Yaklaşmakta olan Mali Uçurum

Para, Devletler ve Biz | canakci | Kasım 23, 2012 at 4:12 pm

Global ısınma gibi, dünyayı yaşanmaz hale getirecek yeni bir felaket mi bu?.

Önce şunu sormamız lazım. Türkçe’de Mali Uçurum denince ABD’deki uçurum mu yoksa daha global bir felaket mi kasdediliyor?. Ve eğer kasdedilen ABD’deki uçurum ise kasdedilen oradaki Fiscal Cliff ve Financial Abyss terimlerinden hangisidir?.

Sanırım her ikisi birden. Terimler daha eski ama ona işaret eden güncel olayların kaynağı ABD. Dolar bir dünya parası olduğu ve ABD ekonomisi dünya ekonomisinin çekirdeğinde oturduğu için oradaki gelişmeler tüm dünyayı (ve Türkiye ekonomisini) önemli ölçüde etkileme özelliğine sahip. O yüzden küresel bir felaket işareti olarak da algılanabilir.

Normalde durgunluk ve işsizlik dönemlerinde maliye politikalarının genişletici yönde kullanılması, yani vergilerin azaltılması ve kamu harcamalarının artırılması (gaza basılması) beklenir. Aksine, böyle dönemlerde maliye politikaları daraltıcı yönde kullanılırsa, yani eğer hükümet frene basar, vergileri artırır ve kamu harcamalarını azaltılırsa, bu durum düzelmenin tam tersi yönünde etki göstererek, ekonomiyi daha da daraltır ve resesyona sokar. Büyüme azalır, işsizlik çözümsüz bir yola girer. Maliye politikasının bu özel durumu Mali Uçurum (Fiscal cliff) olarak adlandırılmaktadır.

Böyle bir durum ABD ekonomisinde ilk kez 1929 krizinden çıkış mücadeleleri sürecinde görülmüş. 1931-36 arasındaki New Deal politikaları ile birlikte Amerikan halkı üzerine yüklenen vergi artışları iş dünyasında yatırımcıların risk beklentilerini artırmış, halk tüketimlerini yeniden azaltmış, işverenler büyüme ve istihdam artırıcı faaliyetlere yönelik harcamalarını kısmıştı. Ve sonuçta istihdam ve büyüme azalmış, 1931’de %16 olan işsizlik oranları 1933’te %25’i ve 1938’de %20’leri göstermişti. Dönemin başkanı Franklin D. Roosevelt 1936 ve 1937’lerde ekonomiyi ikinci bir kez depresyona soktuğu için eleştirilmişti.

ABD ekonomisi 2007’de başlayan (ve 2008’de iyice derinleşen) krizden hala tam olarak sıyrılamadı. Yakın geçmişte ve özellikle şimdilerde de ABD ekonomisinin 2008 krizinden çıkış mücadeleleri sürecinde böyle bir tehlikeye gireceğinden endişe edilmektedir.

Bu endişenin temel nedeni, ABD’de 1 Ocak 2013’te bir kısım otomatik değişikliklerin yürürlüğe girecek olması ve bu değişikliklerin ekonomik dengeleri etkileyebilecek olmasıdır. Buna göre;
1. Yaklaşık 10 yıl önce yürürlüğe giren ve eski Başkan George Bush döneminden kalan gelir ve istihdam vergi indirimlerinin vadesi dolacaktır. Bunlar kısaca istihdam vergisi kesintileri ve orta sınıfı koruyucu vergiler ile bireyler ve iş dünyası için 50’den fazla geçici vergi kesintilerini içermektedir. İndirimlerin vadesi dolduğunda, hem zengin hem de orta ve dar gelirli mükellefler devlete daha fazla vergi ödemeye başlayacaktır. Vade dolduğunda, hiçbir şey yapılmadığı taktirde bile vergiler otomatikman artmış olacaktır.

2. Yürürlüğe girmesi beklenen bir diğer değişiklik ise kamu harcamalarında otomatik kesintilerin başlamasıdır. Kongre’de 2013 için 100 milyar dolar ve gelecek on yıl boyunca 1 trilyon dolar civarında bir harcama kesintisi kararlaştırılmıştı. Buna göre, 1 Ocak 2013’te kamu harcamalarında otomatik kesintiler başlayacak, sosyal programlarda tasarrufa gidilecek, işsizlik yardımları sona erecektir. Bunlar arasında yer alan sosyal programlar için, gelecek on yıl içinde 500 milyar dolara yakın otomatik bir kesinti yapılacağı tahmin edilmektedir. Kesintiler çoğunlukla yoksul ve orta sınıf işsiz kesimler üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Buna göre, 500 milyar doları 2013’te olmak üzere, potansiyel olarak on yıl içinde 7 trilyon dolar civarında bir kaybın ekonominin dışına çıkabileceği, bu yüzden büyümenin düşebileceği ve işsizliğin daha da artabileceği tahmin edilmektedir. Eğer hükümet mali uçuruma izin verirse, çeşitli tahminler 2013 yılında %3-5 arasında bir daralma olacağını ileri sürmektedir. IMF’e göre de sırf bu nedenle büyüme sıfır civarına düşebilir.

Öte yandan, eğer hükümet vergi kesintilerini uzatır ve harcamaları azaltmazsa, ekonomi mali uçuruma girmeyecek; ama bu defa genel devlet borçları Yunanistan’da olduğu gibi tehlikeli bir şekilde şişmeye ve, harcamaların önemli kısmı (%40 kadarı) borçlanmalarla finanse edilmeye devam edecek, bu da kamu açıklarını artıracak… Ve yine ekonomideki şiddetli daralma sonucunda ABD’de de Avrupa’dakine benzer bir borç krizi ortaya çıkabilecek ve tüm dünyayı etkileyebilecektir…
Bütün bunlar ekonominin ikinci bir kez daha ciddi bir resesyona doğru itilmesi anlamınadır. Bütün bunlara ilave olarak, küresel ekonomik tehditler de (euro bölgesi, Çin ve yükselen piyasalarda yavaşlamalar) ekonomideki bu olumsuzlukları arttırıcı yönde.

Mali uçurum tehlikesi karşısında iktidardaki Demokratlarla muhalefetteki Cumhuriyetçiler arasında tam bir anlaşmazlık var. Genel olarak Demokratlar vergi alınmasından ve kamu harcamalarının artırılmasından yana iken, Cumhuriyetçiler de vergilerin ve kamu harcamalarının azaltılmasından yana bir tavır sergiliyorlar.

ABD, GSYH miktarını son 10 yılda 10 trilyon dolardan 15 trilyon doların üstüne çıkarmış ve halen dünya ekonomisinin dörtte birinden daha fazlasını üreten bir ekonomidir. Kişi başına gelir de aynı süre zarfında 35 bin dolar civarından 50 bin dolara doğru yaklaşmış, 2008’deki 47 bin dolar 2012’de ise 49 bin dolar civarına yükselmiştir. Ancak bu süre zarfında işsizlik ve kamu borçları açısından toparlanmanın henüz kriz öncesi dönemlere geri dönemediğini de görüyoruz. 2000’li yıllarda %4-5 civarında seyreden işsizlik rakamları, 2010’da 9,6 ya çıkmış 2012’de ise sadece 8,2’ye kadar düşürülebilmiştir.

Euro bölgesinde ise 2007’de 7,6 olan işsizlik oranı, yükselerek 2012’de 11,01 düzeyine çıkmış bu bakımdan ABD’ye göre daha kötü durumda. Ancak, ABD de genel bütçe dengesi ve Borç/GSYH bakımından daha kötü durumda. Her halükarda Borç/GSYH hem AB hem de ABD için (%88 vs %102) çok tehlikeli derecede yüksek ve artmaktadır. AB krizinin derinleşmesi ve Çin, Brezilya ve diğer gelişmekte olan ekonomilerin büyümesinin zayıflaması da ABD ekonomisine olumsuz etki yapmaktadır. Özellikle son aylardaki bu tür gelişmeler, son zamanlarda ABD ekonomisine dair kimi yorum ve beklentilerin kötümser olmaya başlamasına, 2013 yılında 2008’i aratacak ikinci bir küresel kriz fırtınasının çıkacağını ilan etmesine neden olmaktadır.

Sırf ABD devleti ile ilgili Mali Uçurum (Fiscal Cliff) endişesinin ötesinde tüm dünyayı ilgilendiren daha geniş anlamda(genel) bir Mali Uçurum (Financial Abyss) endişesi de söz konusu. Bu endişe fantastik senaryolara dayalı soyut, hayali bir şey değil. Tamamen somut verilere dayanıyor. Gerçekten korkulacak bir felaketin habercisi. Tıpkı devletlilerin ve bürokrasinin güdümünde daha önce yaşanan büyük savaşlar gibi.

Temelde devletlerin yaptıkları ve ekonomiye geri dönüşü olmayan devasa harcamalar (savaş, silahlanma vb), borçlanmalar, karşılıksız üretilen hayali para okyanusu, kurumsallaşmış sahtekarlıklar, sistemleşmiş kandırma, korkutma kışkırtma düzeni bulunuyor. .

Vaktiyle değersiz madenlerden altın ürettiğini iddia eden alşimistlerin yaptığı gibi hayali para üretmeye ve bir cepten öbürüne hiç sezdirmeden para aktarmaya ve gözbağcılığına dayalı gelişmiş teknolojiler var. Üretilen gerçek değerler, aslı faslı olmayan hayali değerlerin kontroluna girmiş ve sürekli istismar edilir halde. Bürokrasilerin esas işi de bu istismar sistemini baki kılmak. Oysa bu mümkün değil.

Alın terimizle ürettiğimiz katma değerin karşılığı olarak cebimize koyduğumuz para halen bizim değil. Tapulu mal sahibinin kendisine ait değil. Sistem tüm bunların değerleri, esası ve etkisi üzerinde istediği gibi kumar oynama hakkına sahip. Böyle bir sistem olabilir mi?. Var iken sürdürülebilir mi ?

Şu anda ulus devlet bürokrasileri ve onların yetkilendirdiği kurumlar hala bir patlamayı erteleme, palavraya dayalı bir illüzyonu bir süre daha sürdürme gücüne sahipler. Ama daha ne kadar ?.

Önünde sonunda bir patlama mutlaka gerçekleşecek. Nükleer reaksiyondaki gibi zincirleme olarak tüm bankalar, para – kredi kuruluşları, maliye ve hazine bürokrasileri bunun altında kalacaklar. Ardından tüm ulus devletler, yasama, yürütme, yargı kurumları, onların milli paraları, iktisadi teşekkülleri, altyapıları, üstyapıları hepsi.

Bunun olmasını kim durdurabilir?. Merkel?, Obama?. G6, BM, IMF ?, Hiç kimse, ve hiçbir şey. Çünkü bu artık durdurulamaz bir doğa olayı. Şu anda oynayan tüm tavşanlar bir süre sonra yorulacak, ve artık hareket edemez hale gelecekler. Güven bunalımı sistemin her yerini saracak. Yer çekimiyle baş edemezsiniz. Kandırma, korkutma, kışkırtma sisteminiz ne kadar güçlü olursa olsun bunu yapmayı sonsuza kadar sürdürmeniz imkansızdır. Bu konudaki en güzel lafı Abraham Lincoln söylemiş “You can’t fool all of the people all of the time” (Herkesi sürekli kandırmak imkansızdır !)

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.