Devletin paraya karışması III/III.

Para, Devletler ve Biz | Murray Rothbard | Temmuz 29, 2013 at 5:05 pm

Bir ülke parasını altın standardından çıkartıp hiçbirşeye dayalı olmayan hükümet parasına (fiat para) dönüştürdüğünde bu para da piyasadaki para çeşitlerine eklenmiş olur. Altın, gümüş gibi emtia paraların yanısıra bağımsız hükümetlerin çıkarttığı fiat paralar da pazarda yer alır. Altın ve gümüşün nasıl piyasada bir değiş tokuş bedeli oluyorsa bunun da piyasada bir bedeli ve diğer paralara göre kur değeri ortaya çıkar. Piyasa tüm paralar için geçerli kur değerleri biçer. Fiat paraların olduğu bir piyasada da eğer serbest bırakılmış ise her dövizin diğerlerine göre dalgalanabilen bir kur değeri oluşur. İki paranın takas değeri sonuçta o paraların ifade ettiği alım gücünün karşılaştırmasını ifade eder ve ayrıca bunlar üzerinde oluşan arz talebe göre de bir kur çıkar. Bir para altına dayalı olmaktan çıkıp da “fiat para” haline gelmişse o paranın kalitesi ve istikrarına güven sarsılır. O paraya olan talep düşer. Paranın tedavüldeki miktarının altına dayalı ikenkine göre artışı daha apaçık görünür hale gelir. Altına göre ederi hızla aşağı düşer ve bu düşme sürekli olur.

Paranın değerindeki bu düşüş hükümet için utandırıcıdır ve ithalat yapanların canını yakar. Hükümet tüm prestijini, ve yasal yaptırım gücünü kendi fiat parasından yana koysa dahi halkın elinde altın paralar dolaştıkça bu durum hükümetin parayı temsil etmekteki gücüne karşı bir tehdit oluşturur.

Batı (Kentucky, Tennessee, Illinois ve Missouri) eyaletlerinde çıkan ABD’nin ilk ekonomik krizi devlet bankalarının fiat (değeri altına dayalı olmayan) para çıkarttıkları 1819-1821 yılları arasında olmuştu. Eyaletler çıkarttıkları yasalarla kendi paralarının arkasında durup o paraları tek yasal ödeme aracı haline getirmeye ve kimi durumlarda bu paraların değerini düşürebilecek diğer paraların kullanımını cezalandırmaya çalıştılar. Yüksek umutlarla girişilen tüm bu deneyler yeni paraların değerinin hızla düşmesine ve kullanılamaz hale gelmesine engel olamadı. Çabucak terk edilmek zorunda kalındılar. Daha sonra iç savaş sırasında ve sonrasında kuzeyde yeşil arkalı kağıt fiat paralar kullanımını sürdürdü. Ama, California’da halk bu paraları kullanmayı reddediyor, para olarak altın kullanmaya devam ediyordu.

Diğer eyaletler gibi California’da da devlet ödemeleri için bu kağıt paralar geçerliydi. Federal hükümete karşı bir güvensizlik veya düşmanlık da sözkonusu değildi. Yine de halkta kağıt yerine altına güven vardı. Yasal olarak her türlü borcun bu kağıt paralarla ödenmesi bir hak idi. Ama bu yasal hakkını kullanan bir ticaret erbabının ismi gazetede teşhir edilir, ve insanlar onunla iş yapmayı reddedip boykot ederlerdi. O yüzden tüm bu dönem boyunca California’da kağıt para kullanılmadı. ABD’nin geri kalan eyaletlerinde kağıt para kullanılmasına rağmen California’lılar alışverişlerini altınla yürüttüler.

Hükümet sonunda anladı ki halkın elinde altın oldukça kağıt para yerine altın kullanımının önüne geçilemeyecek. Altın yasaklandı. Halkın elinden toplanarak kamulaştırıldı. Sanayide ve süs maksadıyla kullanılabilecek çok küçük miktarlar dışında halkın elinde altın kalmaması sağlandı.

Fiat Para ve Gresham Yasası

Bir ülke parası hiçbirşeye dayalı olmayan hükümet parasına (fiat para) dönüştürüldükten sonra, ortaya çıkabilecek altın rekabeti de altın paralar “illegal ilan edilerek” yasaklandığında hükümetlerin önünde istedikleri kadar enflasyon yapabilmenin yolu engelsiz biçimde açılmış olur. Gelebilecek tek tehdit paranın patlayarak hiper-enflasyon durumunu ortaya çıkarmasıdır. Hiper-enflasyon eğer halk hükümetin enflasyon yapmakta kararlı olduğunu anlar ve kendi kaynaklarının enflasyon vergisiyle yok olup gitmesine engel olmak üzere eline geçen her parayı anında harcama kararını eyleme geçirirse ortaya çıkar. Ortaya bir hiper enflasyon durumu çıkmadıkça hükümet parayı ve enflasyonu birlikte idare etmeyi başararak bunu sorunsuzca sürdürebilir. Yine de bu durumun bazı sorunları olacaktır. Çoğu zaman hükümetlerin herhangi bir sorunu gidermek üzere önlem aldıkları her durumda olduğu gibi bir sürü beklenmedik yeni sorunu daha ortaya çıkartacaktır.

Fiat paraların olduğu, her ülkenin kendi milli parasının geçerli bulunduğu bir ortamda uluslararası paralara dayalı olan uluslararası iş bölümü aksar. Ülkeler kendi otarşik birimlerine ayrışma eğilimine girerler. Para sisteminin olmaması ticareti daha da kötü aksatır. Ülkelerin tümünde hayat standardı geriye gider. Kurlar dalgalanmayabırakılır, yani her ülkenin parası diğerleri karşısında serbestçe dalgalanmaya başlar. Diğer ülkelerden daha hazla enflasyon yaşamakta olan bir ülke artık altın kaybından korkmaz. Ancak, daha başka istenmedik sonuçlarla karşılaşacaktır. Parasının diğer paralar karşısındaki (Kur) değeri düşer. Bu sadece utandırıcı değil, bu düşüşün devam edeceğinden endişe eden vatandaşlar için çok rahatsız edicidir de. İthal malların fiyatı hızla yükselir. Uluslararası ticarette payı yüksek olan ülkeler için bu durum çok hayatidir.

Hükümetler buna çözüm olarak kurların serbestçe dalgalanmasını yasaklamaya geçtiler. Kurları gelişigüzel belirlenmiş oranlarında sabitlemeye çalıştılar. Gresham yasası bize herhangi birşeyin fiyatının gelişigüzel sabitlenmesi durumunda neler olacağını söylemektedir. Değeri sabitlenen para serbest piyasa fiyatında olmayacağından pahalı hale gelecektir. Hükümetler genellikle (prestij nedeniyle) paralarının değerini ederinden fazla tutma eğilimindedirler. Bu yapıldığında insanlar bir an evvel ellerindeki pahalı parayı verip ederinden daha ucuz fiyatlı olan parayı almaya çalışırlar. Sözgelimi çoğu ülke parasını dolara göre pahalı tuttuğundan uluslararası piyasada dolar kıtlığı başgösterir.

ABD’de 1929 ortalarında başlayan büyük ekonomik kriz daha önce emsali hiç görülmemiş boyutlarda idi. Ülkenin dolar cinsinden gelirleri ekonominin dibe vurduğu 1933’den önce yarı yarıya azalmıştı. Toplam üretim üçte bir düşmüş, işsizlik daha önce hiç görülmedik şekilde ülkedeki işgücünün %25’ine ulaşmıştı. Üstelik felaket dünyanın geri kalanı için de hiç ondan eksik değildi. Ekonomik kriz Almanya’da Adolf Hitler’in iktidara gelmesine, ve birinci dünya harbinin başlamasının önünün açılmasına yol açtı. Japonya’da “daha büyük doğu asya zenginlik çevresi” yaratmaya soyunan askeri klik güç kazandı. Çin’de ise hükümeti son hiperenflasyonun daha da hızlanmasına yol açacak parasal değişiklikleri yapmaya zorlayarak ÇangKayŞek iktidarının sonunun gelmesi ve komünistlerin işbaşına gelmelerine yol açtı.

Ekonomik Krizin Anatomisi

Ekonomik kriz, insanların fikirler dünyasında da kapitalizmin dengesiz bir sistem olduğu ve daha da ciddi ekonomik krizlere yol açmasının kaçınılmaz olacağı şeklinde bir inancın ağırlık kazanmasına yol açtı. O sıralarda entelektüeller arasında gittikçe daha fazla revaç bulan “hükümet daha aktif bir rol oynamalı” fikrine halk da inandırıldı. Bu fikre göre devlet özel sektörün regüle edilmemiş, (düzenlenmemiş) olmasından kaynaklanan istikrarsızlıkları düzeltmek ve düzenlemek üzere harekete geçmeliydi.

Halkın gözünde hükümetin rolü ile özel sektörün rolleri arasındaki orantının nasıl olması gerektiği konusundaki kavram değişikliği o günden ta bu güne gelinceye kadar hükümetlerin hızlı büyümelerinde önemli bir katalizör olmuştur.
Depresyon profesyonel ekonomistlerin görüşlerinde de derinden etkileri olan bir değişiklik yaratmıştır. Ekonomik çöküntü uzun süreden beri geçerli olup 1920’lerde daha da güçlenmiş olan “parasal politikaların ekonomik istikrarı arttırmada güçlü bir araç olduğu” görüşünü yerle bir etti. Ekonomistlerin görüşleri yirminci yüzyılın büyük ekonomistlerinden biri olan John Maynard Keynes’in alternatif bir teorisi olan ve tamamen öbür uçta bulunan “para önemli değil” istikametine kaydı.

2008 Kasımında, bir önceki yılın ayni ayına göre Türkiye'nin sanayi üretiminde %13.3 düşme yaşandı. Bu düşme aralık ayında %17.6 oldu. Özellikle imalat sanayiinde düşüş %19.9 olmuştu. Beyaz eşya üretimi %57, otomotiv üretimi %52 azaldı. Üretimdeki bu azalma hem yurt dışı hem de yurt içi talepte yaşanan azalmadan kaynaklanmakta idi ve tamamen hükümetin faizleri yüksek, TL'yi değerli tutma şeklindeki aldığı hatalı ekonomik önlemlerin bir sonucu idi.

Keynesçi devrimler sadece ekonomi mesleğini ele geçirmekle kalmadı, hükümetlerin ekonomiye çok daha ileri boyutta müdahale etmelerinin gerekçesini ve reçetesini de hazırlamış oldu.

Hem halkın, hem de ekonomi mesleğinden olanların görüşlerindeki bu kayma aslında gerçekte ne olmuş olduğu konusundaki temel bir yanlış anlamadan kaynaklanmakta idi. O sıralarda pek az kişinin görebildiği gerçeği biz şimdi biliyoruz.

Kriz özel girişimin yanlışından değil, daha en baştan beri sorumluluğu hükümette bulunan ve ABD anayasasının Madde 1.8’de :

“para basmak ve bu suretle diğer paralara göre olan kur değerini belirlemek”

şeklinde tanımlanan ve hükümete verilen anayasal görevin yürütülmesinde yapılmış olan ciddi hatalardan kaynaklanmakta idi. Bu konulardaki görev ve sorumluluk tamamen hükümetin idi. Ne yazıktır ki para idaresindeki hükümet başarısızlığı sadece eskiden olmuş bir tuhaflık değil bugün bile hala süren bir realitedir.

Yorum gönder

Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.