Lonca, Gedik, Oda

Sözlük | canakci | Eylül 14, 2012 at 6:20 pm

Lonca sisteminde mesleki geleceğiniz ağaların iki dudağının arasında idi. Onlar istemezse siz ağzınızla kuş tutsanız çıraklıktan yukarı çıkamazdınız.

Osmanlı sisteminde bir bölgede yaşayan esnaf ve zanaatkarların içinde yer almak zorunda oldukları meslek örgütlerine Lonca denmekteydi. 15nci yüzyılda ortaya çıkan ve temelini müslümanlara özgü bir yapılanma olan Ahilik esasından alan “Lonca” sistemi daha sonra Osmanlının gelişen çok dinli ve kozmopolit yapısına uyum sağlamak üzere 17nci yüzyılda “gedik teşkilatları”, 20nci yüzyılda ise “meslek odaları” sistemine dönüşmüştür. Orta öğretimde bize “Lonca” üretim ve işgücünün düzenlenmesinde önemli bir rol oynayan, tüketiciyi koruyan, kardeşlik, dayanışma, birlik (solidarite/uhuvvet) ve beraberliği teşvik eden çok olumlu bir müessese olarak anlatılıyor. Ama aslında bunların hiçbiri doğru değil.

Onbeşinci yüzyıldaki Lonca’lardan şimdiki Meslek Odalarına özde hiçbir önemli değişiklik olmamıştır denilebilir..

Meslekleri kategorize eden ve tüm çalışanları (yamak, çırak, kalfa, usta, üstad ve pir şeklinde) hiyerarşik olarak bir listede toplayan bu sistemde amaç iktidar tarafından sivil sosyal yapı ve serbest mesleki serbest rekabet yok edilerek tüm çalışanların içinde yer aldığı bir ekonomik yapının otoriter kontrol altında tutulmasından ibarettir.

İşyerleri ve çalışanlar kayıt altına alınıp, emir komuta zincirine dahil ederek vergilendirme ve otoriter yönetimde bazı kolaylıklar sağlanmaktadır. Ancak, bu sistemin tüketiciye ve çalışana hiçbir fayda sağlaması mümkün değildir.

Zamanla meslekler çok değişti ama bürokrasi ve iktidarın çalışanların kendi işlerini
nasıl yapacaklarını denetleme ve düzenleme arzusunda hiçbir azalma olmadı


Loncalarda da, daha sonra onun yerine gelen Gediklerde de ekonomik faaliyetlerin ve teknolojik gelişmelerin önü tıkalıdır. Adı üstünde “Gedik”kelimesi türkçede “tekel, imtiyaz” anlamına geliyor. Loncaların esas işlevi piyasa ve serbest rekabetin engellenmesidir. Fiyat tavanı mülki otorite tarafından (narh ile), tabanı ise lonca ağaları tarafından belirlendiğinden kalitenin ve maliyetin hiçbir önemi yoktur. Teknoloji geliştirme, maliyet düşürme, kalite ve verim artışı konuları ile hiç kimse uğraşmaz. Rekabet olmadığı için tüm bunlar anlamsızdır. İnovasyon yoktur. Yeni hiçbir şey ortaya çıkmaz. Yüz yıl önce üretilen mal ve yöntem ne ise yüz yıl sonrasında da odur.

Osmanlıda her çalışan kendi mesleğini ve rütbesini gösteren bir tür üniforma giymek ve askerlikteki gibi üstüne koşulsuz itaat etmek zorunda idi


Rekabet olmadığı için fiyat rekabetçi fiyatın 3-5, hatta kimi zaman 20 kat üstündedir. Kalite berbattır. Üreticinin birbirini denetleyerek kaliteyi yukarıda tutması tamamen bir efsaneden ibarettir. Çünkü böyle bir şey mümkün değildir.

Meslek erbabının birbirini kolladığı (müşterisine komşum siftah yapmadı, git ondan al dediği) de tamamen bir efsanedir. Gerçekte tüm meslek erbabı fırsatını buldukça birbirinin gözünü oyar. Komitacılık ve amire itaat esastır. Kaliteyi ucuza üretmenin zenaatkâra mesleki olarak hiçbir faydası yoktur.

Gedik sistemine göre sadece ellerinde imtiyaz fermanları olan kişiler sanat ve ticaret yapabilirdi. 1860 yılına kadar süren bu sistemde bir kişi çıraklıktan, kalfalıktan yetişip de açık bulunan bir ustalık makamına geçmedikçe( yani gedik sahibi olmadıkça) bir dükkân açarak sanat, ticaret yapamazdı. Çalışanının kariyerinde yükselmesi şansa, amirinin gözüne girmeye, biraz da rakip adayın kuyusunu başarılı olarak kazabilmeye dayalı olduğundan iş hayatı korkunç bir kabus gibidir.

Kapitalizme zıt olan bu sistem kapitülasyonlar sayesinde Osmanlı’nın yıkılışından önce (1860’da) tamamen çökmüştür. Alternatif noktalarda (özellikle de yurt dışında) üretilip getirilen kaliteli ve ucuz mallar Gedik tekellerini çökertmiş tüketiciyi ferahlatmıştır. İmtiyazcı tekel sisteminin çökmesi sonunda tüm çalışanlara ve üreticiye de fayda sağlamıştır. Ta ki cumhuriyetin kuruluşuna kadar… Son Osmanlı hükümetinin 1912 yılında resmen kaldırdığı lonca sistemi günümüzde 2004 tarih ve 5174 sayılı odalar/borsalar kanunu ile 2005 tarih ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları yasalarıyla hemen hemen tamamen ve aynen yeniden ihya edilmiştir denilebilir.

Oda, birlik, federasyon, konfederasyon biçimlerindeki bu örgütlenmelerin şu an bizdeki halleri için kullanılan evrensel terim “Devlet Organizeli Sivil Toplum Örgütü” GONGO. Yani sivil toplum örgütü görünümünde oldukları halde aslında devlet tarafından yasayla kurulup, gelirleri, çalışma biçimleri tamamen devlet tarafından düzenlenmiş kuruluşlardır. Bu tür örgütlenmenin gelişmiş ülkelerdeki emsallerinden tamamen farklı olarak sivil hiçbir tarafları yoktur. Yönetim seçimleri daima iktidarın vesayeti ve icazetiyle yapılır.

Bu örgütlerin gelirleri çoğu zaman sektörün ya da tüketicinin yararı için değil iktidar mensuplarının (özel uçak alınması gibi) bazı gayriresmi giderleri için kullanılabilir. İktidar (osmanlı sultanlarını kıskandıracak biçimde) bu örgütler üzerinden sektörde hangi işlerin nasıl yapılacağını ayrıntılı biçimde ve doğrudan kendi isteklerine göre idare eder.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.