STRUMA Olayı

Tarihte Neler Oldu | canakci | Mart 3, 2012 at 6:03 pm

Struma'nın Sarayburnu açıklarındaki son görüntüsü.

İkinci Dünya Savaşı başladığı sırada tarafsızlığını ilan eden Romanya Krallığı, Fransa’nın düşmesi ve karışan iç siyaset sonucu iktidarı ele geçirerek ve Nazi tarzı bir yönetim kurmuş olan diktatör Ion Antonescu tarafından 1940 yazında Eksen (İtilaf) devletleri arasına katılmıştı. Polonya’lı Nazi’ler yürürlüğe koydukları Yahudi karşıtı yasaların benzerlerini müttefikleri Romanya’da da yürürlüğe koydular. 1941 yılında Romanya’nın Yaş şehrinde 4 bin Yahudi Nazilerce katledildi. İmkanı olan Romanya Yahudileri Filistin’e gitmeyi tek kurtuluş yolu olarak görmeye başladılar.

İkinci Dünya Savaşı sırasında itilaf devletleri arasında yer alan Romanya’dan o sıralar İngiliz mandası altında olan Filistin’e Yahudi mültecileri taşımak üzere tutulan STRUMA isimli gemi 12 Aralık 1941 günü Constanta (Köstence) limanından demir aldıktan sonra motoru defalarca bozulduğu için ancak 15 Aralık 1941 tarihinde İstanbul limanına kadar güç bela varabilmiş. Sarayburnu açıklarında 9 hafta bekletilen ve motoru sökülen gemi liman yetkililerince 23 Şubat gecesi içindeki sığınmacılarla birlikte boğazdan gerisin geri götürülerek Karadeniz’e çıkartılıyor. Oraya çıkartılmasından birkaç saat sonra da (24 Şubat sabahı) bir Sovyet Denizaltısı olan SHCH 213 tarafından torpidoyla vurularak batırılıyor. Kadın erkek ve 103 çocuktan oluşan 768 sivil sığınmacı ölüyor. İçlerinden sadece 19 yaşında bir gencin kurtulabildiği olay İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük sivil deniz zayiatı olarak tarihe geçti.

Alman ve Romen hükümetlerinin yanı sıra Türk, Rus ve İngiliz hükümetlerinin de suç ortağı oldukları ve insanların yaşam ve ölümlerinin büyük devlet büyüklerinin hiç umurunda bile olmadığını gösteren, bu inanılmaz olay sivil dünya halkları için bir ibret niteliğindedir.

İstanbul Limanında 9 hafta karantina altında tutulan Struma gemisindeki bir yolcunun oğluna mektubu.

1830 model bir motora sahip, 46 metrelik Panama bandıralı Bulgar malı bir kömür gemisi olan Struma, Romanya’daki revizyonist siyonist teşkilatları (Betar) tarafından Romen Musevi göçmenlerini Filistin’e taşımak üzere tutulmuştur. Gemide 10 mürettebat dışında yaklaşık 790 yolcu bulunmaktadır. İçlerinde bazı Betar üyeleri de bulunmakla beraber yolcuların çoğu yüksek bilet fiyatını ödeyebilecek durumdaki hali vakti yerinde Romen Yahudilerinden oluşmaktadır. Seyahat için Romen diktatör Ion Antonescu hükümetinden izin alınmıştır.

Yolcuların seyahat tarihinden önce gemiyi görmelerine izin verilmez. Gördüklerinde ise geminin umduklarından çok daha berbat durumda olduğunu anlayıp şok olurlar. Uyuma mahalleri oturmaya dahi izin vermeyecek kadar sıkışık durumdadır. Geminin sadece iki tane filikası bulunmaktadır. Yolculara motorun ondan da daha kötü durumda olduğu söylenmez. Tekne aslında Tuna Nehrinin dibinden çıkartılmış batık bir gemi hurdasıdır.

Köstence’de yola çıktıktan hemen bozulan motoru bir türlü doğru dürüst tamir edilemediğinden gemi üç gün sonra vardığı Sarayburnu açıklarına çekilerek demirlenir. Bu arada yolcuların kaderi hakkında hükümetler arası hızlı ve gizli bir görüşme trafiği başlamıştır. İngiliz hükümeti kontrolu altındaki Filistindeki Arap ayaklanmaları nedeniyle Yahudilerin ülkeye kitle halinde göçmelerini engelleme siyasetini sürdürmek istemektedir. Ancak bunu da resmen ve doğrudan yapmak yerine Türkiye’nin Refik Saydam hükümetini kullanarak yapmak ister. Türklere geminin ileri doğru hareketini engellemesini bildirir. Bu arada Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi de gemide salgın hastalık olduğu ihbarında bulunup yolcuların karaya çıkarılmamasını telkin eder.

Bunun üzerine Türkiye geminin ileri hareket etmesine de yolcularının gemiyi terk etmesine de izin vermez. Almanya ile müttefik olan Romanya da yola çıkmasına kendi izin verdiği gemiyi ülkesine geri kabul etmez.Haftalarca süren görüşmelerden sonra İngiliz hükümetinin onayı ile ellerinde Filistin pasaportu olup da süresi dolmuş durumda olan sadece birkaç yolcunun karadan Filistin’e gitmek üzere gemiyi terk etmesine izin verilir.

Yolculardan bir kadın da yaptığı düşük sonrası gemiden alınarak İstanbul’da bir hastaneye yatırılmıştır. Standard Oil isimli devasa Amerikan petrol şirketinin Romanya müdürü olan Martin Segal ve ailesi de ABD’nin ricası, ve ayni şirketin Türkiye temsilcisi Vehbi Koç’un Türk hükümeti nezdindeki girişimleriyle gemiden indirildi. Koç, bu aileyi gemiden kurtarabilmek için İçişleri Bakanı Faik Öztrak ve İstanbul Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil ile bir dizi görüşme yapmıştı.
9 hafta boyunca kıyıda demirli vaziyette bekleyen gemiye Kızılay ve İstanbul’daki Yahudi toplumu tarafından yardım malzemeleri ulaştırıldı. Kızılay’ın yardımları göstermelikti. Yardımları İstanbul’daki Yahudi toplumunun önderlerinden Simon Brod ve Rifat Karako organize ediyordu. Struma’nın arızalı olan motoru da tamir edilmek üzere söküldü.

12 Şubat günü İngiliz yetkililer gemidekiler arasında bulunan ve yaşları 11-16 arasında olan çocuklara Filistin pasaportu vermeye razı olurlar. Ancak, Filistin’e nasıl nakledilecekleri konusunda anlaşmazlık çıkar. İngiltere Hükümeti gemi vermek istemez, Türkiye de kara yoluyla gitmelerine izin veremeyeceğini beyan eder. Böylece çocuklar gemide kalırlar.

Gemi 1 no'lu konumdaki Sarayburnu açıklarından, Şile'nin 10 mil açığındaki 2 noktasına çekilip bırakılmış, oraya bırakılmasından sonraki birkaç saat içinde de vurularak batırılmıştır.

23 Şubat günü Türkiye ile İngiltere arasındaki görüşmeler çıkmaza girdi. Türk yetkilileri gemiye çıkarak geminin mavnalarla çekilmek suretiyle boğazdan gerisin geri götürülüp kıyıdan 10 mil açığa başıboş şekilde karadenize bırakılmasını sağladılar. Gemi bu şekilde çekilmekte iken durumu anlayan yolculardan bazıları geminin kenarından İstanbul Boğazı sakinlerinin okuyabileceği şekilde İngilizce ve İbranice “”BİZİ KURTARIN”” yazan pankartlar astılar.

24 şubat sabahı gemide büyük bir patlama oldu ve gemi battı. Gemiyi SC-213 borda no’lu Sovyet denizaltısı torpidolamıştı. Denizaltı komutanı olayı defterine şöyle yazmıştı;

“ Sc-213 denizaltısı … 24.2.1942 sabahı korumasız vaziyetteki düşman gemisi Struma’ya rastladı … Gemi 1118 metreden başarıyla torpidolandı ve batırıldı … Genç subaylar … Gemi Komutanı ve astsubaylar … ve torpidoyu ateşleyen Kızıl Filo denizcileri … cesaret örneği sergilemişlerdir. ”

 

Kıyıdaki gözetleme kulesinden olayı görüp “24 saat sonra” olay mahalline kürekli bir sandalla gelenler gemi enkazına tutunarak hayatta kalmış olan 19 yaşındaki bir genci bulup kurtardılar. 103 tanesi çocuk olmak üzere 768 sivil sığınmacı gemi yolcusu ve mürettebatı öldürülmüştü. Hayatta kalan tek kişi olan Romen genç Türk yetkililer tarafından gözaltına alınarak altı hafta boyunca sorgulandı. Daha sonra serbest bırakılarak Filistin’e gitmesine izin verildi.

Küçük bir gemide 9 hafta perişan halde bekletildikten sonra öldürülmesine karar verilen 103 çocuk dahil 768 sivilin anısına hazırlanan ceviz rölyef

Tags: , ,

1 Yorum

  1. Bethany diyor ki:

    81 13-2-11ErcanErtem diyo ki: ilk verilen tepki bilinç altına yerleşmiş bi yanma olduğu için olur eğer bu safhayı aşarsak gerçekten acı hissettiğimizi fark ederiz ve söndürürüz.. ama zaten insan o yanmanın gerçek acısını bir kez hissettikten sora bilinç altına yerleştirir o acıyı.. yani bilinç altındaki acıyı oluşturan gerçek acıdır.. +15Sizce bu cevap yeterli mi ?

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.