Devletin vatandaşın hem her türlü gelirinden ve hem de her türlü giderinden küçük dilimler halinde ve ancak toplamda üçte ikiye varan devasa büyüklükte bir pay alması anayasa tarafından engellenmeli. Devletin tüm gelir ve giderleri sadece belirli birkaç kalem mal üzerinden alınan bir marj ile sınırlı olmalı.

      Aksi halde devletin vatandaşın ürettiği (ve tükettiği) tüm katma değer üzerinde pay ve hak iddia etmesi sonucu muazzam bir denetim ve düzenleme faaliyetine yol açılmakta, ihtirasla ekonomik faaliyetlerde çok büyük bir kan kaybına yol açılmaktadır. Anayasa, devlet bürokrasisinin vatandaşın tüm ekonomik refahına göz dikmesine, denetim ve düzenleme iddiasıyla ticari ve endüstriyel faaliyetleri bozmasına, zayıflatmasına ve çürütmesine engel olmalı, devletin sadece hangi ekonomik faaliyetlerle ilgili vergilendirme, denetim ve düzenleme yapabileceğini ve fakat geri kalan hiçbir alana KARIŞAMAYACAĞINI açıkça belirlemeli.

    10. ۩

    11. Devlet, bireylere hizmet için var olduğu kabul edilen bir kurumsal (kurgusal) antite olduğuna göre vatandaş tarafından tahkir ve tezyif edilebilen bir hükmi şahsiyetinin de olması mümkün değil. Vatandaşın “devlete karşı suçlar” işleyebileceği varsayımına göre yasal düzenleme yapılması mantıksız. Devlet büyüklerine saygısızlık, halkı askerlikten soğutmak, türklüğü tahkir tezyif, kurumların manevi şahsiyetine hakaret gibi tüm tanımlar ve yasal düzenlemeler hukuksuz. Anayasa devletin bu tür suçlar üreten yasalar çıkartmasına engel olmalı. Birey devlet ve kurumları hakkındaki her türlü fikrini istediği en açık biçimde ifade edebilmeli.
    12. ۩

    13. Kamu kurum ve görevlilerinin vatandaşa hizmetlerinde kusur eksik ve yanlışları söz konusu olabilir. (Vatandaşın kamuya hizmeti sözkonusu olamayacağına göre aksi varit değil. Çünkü birey devlete hizmet için varedilmemiş, devlet bireye hizmet için varedilmiştir.) O halde birey ile kamu arasında bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda bu durum sadece kamu kurumu (veya görevlisinin) kusurunun tespiti ve telafisi için söz konusu olacaktır. Bu tespit ve telafi ancak kamudan bağımsız sivil bir denetim ve yargı aygıtının var olması ile mümkün. O halde kamu aygıtlarından tamamen bağımsız, kamuyu sürekli izleyip, gözetleyip denetliyebilen (ve yargılayıp cezalandırabilen) sivil kurumların anayasal olarak oluşturulmuş olması gerekir. Bu vb sivil kurumlar kişilerden çok bilgisayar yazılımları, kameralar, mikrofonlar gibi teknolojik aygıtlardan müteşekkil olmalı, başında (ombudsman türü) yetkili sivil kişiler bulunmalı.
    14. ۩

    15. Kamu kurum ve görevlilerinin hizmetleri ve faaliyetleri vatandaş tarafından 7/24 gözetim ve denetim altında olmalı, görevlilerin faaliyetlerini gizlemeye yönelik girişimleri suç sayılmalı. Kamunun tüm amacı vatandaşa hizmet ise eğer, bu hizmet gizlilikle yürütülemez. Devlet sırrı diye bir kavram hukuksuz. Kamu görevlilerinin tüm faaliyetleri 7/24 kayıt altında, “özel bir yetki gerektirmeden” tüm vatandaşlar tarafından istendiği anda gözetlenebilir durumda olmalı. Tüm kamu işyerlerinde (mobese türü) kameralar bulunmalı ve bunlar sürekli “”online”" halkın gözetimine açık bulunmalı.
    16. ۩

    17. Anayasada suç tanımı “herhangi birey veya bireylere zarar veren şey” olarak yeniden yapılmalı. Örneğin “manevi şahsiyetleri tahkir tezyif gibi” fikir ifadesine dayalı, gerçek kişi bir mağduru bulunmayan (dini kökenli, hal, tavır, kendini ifade, ahlak, cinsel tercihler gibi bireysel özgürlük alanlarını ihlal eden) suç tanımları yasalarla getirilememeli.
    18. ۩

    19. Suç sadece şahıslar arası, ya da şahıslarla kurumlar, ya da kurumlarla kurumlar arası ihtilaflar için söz konusu olabilir. Kamu bizzat taraf olmadığı herhangi bir konuda kendini taraf olarak davaya dahil edemez. Tarafların vazgeçtiği veya anlaştığı bir durum amme davası olarak sürdürülemez. Devletin kendisini zorla taraf haline getirmesine anayasa engel olmalı.
    20. ۩

    21. Kamunun yargı erki kendisine bağlı unsurlarını hem savcı hem yargıç, hem alt mahkeme hem üst, gibi farklı taraf ve konumların hepsinde birden konumlandıramamalı. Kamu yargısının nihayetlendirdiği bir dava eğer uluslararası mahkemeye gidip mahkum edilirse o zaman kararın tazammun ettiği yükümlülükler için hem ilgili yargı hem de yasama organı mensuplarına rücu edilmeli. Zararın kamu bütçesinden değil doğrudan ilgili sorumluları tarafından tazmini esas olmalı.
    22. ۩

    23. Anayasa devletle birey arasında bir tür sözleşme niteliğinde olduğundan, doğrudan devletlilerce (tek taraflı olarak) hazırlanıp halkın onayına sunulması adaletsiz bir uygulama. Anayasa taslağı tamamen devletten bağımsız sivil şahıslarca hazırlanmalı, ve amir tarafın “birey” olduğu ve devletle ilişkisinde devletin “işgören”, vatandaşın ise “işveren” konumunda olduğu hazırlanan metinde açıkça vurgulanmalı.
    24. ۩

    25. Ceza hukukunda devletin “işgören” konumundaki “kusurları” dışında bir konunun bireyle devlet arasında ve kamu tarafından herhangi bir yargı konusu edilemeyeceği açıkça belirtilmiş olmalı.
    26. ۩

    27. Yasama meclisi her ne kadar halk tarafından seçilmiş olsa dahi, tüm halkın nam-ı hesabına kamulaştırma, yeni denetim düzenleme alanları açma, teşkilat kurma, iktisadi yatırım yapma, borçlanma, vatandaşa yeni vergi ve yükümlülükler tayin etme, mevcut oranları arttırma gibi “bağlayıcı” kararlar alamamalı.
    28. ۩

    29. Ulaştırma alanında devletin denetleme, düzenleme yapma yetkileri ve özel imtiyazları olmamalı. Haberleşme ağları ile ilgili kamu imtiyazı öngören hiçbir yasa adil olamaz. Kamu güvenlik kişi kurum ve kuruluşlarının haberleşme hakları bireysel kişi, kurum ve kuruluşlarının haklarından farklı ve onların arkasında tanımlanamamalı. Kamu yetkilisine tanınan yetkilerin hepsi tüm sivil vatandaşlara da tanınmış sayılmalı. Sivil şahıslara sahip oldukları veya işlettikleri özel ağlar, cihazlar ve yazılımlarla ilgili özel görev ve yükümlülükler getiren yasalar çıkartılamamalı.
    30. ۩

    31. Kamu malı tüm halkın malı olup bürokrasi tarafından işletildiğinde en verimsiz sonuç alındığı herkesçe malum. O yüzden kamunun tüm üretim araçlarına, mülk ve tesislerine ilişkin yasama yürütme ve yargı faaliyetleri sadece gerçek değerlerini koruyarak “bir an önce özelleştirilmesi” gayreti anlamında yürütülmeli. Kamunun tüm ekonomik faaliyeti elindeki mevcutları gerçek değerini koruyarak özelleştirmek ve elde edilen kaynaklarla borçlarını tasfiye etmekle sınırlı olmalı. Tüm kamu borçlarının tasfiyesinden itibaren özelleştirmeden elde edilen gelirler kişibaşı eşit şekilde paylaştırılarak vatandaşların hesabına aktarılmalı. Özelleştirmede “en yüksek bedel ödeme” dışında hiçbir kriter uygulanmamalı.
    32. ۩

    33. Devlet kendi vatandaşına askeri operasyon yapamamalı, sıkı yönetim uygulayamamalı, dinine, diline, eğitimine, etnisitesine asla karışamamalı. Tek tip milli eğitim uygulanamamalı, uygulatılamamalı. Resmi tarih, coğrafya, din, dil, askerlik eğitimi verilememeli, bürokrasi tarafından bu konularda strateji dikte edilememeli. Devlet din görevlisi çalıştırıp din hizmeti verememeli. Asker nitelikli kişiler iç güvenlik hizmetinde çalıştırılamamalı. Devlet ithalat, ihracat ve üretime karışamamalı, ekonomik sektörlerden hiçbiriyle ilgili denetim ve düzenleme yapamamalı.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.